MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme damga vuran açıklamalarda bulundu. Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni değerlendiren, savunma sanayisinin gözde projelerine övgüler dizen Bahçeli, ABD'nin İran'a yönelik saldırı sinyaline "Trump'ın açıklaması sorunludur" sözleriyle tepki gösterdi. 15 Temmuz'un 10. yıl dönümünde ise ihanet şebekesi FETÖ'ye sert çıkarak "Tehdit ortadan kalkmadı" uyarısında bulundu. İşte Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:

NATO DEĞERLENDİRMESİ

"Ulus'ta duaların, tekbirlerin ve istiklal yeminlerinin birbirine karıştığı büyük direniş iradesinin ilk meclisin duvarlarına sindiği Ankara, dün esarete geçit vermeyen milli mücadelenin karargâhı, bugün ise dünya liderlerini ağırlayarak küresel siyasetin rotasını çizen pusuladır. Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargâhı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken, yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara'da 70 yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış, Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür."

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÖNEMİ

"Ankara'da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna'ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayisinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa'nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran'ın nükleer programından Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye'de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Zamanın akışını kim okuyacaktır? Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir? Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin gerisindeki soğuk hesapları kim görecektir? Kim sabretmeyi bildiği kadar set çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir? Cevap bellidir. O da Türkiye'dir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, savunma sanayisi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi'nin başlıca ikazlarından biridir."

SAVUNMA SANAYİ PROJELERİNE ÖVGÜ

"Değerli milletvekillerim, yeni güvenlik çağının en çekici taraflarından biri de uzay, veri ve istihbarat boyutunun artık savunmanın ayrılmaz parçası hâline gelmesidir. Bu bakımdan İMECE başlığı son derece anlamlıdır. İMECE'nin NATO'nun uzay ufkunda yeni bir kabiliyet olarak gündeme gelmesi, Türkiye'nin savunmayı yalnızca karada, denizde ve havada değil, uzayda da düşünen bir devlet aklına ulaştığını göstermektedir. Uzayın zifiri karanlığını delip geçen İMECE; gökkubbeyi yırtan KAAN'ın, KIZILELMA'nın, göklerdeki yeni nizamın habercisi olan Akıncı ve Aksungur'un, Mavi Vatan'daki TCG Anadolu ve MİLGEM şaheserlerinin, karada düşmanın yüreğine korku salan Altay tankımızın, Tayfun ve Bora füzelerimizin, vatan sathını uçtan uca saran ÇELİK KUBBE'nin kilit taşı mesafesindeki silahların ve HİSAR sistemlerimizin; karada, denizde, havada ve uzayda hükümranlık haklarımızın tavizsiz muhafızları olduğunu göstermektedir. Böylesi devasa bir envantere elbette kolay ulaşmadık."

F-35 GÖRÜŞMELERİ

"Kıbrıs Barış Harekâtı'nın hemen ardından boynumuza dolanmak istenen ambargo kemerleri, terörle mücadelede sahnelenen o iki yüzlü diplomasi, F-35 görüşmelerinde kurulan sinsi tuzaklar ve CAATSA yaptırımlarıyla örülen suni duvarlar; asil milletimize kendi göbeğini kesmekten başka hiçbir yol bırakmamıştır."

ABD-İRAN SAVAŞI

"NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. İran şehirleri bombalanmış, İran vatandaşları hayatlarını kaybetmiş, ülkenin egemenlik sahası askeri müdahalenin hedefi olmuştur. Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı kapatma yönünde daha sonra aldığı kararları, öncesinde hiçbir gelişme yaşanmamış gibi müstakil bir saldırganlık başlığı altında değerlendirmek doğru değildir. İran'la bugün varılan mutabakatın yarın kolaylıkla terk edilmesi, yalnız Tahran'ın değil, gelecekte Washington'la masaya oturacak bütün başkentlerin zihninde aynı soruyu doğuracaktır. Müzakere masasının altına döşenen saatli bomba ne zaman infilak edecektir? Barış ümidi hangi hesap uğruna bir kez daha kursaklarda bırakılacaktır? Bu sorular cevapsız bırakılamaz. Üstelik söz konusu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılması da başlı başına düşündürücüdür."

Haluk Levent ile Bülent Turan arasında mesaj polemiği: "Denetimler mesajla yapılmaz"
Haluk Levent ile Bülent Turan arasında mesaj polemiği: "Denetimler mesajla yapılmaz"
İçeriği Görüntüle

AVRUPA YOL AYRIMINDA

"Avrupa yol ayrımına gelmiştir. Ukrayna sahasından Karadeniz'e, Balkanlardan Kafkasya'ya, Doğu Akdeniz'den Orta Doğu'ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye'nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi başarılı olamaz. Avrupa Birliği, Türkiye'yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mekanizmalarındaki rolünü Adalar Denizi'ndeki ihtilaflara bağlayan açıklamaları son derece vahimdir. Hiçbir ülke, kendi ikili sorunlarını Avrupa'nın müşterek güvenlik gündemi gibi sunma hakkına sahip değildir. Hiçbir başkent, Türkiye'nin meşru hak ve menfaatlerini tartışma konusu yapamaz. Türkiye'nin milli menfaatleri müzakere masalarında pazarlık unsuru değildir."

15 TEMMUZ'UN 10. YIL DÖNÜMÜ

"15 Temmuz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin içeriden çökertilmek, milli egemenliğinin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür. Bu nedenle 15 Temmuz'u doğru okumak, yalnızca geçmişi anlamak bakımından değil, geleceği korumak bakımından da milli bir mecburiyettir. Çünkü 15 Temmuz'u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz. 15 Temmuz'u yalnızca FETÖ'nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir. 15 Temmuz, Çanakkale'yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, milli mücadelede dize getiremediklerini içeriden çözme teşebbüsüdür. Bu hain örgüt yıllarca eğitim kisvesi altında büyümüştür, hizmet söylemi altında kadrolaşmıştır. Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı; o da Türk milletinin karakteriydi, Türk milletinin bağlılığıydı, Türk milletinin devletine olan sadakatiydi. 15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır; her biri vicdanının sesini dinlemiş, her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır."

"FETÖ TEHDİDİ ORTADAN KALKMADI"

"FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez. Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı; yarın başka yollar deneyenler olabilir. Milli güvenlik partiler üstü bir konudur. Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, her türlü görüş ayrılığının üzerindedir. Milliyetçi Hareket Partisi'nin yarım asrı aşan siyasi mücadelesi de işte bu anlayış üzerine kurulmuştur."

Kaynak: Haber Merkezi