Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin belediye başkanlarıyla düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Devlet Bahçeli, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel gelişmeler karşısında güçlü bir devlet aklıyla hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye mazlumlar için vicdan, kendi vatandaşları için emniyet ve huzur ülkesi olmak mecburiyetindedir” ifadelerini kullandı. Ankara’da gerçekleştirilen programda konuşan Bahçeli, dünyada yaşanan siyasi ve askeri gelişmelerin yeni bir döneme işaret ettiğini dile getirdi. Konuşmasının başında küresel gelişmelere dikkat çeken Devlet Bahçeli, dünya siyasetinde dengelerin yeniden şekillendiğini ifade etti. Bahçeli, zamanın akışının hızlandığını ve coğrafi gelişmelerin daha sert bir karakter kazandığını belirterek devletler arasındaki rekabetin giderek arttığını söyledi. Bahçeli, haritaların görünürde aynı kaldığını ancak güvenlik dengelerinin değiştiğini ifade ederek uluslararası ilişkilerde yeni bir güç mücadelesinin yaşandığını dile getirdi.
Küresel krizler ve bölgesel çatışmalar vurgusu
Konuşmasında farklı bölgelerde yaşanan krizlere değinen Bahçeli, Gazze’deki insani durum, Lübnan’da yaşanan gelişmeler, İran merkezli gerilimler ve Suriye ile Irak’taki kırılgan yapının bölgesel dengeleri etkilediğini söyledi. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenlik mimarisinde önemli sarsıntılara yol açarken, Afganistan’dan Pakistan’a uzanan hattın da istikrarsızlık alanı oluşturduğunu ifade eden Bahçeli, Çin ile Hindistan arasındaki stratejik rekabetin de küresel dengeleri etkilediğini kaydetti. Bahçeli’ye göre bu gelişmeler birbirinden bağımsız olaylar değil; Avrasya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerinin yeniden tartıldığı bir sürecin parçaları olarak değerlendiriliyor.
“Devlet aklı olayları sonradan yorumlayan bir seyirci değildir”
Devlet yönetiminde zamanlama ve stratejik düşüncenin önemine değinen Bahçeli, doğru kararların doğru zamanda alınmasının hayati olduğunu söyledi. Bahçeli, devlet aklının olaylar gerçekleşmeden önce ihtimalleri değerlendiren ve buna göre strateji belirleyen bir anlayışı temsil ettiğini ifade etti. Erken fark edilen risklerin devletlere hareket alanı kazandırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin de bu anlayış doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Bahçeli, özellikle Lübnan’da yaşanan olayların devlet otoritesinin zayıfladığı durumlarda ortaya çıkan riskleri gösterdiğini söyledi. Bahçeli, devlet yapısının zayıflaması halinde mezhep gerilimleri, silahlı gruplar ve dış müdahalelerin artabileceğini ifade ederek güçlü devlet yapısının toplumun güvenliği açısından kritik olduğunu belirtti. Ayrıca İsrail’in bölgesel güvenlik stratejisi kapsamında yeni bir güç dengesi oluşturma arayışı içinde olduğunu dile getiren Bahçeli, bu gelişmelerin bölgesel dengeleri etkilediğini söyledi.
“Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke olamaz”
Türkiye’nin dış politika ve güvenlik stratejisinin net olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ülkenin bölgesel krizlerin etkisiyle savrulan bir aktör konumuna düşmemesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, Türkiye’nin bölgesel gerilimleri artıran değil, gerilimi dengeleyen ve istikrarı destekleyen bir ülke olması gerektiğini ifade ederek Türkiye’nin “düzen kuran bir denge siyaseti” izlediğini söyledi. Bu yaklaşımın Türkiye’nin jeopolitik gücünü koruması açısından önemli olduğunu dile getiren Bahçeli, ülkenin bölgesel istikrarın önemli aktörlerinden biri olmaya devam etmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, Türkiye’nin diplomatik gücünü artırmasının aktif bir dış politika izlemesinden geçtiğini ifade etti. Türkiye’nin pasif kalması durumunda başkalarının kurduğu denklem içinde hareket etmek zorunda kalacağını belirten Bahçeli, aktif bir yaklaşımın ise Türkiye’nin güvenlik ve ekonomik alanlarını güçlendireceğini söyledi. Konuşmasının sonunda Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel gelişmeler karşısında sorumluluk üstlenen bir ülke olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin mazlumlar için vicdan, vatandaşları için ise güvenlik ve huzur ülkesi olmasının temel hedef olduğunu ifade etti.




