Emeklilik sonrasında boş zamanını değerlendirmek isteyen Rıza Kara’nın hayatı, bahçesindeki bir ağaca farklı bir gözle bakmasıyla değişti. İlk bakışta sıradan görünen ağaç kökleri ve doğadan topladığı parçalar, zamanla onun sanat çalışmalarının temel malzemesi haline geldi.
Ankara’da yaşayan Kara, yıllar içerisinde farklı ağaç türlerinden kuşlardan hayvan figürlerine, sehpalardan büyük boyutlu çalışmalara kadar çok sayıda eser hazırladı. Yaklaşık 750 esere ulaşan emekli öğretmenin çalışmaları, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen sergilerde de sanatseverlerle buluştu.

BİR AĞACI DİNOZORA BENZETMESİYLE BAŞLADI
2006 yılında öğretmenlik mesleğinden emekli olan Rıza Kara, el sanatlarına yönelerek yeni bir uğraş edinmeye karar verdi. Kök sanatıyla tanışmasının ise bahçesindeki bir ağacı dinozora benzetmesiyle başladığını anlattı. Doğadaki şekilleri farklı figürlere benzetmeye başladığını belirten Kara, ilk çalışmalarının ardından çevresindeki ağaçları ve kökleri inceleyerek yeni eserler üzerinde çalışmaya devam etti.
Kara, bu süreci şu sözlerle anlattı:
"Emekli öğretmenim ve 2006 yılında emekli oldum. El sanatlarıyla uğraşmaya başladım. Doğanın zenginliğini hissettim. Önce bahçede bir ağaç vardı, onu da bir dinozora benzettim. Daha sonra insanların ilgisini çeker diye arayış içine girdim. Aradım, bulduğum bütün bahçelerden eserler yapmaya devam ettim. Bu da bir hastalık haline dönüştü. Çünkü artık ona alışan da bırakamıyor."
ARDIÇ VE ÇAM AĞAÇLARINDAN FARKLI FİGÜRLER ÇIKARIYOR
Çalışmalarında farklı ağaç türlerinden yararlandığını söyleyen Kara, özellikle ardıç ve çam ağaçlarını tercih ediyor. Doğada karşısına çıkan ve herhangi bir figüre benzetebildiği malzemeleri toplayan emekli öğretmen, bunları atölyesinde işleyerek eserlerine dönüştürüyor. Bir çalışma üzerinde yoğunlaştığında onu tamamlamadan bırakmadığını belirten Kara, üretim sürecinin zaman aldığını ancak bu uğraştan vazgeçemediğini dile getirdi.
Kara, çalışma yöntemini ve doğaya bakışını şöyle ifade etti:
"Bir eser yapmadan duramıyorum. Mutlaka bitirmem lazım. Ne kadar yorgun olursam olayım, eser yapmaya devam ediyorum. Hangi ağaç türü olursa olsun yaparım ama genelde ardıç ve çam ağacından yararlanıyorum. Doğada görebildiğim, bir şeye benzetebildiğim malzemeleri topluyorum, getiriyorum. Ondan sonra işliyorum. Tabii bu da çok zaman alıyor. Doğanın çöpe attıklarını sanat eserine dönüştürüyorum. Çünkü doğamız oldukça da zengin. Bunları değerlendirmek gerekiyor."
KUŞ FİGÜRLERİNDEN 2 METRELİK GEYİK HEYKELLERİNE
Kök sanatı çalışmalarında başlangıçta kuş figürlerine ağırlık veren Kara, zaman içerisinde farklı tasarımlara da yöneldi. Sehpa çalışmalarının yanı sıra büyük hayvan figürleri hazırlayan emekli öğretmenin eserleri arasında 1-2 metre boyutlarında bir geyik figürü de bulunuyor. Kara, bu çalışmaların arkasındaki düşüncenin yalnızca el sanatlarıyla uğraşmak olmadığını, özellikle gençlerin üretime yönelmesini istediğini belirtti.
Bir öğretmenin toplum için örnek olması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Kara, emeklilik sonrasında da bu anlayışla hareket ettiğini anlattı.
"İnsanların boş olmaması gerekir dedim. Mutlaka bir şeyler üretmeli, yapmalı. Bir öğretmen olarak topluma örnek olmalı. Gençler bir şeyler yapmalı düşüncesiyle yola çıktık."
İlk sergisini Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde açtığını belirten Kara, çalışmalarının o dönemde büyük ilgi gördüğünü söyledi.
