Demokrasi paketi açıldı, yemişler saçıldı. Payesine çekirdek düşen de memnun olmadı, şamfıstığı düşen de...
Paketin ana hedefi bölünmeyi engellemekti. Niyet ne idi, akıbet ne olacak belli değil. Ama işler daha çetrefilleşti, bu muhakkak. Verilenler, verilmeyenler, memnun olanlar, “daha da daha da isterim’’ diyenler, hükümetin başını daha çook ağrıtır gibi.
“Demokrasinin şahını yaptık’’ diyen iktidar’ı bekleyen dil sorunu, “dil yarasına’’ dönecek anlaşılan.
ABD hükümeti “her Kızılderili kellesi getirene 1000 dolar ödül’’ diye ilan vermiş. İki kafadar çıkmışlar Kızılderili avına. Dön dolaş bir şey yok. Yorgunluktan bir ağaç gölgesinde uyuya kalmışlar. Birisi, bir müddet sonra uyanmış ki, etrafı Kızılderililerle çevrilmiş. Hepsi üzerlerine mızraklarını, oklarını doğrultmuş, en küçük bir kıpırtıda delik deşik edecekler. Uyuyan diğerini usulca dürtmüş ve “Kalk bilader kalk, köşeyi döndük köşeyi’’ demiş.
İktidarın bu sandıkta “köşe dönme’’ hesabı bakalım nasıl bir sarmala yol açacak?
Ana gaye “bölünmeyi engellemek’’ olarak lanse edildi. Ama kimse memnun olmadı. Anadil eğitimi özel okullarda serbest olacak. İstediğin dilde eğitim ver. İster çivi yazısısıyla, ister Çince, sorun yok. Ama “illa devlet okullarında isteriz’’ diye diretiyor diğer taraf.
“Oldu’’ diyelim. Ama nasıl olacak? Ülkemizin mozaikliği ile sevindirik oluyoruz ya. Mozaikliğin çatallı ucu burada biryerlerimizi acıtacak besbelli. Misal “Ana dilde eğitim Kürtçe olsun’’ dendi. Ama hangi Kürtçe? Kürtçe birkaç dil ve baya bir lehçe var. Ve her lehçe veya dil diğerini anlayamıyor. Köy köy, okul okul, sınıf sınıf mı ayrılacaklar.
Eee.. diğer Türkiye çatısı altında olan milletlerin neleri eksik? Onlar da kendi dillerinde ana dilde eğitim isteyecekler bu kez. Hakları da var o zaman. Kimse “hele siz bir kenarda oturun’’ diyemez. Hak varsa eğer, herkese olacak o zaman.
Mesela ben de Tatarca isterim o zaman. Ama bizde de 2 tatarca var. Kırım ve Nogay tatarca’sı. Haaa.. birbirine benziyor mu? Elbette benziyor. Anlaşabiliyoruz mu? Anlaşıyoruz da. Ama ben de Nogay Tatarca’sı isterim o vakit.
Çerkezler de ona keza. Doğu ve batı Adıge’ce olmak üzere 2, ve Abazca da dahil edilince birçok dil ve lehçe ortaya çıkıyor. “Hangi Çerkezce?’’ Mantığı burada da devreye giriyor o zaman.
Daha başka; Gürcüler, Boşnaklar, Araplar, Arnavutlar, Lazlar, Pomaklar, Hemşinler, Romanlar..vs, vs. Her birisi, tüm verilen haklardan faydalanmak ister. İstemek te hakları elbette. “Ellere var da bize yok mu?’’ demek en tabii hakları.
Maksat bölünmemek ti değil mi? Alın size bütünlük. Birçok şehirde bu halklar iç içe yaşıyor. Her birisini ayrı okul, ayrı sınıf, ayrı derslik içinde “Ana dilde eğitim’’ reformu(!) ile parçalara ayırdığınız da, teneffüs zili ile zannediyormusunuz, can ciğer olsunlar. Kutuplaşma, kamplaşmanın olmayacağını kim garanti edebilir?
Daha bu başlangıç. Daha türbanlısı, başı açığı, Alevisi, Sünnisi, “Andımızı okuyacağım illa’’ diyeni, “olmaz okutmam’’ diyeni falan filan….
Paketin bir ucu açıldı, içinden binbir türlü tiyatro çıktı. Kurdela öylece duruyor daha. Tam açıldığında içinden çıkacak yaygaraları düşünmek, akıl tutulması yaratacak cinsten.
Her şey “birkaç oy daha fazla almak’’ adına. Ancak köşeyi döneyim derken, postu deldirmek ve iki kafadarın akıbetine dönmek te var işin içinde...
Demokrasiye ayar verirken, Memleketin fabrika ayarlarını kurcalamak oluyor bu biraz da..
Herkese İyi Bayramlar.....SAYGILARIMLA