Adem Canözer, Türkiye'de durmadan yağan yağmurun ABD/İsrail-İran savaşıyla ilgili olduğunu iddia etti. Canözer, “ İsrail'de yağışın yönünü etkileyen teknolojiler var. Hava sahalarının kapatılması nedeniyle bu teknolojinin şu an devre dışı kaldı ve bu nedenle yağışların yeniden kuzeye kaydı.” diyerek CIA’nın hava kontrol etme planını akıllara getirdi.
“SAVAŞ YAYILDIKÇA YAĞIŞLAR ARTIYOR”
Canözer, sosyal medya ve paylaşımlarında Türkiye’deki yağış artışını detaylı biçimde yorumladı. Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana gibi güney illerinin “yağışa doyduğunu”, İstanbul’da ise yağmurun neredeyse hiç durmadığını belirtti. Ankara ve Bakü’den de benzer yoğun yağış raporları geldiğini ifade eden Canözer, “Ortadoğu’da savaş yayıldıkça Türkiye’de yağışlar artmaya başladı. Sadece Türkiye’de değil, Azerbaycan’da da aynı durum yaşanıyor” dedi.
Canözer’in dikkat çektiği noktalardan biri, hava sahalarının kapatılması nedeniyle müdahale imkânının ortadan kalkması. “Bulutlar vardı ama yağış yoktu. Savaş başladığında ise yağışlar arttı. Hava sahaları kapalı olduğu için havadan müdahale imkânı kalmadı” değerlendirmesini yaptı.

İRAN’DAN GELEN ESKİ SUÇLAMALAR
Canözer, iddialarını desteklemek için İran yetkililerinin geçmiş açıklamalarına da işaret etti. 2011 yılında dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, Batılı ülkeleri “gelişmiş hava modifikasyonu teknolojileriyle” İran’da kuraklığa neden olmakla ve yağışları “çalmakla” suçlamıştı. Ahmedinejad, Avrupa ülkelerinin özel ekipmanlarla bulutları boşalttığını ve yağışlı bulutların İran’a ulaşmasını engellediğini öne sürmüştü.
Benzer şekilde, 2021 yılında İran Sivil Savunma Kurumu Başkanı General Gholam Reza Jalali, “İsrail ve bölgedeki komşu bir ülkenin” İran’ın bulutlarını “kısırlaştırdığını” iddia etmişti. Canözer, bu “komşu ülkenin” Suudi Arabistan olabileceğine dair iddialara da dikkat çekerek, “Bu ülkeler kendi kuraklıklarını gidermek için çevre coğrafyalara zarar veriyor olabilir mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

CIA BELGELERİ VE OPERATİON POPEYE
Canözer’in iddialarını güçlendiren diğer bir unsur, Soğuk Savaş dönemine ait gizliliği kaldırılmış CIA belgeleri oldu. 18 Mart 1965 tarihli belgelerde, ABD’nin atmosferi manipüle etme ve bu teknolojileri askeri amaçlarla kullanma çalışmaları ele alınıyor. Belgelerde, kasırgaların rotasını değiştirme, kutup bölgelerindeki buzulları eritme ve deniz seviyelerini yükseltme gibi radikal senaryoların tartışıldığı görülüyor.

Vietnam Savaşı sırasında yürütülen ve binlerce sortiyi kapsayan Operation Popeye, gümüş iyodür kullanarak muson yağışlarını uzatmayı ve düşman lojistik hatlarını çamura bulamayı hedefliyordu. CIA belgeleri, atmosferi kontrol etmenin nükleer silahdan daha kritik bir stratejik üstünlük sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, böyle bir müdahalenin dünyanın başka bölgelerinde geri dönülemez felaketlere yol açabileceğini belirtse de, jeopolitik rekabetin risklerin önüne geçtiği ifade ediliyor.

TÜRKİYE’DE YAĞIŞLAR TESADÜF MÜ?
Canözer, tarihsel örnekler ve İran yetkililerinin açıklamalarını bir araya getirerek soruyu kamuoyuna yöneltiyor: “Savaş yayıldıkça yağmurların artması tesadüf mü, yoksa hava sahalarının kapanmasıyla havadan müdahale imkânının ortadan kalkması mı etkili oldu?” Yazar, kesin bir yargı vermekten kaçınsa da, konuyu “iklim savaşı” ve “hava silahı” tartışmalarına taşıyor.
Canözer’e göre, Türkiye’de uzun yıllar kuraklık yaşanmıştı. Bulutlar var ama yağış yoktu. Ancak bu yıl, Ortadoğu’daki savaşın yayılmasıyla birlikte, Kilis’ten Adana’ya kadar güney illerinde aşırı yağışlar yaşandı ve İstanbul’da yağmur neredeyse durmadı. Ankara ve Bakü’den de benzer raporlar geldi.

Yeni deklasifiye edilen CIA belgeleri, Washington yönetiminin atmosfer olaylarını askeri bir silah olarak kullanmayı planladığını gözler önüne serdi. Belgelerde, bulut tohumlama, yapay sağanak yağışlar ve fırtına yönlendirme gibi yöntemlerle doğaya hükmetme çabaları detaylandırılıyor. Raporda, hava kontrolünün atom bombasından daha kritik bir stratejik üstünlük olarak görüldüğü belirtiliyor. Belgelerde ayrıca kasırgaların yönünü değiştirme, kutuplardaki buzları eritme ve deniz seviyelerini yükseltme gibi radikal fikirler tartışılmış, ancak olası geri dönülemez etkiler uyarısı da yapılmış.
İKLİM Mİ, HAVA SİLAHI MI
Türkiye’de durmaksızın yağan yağmur, yalnızca meteorolojik bir durum değil; yazar Adem Canözer’in işaret ettiği gibi jeopolitik gelişmelerle ilişkilendirilen tartışmalı bir fenomen olarak değerlendiriliyor. Ortadoğu’daki savaş, hava sahalarının kapanması ve geçmişte belgelenmiş hava manipülasyonu çalışmaları bir araya geldiğinde, halk ve uzmanlar arasında “doğa mı, yoksa teknoloji ve strateji mi?” sorusunu gündeme getiriyor.