Ankara’nın kalbi sayılan Ulus’ta yürürken bir an durup etrafına bakanların gözünden kaçmayan bir şey vardır:
Sokağın tam ortasında, asfaltın ve kaldırımların arasında kalan küçük ama vakur bir türbe… Bu yer, Anadolu’nun kadın evliyalarından biri olarak kabul edilen Tezveren Sultan’ın türbesidir. Bugün yolun ortasında kalmış gibi görünse de, burası aslında Ankara’nın eski ruhunu taşıyan nadir mekânlardan biridir.
BİR DÖNEM HİZMETÇİLİK YAPARDI
Rivayete göre Tezveren Sultan, bir zamanlar Ankara’da bir konakta hizmetçilik yapan mütevazı bir kadındı. Sessiz, çalışkan ve iç dünyası güçlü biriydi. Hayatını sürdürdüğü bu konakta vefat ettiğinde, konağın hemen yanındaki caminin avlusuna defnedildi.
O dönem burası bir ibadet ve yaşam alanıydı. Ne sokak vardı, ne asfalt, ne de trafik.
Ancak yıllar içinde Ankara büyüdü, şehir planı değişti, konaklar ve camiler yıkıldı, yeni yollar açıldı.
İşte tam bu sırada Tezveren Sultan’ın kabri de taşınmak istendi.
Ama rivayetlere göre, kabri yerinden sökmek isteyenlerin kullandığı baltalar kırıldı, kepçeler bozuldu, hiçbir alet çalışmadı. Bunun üzerine “burada kalmak istiyor” denildi ve türbe olduğu yerde bırakıldı. Yol onun etrafından geçti. Ve bugün türbe, şehrin tam ortasında dimdik ayakta kaldı.
HELVA OLAYI İLE MEŞHUR OLDU
Tezveren Sultan’ı asıl meşhur eden olay ise halk arasında “helva kerameti” olarak anlatılır.
Anlatıya göre, çalıştığı evin beyi hacca gitmiştir. Bir gün evin hanımı helva yaptırır. Helvayı yerken, eşini özler ve:
“Keşke o da burada olsaydı, bu helvadan yeseydi…”
diye iç geçirir.
Bunun üzerine Tezveren Hatun, eline bir tabak helva alır ve:
“Hanımım, ben bunu beye götürdüm.”
der.
Kimse ona inanmaz. Ama aylar sonra evin beyi hacdan döndüğünde elinde bir tabak helva ile gelir.
“Bu bana Mekke’de verildi” der. İşte o an herkes, Tezveren Hatun’un sıradan bir hizmetçi değil, keramet sahibi bir ermiş olduğunu anlar. O günden sonra ona Tezveren Sultan denir.
YERİNDEN KIPIRDAMADI
Aradan yüzyıllar geçti. Ankara değişti. Ama Tezveren Sultan’ın türbesi yerinden kıpırdamadı. Bugün asfaltın ortasında, arabaların ve insanların arasında duran bu küçük türbe, aslında Ankara’nın ruhuna açılan sessiz bir kapı gibi. Şehrin karmaşası içinde, kim bilir kaç kişi yanından geçerken fark etmeden bir evliyanın huzurundan geçiyor… Belki de bu yüzden Ankara’nın en garip görünen ama en derin hikâyeye sahip noktalarından biridir.



