Yisrael Katz, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü operasyonlara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Katz, İsrail’in yalnızca askeri operasyonla yetinmeyeceğini, aynı zamanda bölgeyi uzun süreli kontrol altında tutmayı planladığını duyurdu. İsrail’in hedefinde, sınır hattından başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan geniş bir alanın bulunduğu ifade edildi.
600 BİNDEN FAZLA KİŞİ İÇİN GERİ DÖNÜŞ YASAĞI
Katz’ın en çok tartışılan açıklaması ise sınır hattındaki yerleşimlere yönelik oldu. İsrail Savunma Bakanı, bu bölgelerdeki köy ve kasabalarda bulunan tüm yapıların yıkılacağını açıkça dile getirdi.
Katz, İsrail sınırına yakın bölgelerden ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce Lübnanlı sivilin geri dönüşüne izin verilmeyeceğini de belirtti. Açıklamalara göre, 600 binden fazla kişinin yaşadığı alanlar tamamen boşaltılmış durumda. Kararın uygulanması halinde, bölgede uzun süreli demografik değişim yaşanabileceği ve yerinden edilme krizinin kalıcı hale gelebileceği ifade edildi.
GERİLİM NASIL BÜYÜDÜ?
İsrail ile Lübnan arasında tırmanan gerilim, son saldırılardan önce bir dizi askeri ve siyasi gelişmeyle derinleşmişti. İsrail ordusu, 2 Mart tarihinde Lübnan’dan atıldığı öne sürülen füzelerin ardından kuzey bölgelerinde alarm durumuna geçtiğini açıklamıştı. Yaşanan gelişmenin ardından İsrail, Lübnan genelinde geniş çaplı hava saldırıları başlatmış, saldırılar kısa sürede başkent Beyrut başta olmak üzere birçok kenti hedef alacak şekilde genişlemişti.
Özellikle Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesi, İsrail’in hava operasyonlarının odak noktalarından biri haline gelmişti. Bölgeye yönelik saldırılarda şiddetli patlamalar meydana gelmiş, yoğun duman yükselmiş ve sivil halk arasında büyük panik yaşanmıştı.
KASİMİYE KÖPRÜSÜ DE VURULMUŞTU
Saldırıların yalnızca başkentle sınırlı kalmadığı, ülkenin güneyine de yayıldığı görülmüştü. Litani Nehri üzerindeki stratejik noktalar hedef alınmış, ulaşım ve lojistik açısından kritik öneme sahip altyapılar zarar görmüştü. Bu kapsamda, Sur ile Sayda şehirlerini birbirine bağlayan Kasımiye Köprüsü düzenlenen hava saldırısıyla ağır hasar almış, köprünün önemli bölümlerinin yıkıldığı bildirilmişti.
Köprünün devre dışı kalmasıyla birlikte, Lübnan’ın güneyi ile diğer bölgeleri arasındaki ulaşım ciddi şekilde aksarken, alternatif yolların yetersiz kalması bölgedeki sivil hareketliliği zorlaştırmıştı. Bu da hem insani yardım akışını hem de günlük yaşamı doğrudan etkilemişti. İsrail tarafı, saldırıların Hizbullah’a ait askeri hedeflere yönelik olduğunu savunmuştu. Ancak yerel kaynaklar ve görgü tanıkları, saldırıların sivil yerleşim alanlarına oldukça yakın noktalarda gerçekleştiğini ve sivil altyapının da zarar gördüğünü aktarmıştı.
Öte yandan, Lübnan basınında İsrail’in bazı saldırılarda fosfor içerikli mühimmat kullandığına dair iddialar gündeme gelmişti. Bu iddialar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmamış olsa da, uluslararası kamuoyunda ciddi endişelere yol açmıştı. Siyasi cephede ise İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, operasyonların Benjamin Netanyahu’nun talimatıyla gerçekleştirildiğini açıklamıştı. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee de daha önce yaptığı duyuruda Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıların başlatıldığını kamuoyuna ilan etmişti.
CAN KAYBI VE GÖÇ ARTIYOR
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, 2 Mart’tan bu yana düzenlenen saldırılarda en az 1247 kişi hayatını kaybetti. Öte yandan, Lübnan Afet Yönetimi verileri, saldırılar ve işgal nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini aştığını ortaya koydu.



