Marmara Denizi'nde Adalar açıklarında başlayan deprem hareketliliği, İstanbul'da tedirginlik yarattı. AFAD ve Kandilli Rasathanesi verilerine yansıyan sarsıntıların ardından gözler yerbilimcilere çevrildi.

GECE BOYU 50'YE YAKIN SARSINTI OLDU

17 Ağustos 1999 depreminin 27. yıl dönümünden sadece iki gün sonra başlayan hareketlilik, özellikle saat 16.08 sonrasında yoğunlaştı.

Yaklaşık iki saatlik zaman diliminde kaydedilen 3.2 büyüklüğündeki sarsıntının ardından bölgedeki aktivite gece boyunca sürdü. AFAD, gece saatlerinde en büyüğü 2.5 olan 50'ye yakın mikro depremin daha meydana geldiğini kaydetti.

NTV'nin aktardığı AFAD verilerine göre, saat 18.13'ten sabah 07.50'ye kadar 2.0 büyüklüğünün üzerinde 11 deprem yaşandı. Son deprem saat 07.18'de 2.5 büyüklüğünde ve 12 kilometre derinlikte kaydedildi. Bölgede 2.0 büyüklüğünün altında da çok sayıda sarsıntı ölçüldü.

TÜYSÜZ: "BEKLEYİP GÖRECEĞİZ"

Bölgedeki sismik aktiviteyi değerlendiren deprem bilimciler, peş peşe gelen sarsıntıların doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağı konusunda birleşti.

Dışişleri’nden Yunanistan’ın Ege’deki enerji planına tepki
Dışişleri’nden Yunanistan’ın Ege’deki enerji planına tepki
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Okan Tüysüz, yaşananların yalnızca Adalar fayının aktif olduğunu gösterdiğini vurguladı:

"Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz. Bir depremin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Bekleyip göreceğiz."

Tüysüz, medyada Adalar Fayı'nın aktif olmadığı yönünde söylemler ileri sürüldüğüne dikkat çekerek bunun doğru olmadığını, mikro deprem etkinliğinin fayın aktif olduğunu gösteren bir işaret olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.

ERCAN: "SADECE SAYIYA BAKILARAK KESTİRİM YAPILAMAZ"

Prof. Dr. Ahmet Ercan, sadece küçük sarsıntı sayılarına bakılarak deprem kestirimi yapılamayacağını belirterek halkı gereksiz paniğe karşı uyardı.

Beklenen büyük Marmara depremi için en fazla 2,5 metrelik tsunami (süpürtü) dalgası öngören Ercan, kırılma takvimi için en erken 2045, en olası dönem olarak ise 2075 yılını işaret etti.

ÜŞÜMEZSOY: "ADALAR FAYI ÖLÜDÜR"

Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise hareketliliğin ana fay hattında değil, bölgeyi güneyden kuzeye doğru kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında gerçekleştiğini açıkladı.

Bu küçük kolların kendi başlarına yıkıcı bir stres üretemeyecek kadar zayıf faylar olduğuna dikkat çeken Üşümezsoy, hareketliliğin 17 Ağustos ve 23 Nisan depremlerinin bölgeye yüklediği stresin bir sonucu olduğunu belirtti.

Üşümezsoy'un değerlendirmesi şöyle:

"Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz."

"DERİNDE SÜRÜNME OLABİLİR"

Konuya ilişkin farklı bir yorum da Prof. Dr. Osman Bektaş'tan geldi. Bektaş, sarsıntıların 10-13 kilometre derinlikte yoğunlaştığına dikkat çekerek bunun fayın derin kesimlerinde "creep" olarak adlandırılan yavaş sürünme hareketiyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.

Bektaş, "Adalar Fayı 10-13 km derinlikte mikrodeprem üretmeye devam ediyor. Halkın paniğe kapılmasına gerek yok. Bence bu aktivite, derinde creep yapan fayın deprem enerjisinin bir bölümünü küçük kırılmalarla harcıyor olabileceğini düşündürüyor" ifadelerini kullandı.

Ancak Bektaş, bu yaklaşımın Marmara'daki büyük deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurgulayarak, İstanbul'un deprem hazırlıklarının 7'nin üzerindeki senaryolar esas alınarak en üst seviyede tutulması gerektiğini belirtti.

Kaynak: Haber Merkezi