ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran ile yapılan anlaşma ve Orta Doğu’daki son gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Vance, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden canlandığını belirterek, “Dün gece Hürmüz Boğazı’ndan 12,5 milyon varil petrol geçti. Bu, çatışmanın başlamasından bu yana görülen en yüksek seviye” dedi.
Petrol fiyatlarının da savaş öncesi seviyelere yaklaşmaya başladığını ifade eden Vance, son iki gecede İran’ın boğazdan geçen gemilere yönelik herhangi bir saldırıda bulunmadığını söyledi.
“İRAN TAAHHÜTLERİNE ŞU ANA KADAR UYUYOR”
Vance, İran’ın anlaşmanın ilk aşamasındaki yükümlülüklerine şu ana kadar bağlı kaldığını savunarak, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) deniz ablukası kapsamında bir düzineden fazla geminin geçişine izin verdiğini açıkladı. ABD’nin de kendi sorumluluklarını yerine getirdiğini vurgulayan Vance, boğazdaki ticaretin yeniden hareketlenmesinin anlaşmanın ilk somut sonuçlarından biri olduğunu ifade etti.
“İRAN, ABD’DEN TEK BİR SENT BİLE ALAMAYACAK”
İran’a yönelik ekonomik teşvikler konusunda kamuoyunda yanlış değerlendirmeler yapıldığını öne süren Vance, anlaşmanın Tahran yönetimine doğrudan mali kaynak aktarımı anlamına gelmediğini söyledi.
“300 milyar dolar, büyük finansman paketleri ve çeşitli kaynaklar sağlanacağı yönünde iddialar ortaya atıldı. Bunlar gerçeği yansıtmıyor” diyen Vance, İran’ın herhangi bir ekonomik fayda elde edebilmesinin tek yolunun anlaşma şartlarına tam olarak uyması ve davranışlarını değiştirmesi olduğunu belirtti. Vance, “Hiçbir şart altında ABD’den tek bir sent bile alamayacaklar” ifadelerini kullandı.
“İRAN DAVRANIŞLARINI DEĞİŞTİRİRSE ORTA DOĞU DÖNÜŞÜR”
İran’ın bölgesel politikalarında değişime gitmesi halinde Orta Doğu’da yeni bir dönemin başlayabileceğini dile getiren ABD Başkan Yardımcısı, Tahran yönetimi içinde pragmatist kanadın güç kazandığını savundu.

Son aylarda İran’da dış dünya ile ilişkilerin dönüştürülmesini isteyen çevrelerin öne çıktığını belirten Vance, ABD’nin de bu yaklaşımın başarılı olmasını istediğini söyledi. Körfez ülkelerinin anlaşmaya olumlu yaklaştığını aktaran Vance, “Bunun bölge için olağanüstü derecede dönüştürücü bir gelişme olduğunu düşünüyorlar” dedi.
NÜKLEER MÜZAKERELER İÇİN 60 GÜNLÜK SÜRE BAŞLADI
İran ile yürütülecek nükleer müzakerelere ilişkin de bilgi veren Vance, resmi 60 günlük sürecin bugün itibarıyla başladığını açıkladı. Anlaşmanın geç saatlerde imzalandığını ve saat farkı nedeniyle teknik olarak İran’da farklı bir tarihe denk gelmiş olabileceğini belirten Vance, sürecin bugünden itibaren işletileceğini ifade etti.
“İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMI YOK EDİLDİ”
Vance, ABD’nin son aylardaki operasyonlarında İran’ın balistik füze kapasitesine ve nükleer altyapısına ciddi zarar verdiğini öne sürdü. İran’ın yarın nükleer silah geliştirmeye karar vermesi halinde dahi bunu gerçekleştirecek kapasiteye sahip olmadığını savunan Vance, “Nükleer silah programı yok edildi. Artık mevcut değil” dedi.
ABD’nin hedefinin, İran’ın bu kapasiteyi yalnızca kısa vadede değil, uzun yıllar boyunca yeniden inşa edememesini sağlamak olduğunu vurgulayan Vance, bunun için ekonomik baskının ve denetim mekanizmalarının sürdürüleceğini belirtti.
“ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM STOKLARI İMHA EDİLECEK”
Vance, nihai anlaşmanın önemli unsurlarından birinin İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi olduğunu açıkladı. Gerçek bir denetim rejimi ve yaptırım mekanizması oluşturulacağını söyleyen ABD Başkan Yardımcısı, İran’ın bölgesel istikrarsızlığı ve terörü finanse etmesinin de kabul edilmeyeceğini ifade etti.
“HÜRMÜZ BOĞAZI ARTIK AÇIK”
ABD’nin yaptığı en önemli adımlardan birinin deniz ablukasını kaldırmak olduğunu belirten Vance, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açık olduğunu söyledi. İran’ın belirli miktarda petrol satmasına izin verileceğini, buna karşılık boğazın açık tutulmasının beklendiğini kaydeden Vance, sürecin işlemeye başladığını ve tam kapasiteye ulaşmasının zaman alacağını ifade etti.
Uluslararası su yollarının geçiş ücretlerinden arındırılmış olması gerektiğini de belirten Vance, Hürmüz Boğazı’nın küresel ekonomi üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi.

LÜBNAN VE İSRAİL MESAJI
Lübnan’daki duruma da değinen Vance, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlememesi gerektiğini ifade etti. Aynı zamanda İsrail’in de Lübnan’da kontrolsüz hareket etmemesi gerektiğini vurgulayan Vance, her iki tarafın da anlaşmanın kendilerine düşen kısmına uyması gerektiğini söyledi.
Güney Lübnan’da güvenliğin Lübnan hükümeti tarafından sağlanmasının hedeflendiğini belirten Vance, bu sayede Hizbullah’ın ülke üzerindeki etkisinin azaltılabileceğini ve İsrail’in de güvenlik tehdidi hissetmeyeceğini kaydetti.
İSRAİLLİ BAKANLARA SERT ELEŞTİRİ
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun anlaşmaya öfkeli olduğu yönündeki iddialara ilişkin soruları da yanıtlayan Vance, Netanyahu ile yaptığı görüşmelerin bu yönde bir izlenim vermediğini söyledi. Buna karşın İsrail kabinesindeki bazı isimlerin ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kişisel saldırılarını eleştiren Vance, “Eğer İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım” ifadelerini kullandı.
Son üç ayda İsrail’in kullandığı savunma silahlarının üçte ikisinin ABD tarafından üretildiğini ve Amerikan vergi mükelleflerinin kaynaklarıyla finanse edildiğini belirten Vance, Washington’un İsrail’e desteğinin sürdüğünü ancak bölgesel barış sürecine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
TEKNİK MÜZAKERELER İSVİÇRE’DE BAŞLAYABİLİR
İran ile teknik görüşmelerin bu hafta sonu başlamasının beklendiğini açıklayan Vance, özellikle yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun imhası ve nükleer altyapıya ilişkin detayların ele alınacağını belirtti. İsviçre’ye gitmeyi planladığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, sürecin değişebileceğini ancak tarafların teknik müzakereler için hazırlıklarını sürdürdüğünü söyledi.
Vance, İran’ın anlaşma yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde yaptırımların kaldırılmayacağını, kaldırılmış olsa dahi yeniden yürürlüğe konulacağını belirterek, “Davranışlarını değiştirmezlerse hiçbir şey elde etmeyecekler. Ancak değiştirirlerse bu, Orta Doğu’yu bir nesil boyunca dönüştürebilecek bir gelişme olacaktır” dedi.



