Bakan Fidan, terör örgütü YPG/SDG ile Şam yönetimi arasında varılan mutabakatı ilkesel olarak önemli bulduklarını belirterek, Türkiye’nin uzlaşıdan yana bir tutum benimsediğini söyledi. Ancak ulusal güvenlik söz konusu olduğunda Ankara’nın tavrının net olduğunu vurgulayan Fidan, Türkiye’nin kendi endişeleri ve kırmızı çizgileri bulunduğunun altını çizdi. Ateşkes ortamının, DEAŞ tutuklularının Irak’a nakli gibi kritik adımların atılmasına imkân tanıdığını ifade eden Fidan, bu sürecin ABD ile yakın temas halinde yürütüldüğünü dile getirdi.
SDG’nin yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, örgütün Suriye’deki PKK yapılanmasının bir parçası olduğunu söyledi. PKK’nın Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da uzantıları bulunduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin Suriye Kürtlerine yönelik yaklaşımının ise adalet ve eşitlik temelinde olduğunu vurguladı.
“DÜNYANIN PEK BİLMEDİĞİ BİR GERÇEK VAR”
Röportajın en çarpıcı bölümünde Fidan, SDG kontrolündeki bölgelerde yalnızca yabancı PKK unsurlarının değil, Türkiye’ye karşı faaliyet yürütmek üzere barındırılan Türk sol örgütlerine mensup yaklaşık 300 silahlı kişinin de bulunduğunu açıkladı. Bu kişilerin tek amacının Türk güvenlik güçlerine yönelik saldırı fırsatları kollamak olduğunu belirten Fidan, Ankara’nın bu tehdidin tamamen ortadan kaldırılmasını istediğini net bir dille ifade etti.

Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusuna da değinen Fidan, üniter bir devlette iki ayrı ordunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Tek bir merkezden komuta edilen ordu ve güvenlik yapısının zorunlu olduğunu vurgulayan Fidan, yerel güvenlik düzenlemelerinin ise Şam ile SDG arasında ele alınabileceğini belirtti.
ABD, SURİYE VE TÜRKİYE ARASINDA YOĞUN DİPLOMASİ
ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika yaklaşımının bazı alanlarda önemli farklar yarattığını ifade eden Fidan, Gazze’de ateşkes ve Ukrayna’daki savaşın sonlandırılmasına yönelik girişimlerin Türkiye tarafından desteklendiğini söyledi. Suriye konusunda ise Ankara, Washington ve Şam arasında kapsamlı görüşmeler yürütüldüğünü, özellikle SDG başlığında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşansa da çözüm için diplomatik temasların sürdüğünü kaydetti.
GAZZE VE İSRAİL POLİTİKALARINA NET TAVIR
Gazze Barış Planı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin Barış Kurulu ve arabuluculuk mekanizmalarında aktif rol aldığını hatırlattı. Türkiye’nin İsrail ile sorununun İsrail halkıyla değil, bölgedeki İsrail politikalarıyla olduğunu vurgulayan Fidan, Gazze’de insani yardıma izin verilmediği sürece ticari ilişkilerin yeniden başlamayacağını yineledi. Uluslararası bir istikrar gücünün hayata geçirilmesi halinde, bunun hem İsrailliler hem de Filistinliler için yeni bir güvenlik sayfası açabileceğini ifade etti.

İRAN VE BÖLGESEL GÜVENLİK MESAJI
İsrail-İran gerilimine de değinen Fidan, olası bir saldırı durumunda İran halkının dış tehdide karşı liderliğin etrafında kenetlendiğini söyledi. Rejim değişikliğinin dış müdahaleyle mümkün olmayacağını vurgulayan Fidan, bölgesel iş birliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.
Bölgesel güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmelerinde Fidan, ne Türk ne Arap ne de başka bir ülkenin tahakkümünü hedeflemediklerini belirtti. Asıl ihtiyaç duyulanın, bölge ülkeleri arasında güven inşasına dayalı bir dayanışma platformu olduğunu söyleyen Fidan, Avrupa Birliği örneğini işaret ederek benzer bir yapının Orta Doğu’da da mümkün olabileceğini dile getirdi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA UMUTLU TABLO
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmelerinde ise Fidan, önceki girişimlere kıyasla barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın olunduğunu söyledi. Türkiye’nin ateşkes, esir değişimi ve insani başlıklarda kilit bir kolaylaştırıcı rol oynadığını hatırlatan Fidan, olası bir barışın yalnızca Moskova ve Kiev’i değil, Avrupa-Rusya ilişkilerini de yeniden şekillendireceğini ifade etti.
NATO’nun Transatlantik güvenliğin temel taşı olmaya devam ettiğini belirten Fidan, olası bir bölünme halinde Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini artırmak zorunda kalacağını söyledi. Türkiye, Birleşik Krallık ve büyük Avrupa ülkelerinin yeni bir güvenlik mimarisi üzerine daha derin tartışmalar yürütmesi gerektiğini vurguladı.





