ABD’nin Venezuela operasyonun hukuki boyutu, küresel dengelere etkisi ve Washington’un bundan sonraki hamleleri tartışılırken, konu İKNA Düşünce Kuruluşu Başkanı Abdulkadir Ünal, ABD'nin hedeflerini ve operasyonun arka planına ilişkin dikkat çeken tespitlerde bulundu. Ünal’ın değerlendirmelerine göre Venezuela operasyonu, tekil bir hamle değil; ABD’nin yeni küresel stratejisinin açık bir göstergesi.

“AMERİKA ARTIK KİMSEYİ İKNA ETME GEREĞİ DUYMUYOR”

Ünal, ABD’nin geçmişte benzer operasyonları uluslararası kamuoyunu ikna edecek gerekçelerle yürüttüğünü, ancak bu kez farklı bir döneme girildiğini savundu. 11 Eylül ve Pearl Harbor gibi örnekleri hatırlatan Ünal, Venezuela özelinde ise “narko-terör” suçlamasının bir bahane olarak öne sürüldüğünü dile getirdi.

Ünal’a göre asıl kırılma noktası, ABD’nin artık dünya kamuoyunu ikna etmeye çalışmaması. “Amerika, kendi iç hukukunu gerekçe göstererek doğrudan müdahale edebileceği bir zemin oluşturdu. Fentanil tehdidini neredeyse bir kitle imha silahı statüsüne taşıyarak Senato onayı olmadan harekete geçme yolunu açtı” değerlendirmesinde bulundu.

İLGİLİ HABER

ABD’DEN BM DAHİL 66 ULUSLARARASI KURULUŞTAN ÇEKİLME KARARI!

GAZZE ETKİSİ VE KÜRESEL TEPKİSİZLİK ABD’Yİ CESARETLENDİRDİ

Programda Gazze’de yaşananlara da dikkat çeken Ünal, uluslararası toplumun tepkisizliğinin ABD’nin daha pervasız adımlar atmasına zemin hazırladığını savundu. Ünal, “Gazze’de yaşananlara karşı devletler düzeyinde ciddi bir yaptırım uygulanmaması, Washington’a ‘neden ikna edeyim’ sorusunu sordurdu” ifadelerini kullandı.

PETROL GEREKÇE, ASIL HEDEF SİSTEM

Venezuela’nın devasa yer altı kaynaklarına sahip olduğuna işaret eden Ünal, petrolün görünen gerekçe olduğunu ancak asıl meselenin küresel sistemin yeniden şekillendirilmesi olduğunu belirtti. Mevcut dünya düzeninin artık sürdürülemez hale geldiğini savunan Ünal, finans sisteminin devletlerin kontrolünden çıkmasının bu süreci hızlandırdığını söyledi.

“Amerika, merkezinde olduğu dünya sistemini bizzat kendi eliyle yıkıyor” diyen Ünal, Birleşmiş Milletler ve NATO gibi uluslararası yapıların da bu süreçten ciddi şekilde etkilendiğini vurguladı.

ABD KENDİ KITASINA ÇEKİLİYOR

Ünal’ın analizinde öne çıkan başlıklardan biri de ABD’nin kontrollü geri çekilme stratejisi oldu. Afganistan’dan çıkış, Orta Doğu’dan uzaklaşma çabası ve Avrupa’daki askeri yükü azaltma girişimlerini bu stratejinin parçası olarak değerlendiren Ünal, Washington’un “altın kubbe” benzeri savunma projeleriyle kendi kıtasını güvence altına almak istediğini söyledi.

Bu kapsamda Grönland, Kanada, Meksika, Kolombiya ve Venezuela gibi ülkelerin ABD’nin yeni odak alanları haline geldiğini dile getirdi.

“ARKA BAHÇE” DOKTRİNİ GERİ Mİ DÖNÜYOR?

ABD’nin Latin Amerika’yı yeniden arka bahçe olarak gördüğünü savunan Ünal, bu yaklaşımın uluslararası hukuku hiçe sayan bir çizgiye evrildiğini ifade etti. Devlet başkanlarının dokunulmazlığının göz ardı edilmesinin, Birleşmiş Milletler ilkeleriyle açıkça çeliştiğini belirtti.
Ünal’a göre bu durum, dünyada kaos ve düzensizlikten beslenen yeni bir sürecin habercisi.

2030’A KADAR KAOS, SONRASINDA YENİ DÜZEN

Programda yeni dünya düzenine de değinen Ünal, 2030’a kadar sürecek bir geçiş ve kaos dönemi öngördüklerini ifade etti. Tek merkezli sistemden çok merkezli ve çok kutuplu bir yapıya geçildiğini savunan Ünal, Türkiye’nin bu süreçte en hazırlıklı ülkelerden biri olduğunu söyledi.

TÜRKİYE VURGUSU VE BÖLGESEL DENGE

Türkiye’nin küresel güç mücadelesinde önemli bir aktör olduğuna dikkat çeken Ünal, Ankara’nın hem ABD hem de diğer küresel güçlerle dengeli bir ilişki yürütmek zorunda olduğunu vurguladı. Özellikle Suriye, Doğu Akdeniz ve İsrail denkleminde Washington ile kurulan ilişkilerin stratejik önemine işaret etti.

“BU BİR MESAJ OPERASYONU”

Maduro’nun gözaltına alınma sürecine ilişkin görüntülerin de bilinçli bir mesaj taşıdığını savunan Ünal, bunun diğer ülkelere yönelik açık bir gözdağı olduğunu ifade etti. “İstediğim lideri, istediğim zaman alabilirim” mesajının özellikle Latin Amerika ülkelerine verildiğini dile getirdi.

Kaynak: Kanal 5