Yunan siyasetçi ve eski Avrupa Parlamentosu üyesi Giorgos Kyrtsos, Başbakan Kiryakos Miçotakis’i hedef alan açıklamalarda bulundu. Kyrtsos, İsrail’in Girit açıklarında gerçekleştirdiği müdahaleye Atina’nın sessiz kaldığını savunarak, hükümetin bu duruma dolaylı olarak izin verdiğini öne sürdü.

Kyrtsos, hükümetin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yakın ilişkilerine dikkat çekerek, bu politikanın Yunanistan açısından ciddi bir stratejik hata olduğunu dile getirdi. Açıklamalarında, hükümetin dış politikada izlediği çizginin ülke ekonomisine de olumsuz yansıdığını savundu.

TÜRKİYE VURGUSU: “MAZLUMUN SESİ OLDU”

Kyrtsos, Türkiye’nin İspanya ile birlikte İsrail’in müdahalesine yönelik kınama yayımlamasını da değerlendirdi. Türkiye’nin süreçte daha aktif bir tutum sergilediğini belirten Kyrtsos, Atina yönetiminin ise saldırıyı açık şekilde eleştirememesini sert sözlerle eleştirdi.

Yunan siyasetçi, Türkiye’nin aktivistlere sahip çıkan bir yaklaşım benimsediğini ifade ederken, Yunanistan’ın uluslararası kamuoyu nezdinde zayıf bir görüntü verdiğini ileri sürdü.

Sumud Kapak

“YUNANİSTAN ARAÇ HALİNE GETİRİLİYOR”

Tartışmalara katılan eski Yunan diplomat Byron Matarangas ise daha farklı bir çerçeve çizdi. Matarangas, İsrail’in bölgesel dengelerde Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı bir araç olarak kullanabileceğini öne sürdü.

Ancak mevcut siyasi tabloda Atina yönetiminin hareket alanının sınırlı olduğunu savunan Matarangas, hükümetin bu denge içinde sıkıştığını dile getirdi.

“TÜRKİYE’NİN TUTSAĞI GİBİYİZ”

Yunan kamuoyundaki rahatsızlığı çarpıcı bir ifadeyle özetleyen Matarangas, ülkede oluşan psikolojik atmosfere dikkat çekti. Yunan vatandaşlarının kendilerini dış politikada etkisiz hissettiğini belirten eski diplomat, “Türkiye’nin tutsağı gibiyiz” sözleriyle tartışmayı daha da derinleştirdi.

Yaşanan gelişmeler, Yunanistan’da dış politika tercihleri üzerine yeni bir tartışma başlattı. Muhalefet ve bazı eski devlet yetkilileri, hükümetin İsrail ile ilişkilerinde daha dengeli bir tutum sergilemesi gerektiğini savunurken, mevcut yaklaşımın ülkenin uluslararası konumunu zayıflattığı görüşünü dile getirdi.

NE OLMUŞTU?

29-30 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan “Küresel Sumud Filosu”na İsrail donanmasının müdahalesi, hem hukuki hem de siyasi boyutlarıyla tartışmaların odağına yerleşti. Olay, Yunanistan’a bağlı Girit Adası açıklarında, uluslararası sularda gerçekleşti.

“Küresel Sumud Filosu”, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla organize edilen çok uluslu bir girişim olarak dikkat çekti. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeden aktivistlerin yer aldığı filo, İspanya’nın Barcelona limanından hareket ederek Akdeniz üzerinden Gazze’ye ulaşmayı hedefliyordu.

Yüzlerce aktivistin katıldığı organizasyonda yaklaşık 20’den fazla teknenin yer aldığı belirtilirken, filonun sivil bir insani yardım girişimi olduğu vurgulandı.

Sumud Gözaltı

MÜDAHALE ULUSLARARASI SULARDA GERÇEKLEŞTİ

29-30 Nisan 2026 gecesi yaşanan olay, Girit Adası’nın kuzeybatısında, Yunan kara sularına yaklaşık 50 ila 54 mil mesafede meydana geldi. Bölgenin Yunanistan’ın arama-kurtarma sahası içinde yer aldığı ancak uluslararası sular statüsünde olduğu ifade edildi.

İsrail donanmasına ait savaş gemileri ve insansız hava araçlarının filoya müdahale ettiği, teknelerin çevrelendiği ve operasyon düzenlendiği bildirildi.

TEKNELER DURDURULDU, AKTİVİSTLER GÖZALTINA ALINDI

Müdahale sırasında filodaki yaklaşık 21-22 tekneye çıkıldığı, bazı teknelerin motorlarının devre dışı bırakıldığı ve iletişim sistemlerinin engellendiği aktarıldı. Operasyon kapsamında yaklaşık 175 aktivistin gözaltına alındığı, bu kişiler arasında 20 Türk vatandaşının da bulunduğu belirtildi.

Gözaltına alınan aktivistlerin büyük bir bölümünün daha sonra Girit Adası’na götürülerek serbest bırakıldığı öğrenildi. Ancak bazı isimlerin İsrail’e götürüldüğü ve gözaltı sürelerinin uzatıldığı ifade edildi.

Sumud33

YUNANİSTAN’IN TUTUMU

Olayın yaşandığı bölgenin Yunanistan’ın arama-kurtarma sahasında bulunmasına rağmen Atina yönetimi, müdahalenin kendi kara sularında gerçekleşmediğini belirterek doğrudan müdahale yetkisi bulunmadığını açıkladı.

Bu açıklama Yunanistan’da siyasi tartışmaları beraberinde getirdi. Muhalefet temsilcileri ve bazı sivil toplum kuruluşları hükümeti “sessiz kalmak” ve “dolaylı iş birliği yapmak” ile eleştirirken, Atina yönetiminin pasif kaldığı yönünde görüşler dile getirildi.

TÜRKİYE’DEN TEPKİ

Türkiye ise yaşanan gelişmelerin ardından Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak Atina yönetimini eleştirdi. Ankara’nın bu tutumu, bölgedeki diplomatik gerilimin daha da artmasına yol açtı.

Kaynak: Kanal 5