İran ile ABD arasında yaşanan savaşın ardından Körfez ülkelerinde güvenlik politikaları yeniden şekillenmeye başladı. Uzun yıllardır askeri koruma ve savunma teknolojileri konusunda büyük ölçüde ABD'ye bağımlı olan bölge ülkeleri, son gelişmelerle birlikte alternatif arayışlarına hız verdi. Bu süreçte Türkiye, savunma sanayisindeki yükselişi ve geliştirdiği teknolojilerle Körfez'in dikkatini çeken başlıca ülkelerden biri haline geldi.
ABD merkezli Arapça yayın yapan Al Hurra televizyonunda yayımlanan ve Leo Goldberg imzasını taşıyan "İran Savaşı'nın ortaya çıkardığı zafiyetler sonucu Türkiye Körfez'deki savunma varlığını güçlendiriyor" başlıklı analizde, bölgedeki yeni güvenlik gerçekliğinin Türkiye'nin stratejik önemini artırdığına dikkat çekildi.
"HIRPALANMIŞ KÖRFEZ TÜRKİYE'YE YÖNELİYOR"
Haberde, İran savaşı sonrasında Körfez ülkelerinin kendilerini daha kırılgan bir güvenlik ortamında bulduğu ve ABD'ye olan bağımlılıklarının eksikliklerini daha net şekilde gördükleri ifade edildi. Özellikle İran'ın savaş sırasında kritik altyapıları hedef alan saldırılarının, Körfez başkentlerinde ciddi güvenlik kaygılarına neden olduğu belirtildi.
Analizde, "İran Savaşı'ndan yaralı ve hırpalanmış şekilde çıkan Körfez ülkeleri, yeni güvenlik gerçekliğiyle başa çıkmak için Türkiye'ye yöneliyor" değerlendirmesine yer verildi. Bölge ülkelerinin artık yalnızca geleneksel savunma ortaklarına güvenmek yerine, daha esnek, hızlı ve erişilebilir çözümler sunan alternatif tedarikçilere yöneldiği kaydedildi.

TÜRKİYE'NİN ERİŞİLEBİLİR SAVUNMA TEKNOLOJİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
Haberde, Türkiye'nin geliştirdiği savunma sistemlerinin maliyet, teknoloji ve operasyonel etkinlik açısından Körfez ülkeleri için cazip bir seçenek haline geldiği vurgulandı. Uzman görüşlerine yer verilen değerlendirmede, Körfez ülkelerinin savunma teknolojilerini çeşitlendirme arayışında olduğu ve bu durumun Türkiye için önemli fırsatlar oluşturduğu ifade edildi.
Bir uzman, Türkiye'nin bölge ülkelerinin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türkiye, bu devletlerin karşı karşıya kaldığı tehditler için doğru fiyatta ve doğru teknoloji seviyesinde teçhizat sağlıyor."
Uzmanlar ayrıca Ankara'nın Körfez Arap ülkeleriyle sürdürdüğü normalleşme sürecinin, savunma iş birliklerini daha da ileri taşıyabilecek bir zemin oluşturduğuna dikkat çekti.
TÜRK İHA'LARI VE HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİNE YOĞUN İLGİ
Haberde özellikle Türk savunma sanayisinin geliştirdiği insansız hava araçlarına ve kısa menzilli hava savunma sistemlerine yönelik ilginin hızla arttığına işaret edildi. Özellikle BAYKAR tarafından geliştirilen İHA sistemlerinin, İran'ın düşük maliyetli ve yoğun şekilde kullanabildiği füze ve kamikaze dron tehditlerine karşı etkili çözümler sunduğu belirtildi.

Analizde, bu sistemlerin "İran'ın ucuz ve bol miktardaki füzeleri ile insansız hava araçlarına karşı en etkili savunma sistemleri arasında görüldüğü" ifade edildi. Türkiye'nin küresel silahlı insansız hava aracı pazarında yüzde 65'lik paya sahip olduğu ve bu kapasite sayesinde yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de önemli bir askeri teknoloji merkezi haline geldiğinin altı çizildi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ ANKARA İLE SAVUNMA İLİŞKİLERİNİ DERİNLEŞTİRİYOR
Haberde, Türkiye'nin 1952 yılından bu yana NATO üyesi olması ve Batı güvenlik mimarısının bir parçası olarak faaliyet göstermesinin de Körfez ülkeleri açısından önemli bir güven unsuru oluşturduğu belirtildi.
Bu kapsamda geçtiğimiz ay Kuveyt Savunma Bakanı Şeyh Abdullah Ali Abdullah Al-Salem Al-Sabah ile Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı Başkanı Haluk Görgün arasında savunma iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bir niyet mektubunun imzalandığı hatırlatıldı. Bunun yanında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın da Ankara ile savunma ve silah anlaşmalarını güçlendirmek için yeni girişimlerde bulunduğu aktarıldı.
ABD'NİN SAVUNMA ŞEMSİYESİ SORGULANIYOR
Analizde, Körfez ülkelerinin on yıllardır İran'a karşı askeri koruma konusunda büyük ölçüde ABD'ye bağımlı olduğu ancak son gelişmelerin bu güvenlik mimarisini tartışmaya açtığı ifade edildi.

İran saldırıları sırasında Washington'ın sunduğu bazı savunma sistemlerinin hantal ve verimsiz kaldığına ilişkin değerlendirmelere yer verilen haberde, bu durumun Washington'daki siyasi belirsizliklerle birleşince ABD-Körfez savunma ortaklığındaki eksiklikleri daha görünür hale getirdiği belirtildi.
Uzmanlar, "İran'daki savaş birçok şeyi ortaya koydu" değerlendirmesinde bulunarak bölge ülkelerinin artık daha çeşitli güvenlik ortaklıkları kurmaya yöneldiğini ifade etti.
TÜRKİYE BÖLGESEL DENGE UNSURU OLARAK GÖRÜLÜYOR
Haberde ayrıca Türkiye'nin artan öneminin yalnızca savunma sanayiyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dengelerde de yeni bir rol üstlendiği belirtildi. Analizde, son yıllarda bazı Körfez ülkelerinin İsrail'i güvenilir bir bölgesel ortak olarak görmediği ve Ankara'nın bu noktada alternatif bir denge unsuru olarak öne çıktığı ifade edildi.
Türkiye'nin İsrail'e yönelik politikalarının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tel Aviv yönetimine ilişkin açıklamalarının, İsrail'in bölgesel etkisinden rahatsızlık duyan Körfez ülkeleriyle Ankara arasındaki yakınlaşmayı güçlendirdiği değerlendirildi.
Haberde, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinin Körfez ülkelerine hem iç güvenliklerini güçlendirme hem de bölgesel dengeleri yönetme açısından çifte avantaj sağlayabileceği belirtilerek, son dönemde artan savunma ortaklıklarının bu stratejik yaklaşımın somut göstergesi olduğu ifade edildi.