YURT DIŞINDA KALMA TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİ
Yaklaşık 750 esere ulaşan Rıza Kara, çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen sergilerde sanatseverlerle buluşturdu. Yurt dışındaki sergisi sırasında kendisine orada kalması ve çalışmalarını sürdürmesi yönünde teklif yapıldığını belirten Kara, Türkiye'de kalmayı tercih ettiğini söyledi. Eserlerinin kendi ülkesinde sergilenmesini ve gençlerin bu çalışmaları görerek benzer uğraşlara yönelmesini istediğini ifade eden Kara, hedefinin daha fazla eser hazırlamak ve çalışmalarını kalıcı hale getirmek olduğunu dile getirdi.
Kara, bu kararının nedenini şu sözlerle açıkladı:
"Yaklaşık 750 eserim oldu. Yurt dışını değil ülkemizi tercih etmeyi uygun buldum. Çünkü benim yaptığım eser Türkiye'de kalsın. Gençler görsün, onlar da yapsın. Hedefim benim buydu. Ve oradan çıkıp geldim. Doğanın bütün güzelliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyorum."
EN BÜYÜK HEDEFİ BİR MÜZE AÇMAK
Yaptığı çalışmaların daha geniş kitlelere ulaşmasını isteyen Kara, üretim yapan sanatçıların desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Daha fazla eser hazırlamak istediğini belirten emekli öğretmen, çalışmalarını bir müzede bir araya getirerek kapılarını halka açmayı hedefliyor. Kara, bu konuda devlet desteğinin önemini vurgulayarak, "Ama daha güzel şeyler ortaya çıkabilmesi için çalışana, üretene devletin katkıda bulunması gerekir. Hedeflerim biraz daha eser çoğaltmak. Bir müze oluşturmak ve kapılarını halka açmak" dedi.
ESERLERİNDE AĞACIN DOĞAL GÖRÜNÜMÜNÜ KORUYOR
Rıza Kara'nın çalışmalarında dikkat çeken unsurlardan biri de kullandığı malzemelerin doğal görünümünü mümkün olduğunca koruması. Eserlerini temizledikten ve şekillendirdikten sonra keser, törpü, testere ve zımpara gibi basit el aletlerinden yararlanıyor. Bazı çalışmalarında cam cilası kullandığını belirten Kara, özellikle çıra ağacından hazırladığı eserlerde doğal görünümün bozulmaması için ciladan kaçındığını söyledi.
Kara, uyguladığı yöntemi şöyle anlattı:
"Eserleri temizleyip düzenledikten sonra çok basit el araçları kullanıyorum. Keser, törpü, testere gibi, zımpara. Bunları düzenledikten sonra bir şeye benzeyince üzerinde iyice zımparayla temizleyip ağaçtır sonuçta, bir berrak yani cam cilası atarak güzelleştiriyorum. Ama bazı şeyler var ki çıra ağacından yapılmıştır. Cam cilası istemiyorum. Onun da doğal güzelliğini bozmak istemiyorum."
"SANAT İNSANLARI KAYNAŞTIRAN BİR DUYGU"
Kök sanatıyla uğraşmanın kendisine yalnızca yeni eserler kazandırmadığını belirten Kara, sanatın sosyal ilişkiler üzerindeki etkisine de değindi. Çalışmalarının kendisini rahatlattığını ve farklı kesimlerden insanlarla tanışmasına vesile olduğunu ifade etti. Gençlere ve çocuklara da seslenen Kara, sanatla uğraşmanın dinlenmeye ve rahatlamaya katkı sağladığını söyledi. Baypas ameliyatı geçirdiğini de anlatan emekli öğretmen, sanatın kendisi için önemli bir uğraş olduğunu belirtti.
Kara, sanatın hayatındaki yerini şu sözlerle anlattı:
"Çocuklar, gençler; onlara sesleniyorum dinlenirsiniz, sisteminiz düzelir. Rahatlarsanız sağlık sorununuz da kalmaz. Ben baypas ameliyatı geçirdim. Bütün yorgunluğumu sanatla aldım. Bütün sıkıntılarımı bununla attım. Sanatın bana kazandırdığı bir önemli nokta şu: Çok çevrem yoktu. Kardeşlik duygusu pekişiyor. Arkadaşlık, dostluk bağları güçleniyor. Sanat insanları kaynaştıran bir duygu. Her kesimden, hangi ilden kim olursa olsun sıcak bir bağ kurmayı sağlıyor. Doğada hiçbir şey değersiz değildir."









