ABD merkezli gazete The Wall Street Journal’da yayımlanan ve Bradley Martin imzasını taşıyan makalede Türkiye’nin bölgesel rolüne ilişkin değerlendirmeler yapılırken İran’daki mevcut rejimin zayıflaması veya devrilmesi halinde Türkiye’nin Orta Doğu’daki etkisinin hızla artabileceği öne sürülerek, Ankara’nın bu süreçte “kontrol altına alınması gereken bir aktör” olduğu iddia edildi. Yazıda Türkiye’nin bölgesel politikaları sert ifadelerle ele alınırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da doğrudan hedef alınan isimler arasında yer aldı.
“TÜRKİYE BOŞLUĞU DOLDURMADAN ÖNLEM ALINMALI”
Söz konusu analizde, Orta Doğu’daki güç dengelerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı. Yazıda, Irak Savaşı sonrasında bölgede oluşan siyasi boşluğun İran tarafından doldurulduğu savunularak, benzer bir sürecin yeniden yaşanabileceği ileri sürüldü.
Makalenin ilgili bölümünde, ABD ve İsrail’in İran’ın bölgedeki etkisini sınırlamaya yönelik hamleleri sürdürdüğü belirtilirken, İran’ın zayıflaması halinde ortaya çıkabilecek yeni güç boşluğunu Türkiye’nin doldurmasının engellenmesi gerektiği iddia edildi. Analizde, Washington ve Tel Aviv’in bu ihtimali dikkate alarak yeni stratejiler geliştirmesi gerektiği savunuldu.
From @WSJopinion: After the Iraq war, Iran exploited the power vacuum left by Saddam Hussein. While neutralizing the regional threat posed by Iran, the U.S. and Israel must ensure that Turkey doesn’t take its place, writes Bradley Martin.https://t.co/kvmhM8u1Jj
— The Wall Street Journal (@WSJ) March 5, 2026
ERDOĞAN’A YÖNELİK SERT İFADELER
Analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı. Yazıda Erdoğan’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri hamlelerini “uluslararası hukukun ihlali” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.
Makalenin tartışma yaratan bölümünde ise Erdoğan’ın İslam dünyasında liderlik rolü üstlenmek istediği öne sürülerek, Türkiye’nin bu nedenle NATO içinde sorun oluşturan bir ortak olarak görüldüğü iddia edildi. Yazıda Türkiye’nin İran konusundaki tutumunun Batı ittifakıyla zaman zaman çeliştiği savunuldu.
“TÜRKİYE NATO İÇİN BAŞ AĞRISI OLABİLİR” DEĞERLENDİRMESİ
Makalenin sonuç bölümünde ise Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki konumu sorgulandı. Yazıda, NATO’nun Türkiye ile ilişkilerini nasıl sürdüreceği ve İran sonrası Orta Doğu denkleminde Ankara’nın rolünün ne olacağı gibi soruların Washington’da tartışılması gerektiği ileri sürüldü.
ABD yönetiminin Türkiye’nin dış politikasının zaman zaman Batı çizgisiyle uyumsuz olduğuna dikkat çekmesi gerektiği ifade edilen analizde, Ankara’nın bölgesel etkisinin müttefikler açısından “zorlayıcı bir faktör” olabileceği iddia edildi.
İSRAİL SİYASETİNDEN “TÜRKİYE YENİ İRAN” ÇIKIŞI
Türkiye’ye yönelik eleştiriler yalnızca Amerikan basınıyla sınırlı kalmadı. İsrail siyasetinde de benzer değerlendirmeler gündeme geldi. İsrail’in eski başbakanlarından Naftali Bennett, Şubat ayında yaptığı açıklamada Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirmişti.

Sosyal medya platformu üzerinden açıklama yapan Bennett, Ankara’nın Suriye, Gazze, Doğu Akdeniz ve Afrika’daki politikalarının İsrail’i çevreleyen bir strateji oluşturduğunu iddia etmişti. Bennett ayrıca Türkiye’nin Katar ve Suriye ile geliştirdiği ilişkilerin yeni bir “Müslüman Kardeşler ekseni” meydana getirdiğini savunmuştu.
Eski başbakan, söz konusu eksenin bölgesel dengeleri değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ileri sürerek, İsrail’in hem İran hem de Türkiye kaynaklı risklere karşı eş zamanlı stratejiler geliştirmesi gerektiğini ifade etmişti.




