Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından düzenlenen ve edebiyatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri”, önemli isimleri okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Programın 6 Haziran 2026 tarihindeki konuğu, öyküleriyle tanınan yazar Ali Işık oldu.

Zehra Garip’in moderatörlüğünde, TYB D. Mehmet Doğan Divanı’nda gerçekleştirilen söyleşide roman ve öykü sanatının temel dinamikleri, kurmaca dünyasının inşa süreci ve insanın anlatma ihtiyacının kökenleri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Işık, kendi hayat hikâyesinden hareketle yazarlık serüvenini samimi bir dille anlattı.

OKUMA ALIŞKANLIĞININ TEMELİ İMAM HATİP LİSESİNDE ATILDI

Konuşmasında çocukluk ve gençlik yıllarına değinen Ali Işık, okuma kültürünün bilinçli yönlendirmelerle şekillendiğini söyledi. Bursa İmam Hatip Lisesi’nde eğitim gördüğü dönemde öğretmenlerinin öğrencileri nitelikli eserlerle buluşturduğunu belirten Işık, bu süreçte Türk düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimleriyle tanışma fırsatı yakaladığını ifade etti.

Sezai Karakoç, İsmet Özel ve Rasim Özdenören gibi yazarları öğretmenlerinin tavsiyeleri sayesinde keşfettiğini anlatan Işık, sistemli bir okuma disiplininin kendisinde kalıcı etkiler bıraktığını söyledi.

4-167

Dijital Medya Çalıştayı Kırşehir'de sürüyor: Gazeteciler Başkan Ekicioğlu ile buluştu
Dijital Medya Çalıştayı Kırşehir'de sürüyor: Gazeteciler Başkan Ekicioğlu ile buluştu
İçeriği Görüntüle

Yazarlık eğiliminin de bu süreçte yavaş yavaş ortaya çıktığını belirten Işık, “İçinizde karakteristik olarak bir yazma ihtiyacı varsa, bir süre sonra okuduklarınız sayesinde bu durum gün yüzüne çıkmaya başlıyor” sözleriyle okumanın dönüştürücü gücüne dikkat çekti.

YAZARLIK YOLCULUĞU BİR DERGİYLE BAŞLADI

Ali Işık, yazmaya yönelik ciddi ilgisinin lise yıllarında şekillendiğini anlattı. Şair arkadaşları Yavuz Altınışık ve Ali Çelik ile birlikte çıkardıkları “Amatör Kalemler” adlı derginin kendisi için önemli bir deneyim olduğunu belirten yazar, bu çalışmanın yazı hayatında dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.

Ancak öykü yazarlığına yönelmesinin planlı bir tercih olmadığını dile getiren Işık, Viyana’daki üniversite yıllarında yaşadığı bir olayın bu süreci başlattığını anlattı. Arkadaşı Serdar Kacır’ın dergide oluşan öykü eksikliğini gidermesi için kendisinden metin yazmasını istediğini söyleyen Işık, bu görevlendirmenin hayatının yönünü değiştirdiğini belirtti.

İlk öyküsünü kaleme aldıktan sonra kendisindeki potansiyeli fark ettiğini ifade eden yazar, yıllar sonra yaptığı değerlendirmelerde de okuduğu kitaplarda en çok dikkatini çeken bölümlerin öyküsel anlatımlar olduğunu gördüğünü söyledi.

1-308

DOSTOYEVSKİ’DEN ZARİFOĞLU’NA UZANAN ETKİLER

Söyleşide edebi dünyasını şekillendiren eser ve yazarlara da değinen Ali Işık, genç yaşta tanıştığı kitapların hayatında derin izler bıraktığını anlattı. Lise yıllarında Dostoyevski okumanın insanın edebiyatla kurduğu ilişkiyi kökten değiştirdiğini belirten Işık, böyle bir karşılaşmanın ardından edebiyattan uzak kalmanın kolay olmadığını söyledi.

Sezai Karakoç’un “Yitik Cennet” eserinin kendisinde büyük etki bıraktığını ifade eden yazar, Cahit Zarifoğlu’nun “Yaşamak” adlı eserini ise hayatı boyunca defalarca okuduğunu dile getirdi. Zarifoğlu’nun bu eserini yazarı sürekli düşünmeye ve yeniden üretmeye teşvik eden güçlü bir metin olarak tanımlayan Işık, kitabı en az on kez okuduğunu söyledi. Bunun yanı sıra Montaigne’in “Denemeler”i ile Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören ve Sezai Karakoç’un eserlerinin her zaman başvurduğu temel kaynaklar arasında yer aldığını kaydetti.

“DÜNYA BİR BEKLEME SALONU”

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de Ali Işık’ın hayat ve insan üzerine yaptığı değerlendirmeler oldu. Dünyayı bir “bekleme salonu” olarak nitelendiren yazar, insanın bu dünyadaki varlığını bir emanet bilinciyle sürdürmesi gerektiğini söyledi. İnsanın asıl gayesinin emaneti yıpratmadan sahibine teslim etmek ve iyi bir sonuca ulaşmak olduğunu ifade eden Işık, hayatın aynı zamanda uzun bir kendini tanıma ve anlamlandırma yolculuğu olduğunu vurguladı.

3-228

PANDEMİ DÖNEMİNİN İZLERİ ÖYKÜLERİNE YANSIDI

Konuşmasında eserlerine de değinen Ali Işık, “Üç Günlük Dünya” kavramı üzerinden insanın zamanla ilişkisini değerlendirdi. İnsanlığın geçmiş ile gelecek arasında her zaman “ikinci gün” olarak tanımlanabilecek bugünde yaşadığını belirten yazar, bu durumun insan için sürekli bir yenilenme ve toparlanma fırsatı sunduğunu ifade etti.

Işık, “Üç Günlük Dünyanın İkinci Günü” adlı kitabında yer alan öykülerin önemli bir bölümünü pandemi döneminde kaleme aldığını söyledi. Salgın nedeniyle insanların evlerine çekildiği, sosyal hayatın büyük ölçüde durduğu dönemin bireylerin ruh dünyasında bıraktığı izlerin metinlerine de yansıdığını belirten yazar, söz konusu hikâyelerin o dönemin psikolojik atmosferini taşıdığını dile getirdi.

EDEBİYATIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜNE VURGU

Kağıt Ev Yazar Söyleşileri’nde okurlarla buluşan Ali Işık, hem kişisel yazarlık hikâyesini hem de edebiyata dair düşüncelerini paylaşırken, nitelikli okumanın bireyin düşünce dünyasını geliştiren en önemli araçlardan biri olduğunu vurguladı. Söyleşi boyunca edebiyatın insanı kendisiyle yüzleştiren, düşünmeye sevk eden ve hayatı anlamlandırmasına yardımcı olan yönlerine dikkat çeken Işık, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.

Kaynak: Hacer Koca