Büyük Buhran olarak tarihe geçen 1929 Dünya Ekonomik Krizi, Türkiye'nin ekonomi yönetiminde önemli değişimlere neden oldu. Peki, kriz patlak verdiğinde Türkiye'nin başbakanı kimdi? İşte dönemin siyasi ve ekonomik tablosu...

BÜYÜK BUHRAN DÖNEMİNDE TÜRKİYE'NİN EKONOMİ POLİTİKALARI

1929 Dünya Ekonomik Krizi başladığında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı İsmet İnönü görevde bulunuyordu. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve tarihe Büyük Buhran olarak geçen ekonomik çöküş, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomi politikalarında önemli değişikliklere yol açtı. Krizin ardından devletin ekonomide daha aktif rol üstlendiği devletçilik politikası güç kazandı.

1929 DÜNYA EKONOMİK KRİZİNDE TÜRKİYE BAŞBAKANI KİMDİ?

1929 Dünya Ekonomik Krizi Ekim 1929'da ABD'deki New York Borsası'nın çökmesiyle başladı. Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı İsmet İnönü idi. İnönü, 1925-1937 yılları arasında kesintisiz olarak başbakanlık görevini yürüttü ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte ekonomik kriz karşısında uygulanacak politikaların şekillendirilmesinde önemli rol oynadı.

Kriz, dünya genelinde ticaret hacminin daralmasına, tarım ürünleri fiyatlarının düşmesine ve uluslararası finans sisteminde ciddi sorunlara neden oldu. Türkiye de bu gelişmelerden doğrudan etkilendi.

Büyük Buhran1

BÜYÜK BUHRAN TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEDİ?

Cumhuriyet'in henüz ilk yıllarında olan Türkiye ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanıyordu. İhraç edilen başlıca ürünler arasında tütün, üzüm, incir, pamuk ve fındık bulunuyordu. 1929 Dünya Ekonomik Krizi ile birlikte bu ürünlerin dünya piyasalarındaki fiyatları önemli ölçüde geriledi.

İhracat gelirlerindeki düşüş, döviz gelirlerini azalttı. Çiftçilerin gelir kaybı artarken, devlet bütçesi de olumsuz etkilendi. Dış ticaret hacminde yaşanan daralma nedeniyle ekonomik tedbirlerin hızla hayata geçirilmesi gerekti.

DEVLETÇİ EKONOMİ POLİTİKALARI GÜÇ KAZANDI

Krizin etkileriyle birlikte Türkiye'de devletçilik anlayışı daha belirgin hale geldi. Devlet, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla sanayi yatırımlarına ağırlık vermeye başladı.

Bu dönemde yerli üretimin artırılması, milli sanayinin desteklenmesi ve temel ihtiyaçların mümkün olduğunca yurt içinde karşılanması hedeflendi. Devlet öncülüğünde kurulan fabrikalar ve kamu yatırımları, sanayileşme sürecinin temel taşlarından biri oldu. 1930'lu yıllarda uygulanan bu yaklaşım, Türkiye'nin planlı sanayileşme hamlesinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Büyük Buhran2

MERKEZ BANKASI VE EKONOMİK KURUMLARIN ÖNEMİ ARTTI

Ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla önemli kurumsal adımlar da atıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 1930 yılında çıkarılan kanun doğrultusunda kuruldu ve 1931 yılında faaliyetlerine başladı. Bu gelişme, para politikasının daha bağımsız ve düzenli şekilde yürütülmesine katkı sağladı. Aynı dönemde dış ticaretin denetlenmesi, kambiyo işlemlerinin kontrol altına alınması ve yerli üretimin korunmasına yönelik çeşitli düzenlemeler de yürürlüğe konuldu.

Prof. Dr. Ataç Baykal kimdir? Nereli, kaç yaşında, ne doktoru? Eşi kim, kaç çocuğu var? Babası kimdir?
Prof. Dr. Ataç Baykal kimdir? Nereli, kaç yaşında, ne doktoru? Eşi kim, kaç çocuğu var? Babası kimdir?
İçeriği Görüntüle

BİRİNCİ BEŞ YILLIK SANAYİ PLANI NE ZAMAN HAZIRLANDI?

1929 Dünya Ekonomik Krizi sonrasında Türkiye, sanayileşme hedeflerini daha sistemli hale getirdi. Bu doğrultuda hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 1934 yılında uygulamaya konuldu. Plan kapsamında özellikle dokuma, kâğıt, cam, kimya ve maden sanayilerinde devlet yatırımları artırıldı. Amaç, ithal edilen ürünlerin yurt içinde üretilmesini sağlayarak ekonomik bağımsızlığı güçlendirmekti.

1929 DÜNYA EKONOMİK KRİZİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Büyük Buhran, yalnızca dünya ekonomisini değil, Türkiye'nin ekonomik yönetim anlayışını da önemli ölçüde etkiledi. Kriz sonrasında uygulanan devletçilik politikası, Cumhuriyet'in ilk sanayileşme hamlelerinin hız kazanmasını sağladı.

Bu süreçte İsmet İnönü başbakan olarak ekonomik tedbirlerin uygulanmasında görev alırken, Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde ekonomik bağımsızlığı güçlendirmeye yönelik reformlar hayata geçirildi. Atılan adımlar, ilerleyen yıllarda Türkiye'nin sanayi altyapısının gelişmesine ve kamu öncülüğünde ekonomik kalkınma modelinin şekillenmesine zemin hazırladı.

Kaynak: Haber Merkezi