
Altındağ, Hamamönü’ndeki müzenin binası 1945 yılına kadar bir konak olarak, yaşam alanı şeklinde kullanıldı. Ancak 1945 yılından sonra yıkılan ve yıkıldıktan sonra 2013 yılına kadar boş kalan bu alan 2013 yılında tekrardan aslına uygun olarak yapıldı.

Müzede geçmişe damgasını vuran, bir döneme tanıklık eden, günün anlam ve önemini ifade eden başta lambalı radyolar, transistörlü radyolar, taşınabilir el radyoları olmak üzere devamında diğer iletişim araçları yer alıyor.

Satılık bir objenin bulunmadığı müzede olabildiğince sade, öz, ana materyallerle, ana cihazların üçer beşer tanesiyle bir dönem anlatılmaya gayret ediliyor.

Altındağ ilçesinde sahibi olduğu eski konakta başkentin ilk 'Radyo ve İletişim Müzesi'ni kuran girişimci Mehmet Emin Ayaz, Dünya Radyo Günü’nde ankaranethaber.com muhabirine açıklamalarda bulundu.

RADYO HABERLERİ DÖRT GÖZLE BEKLENİRDİ
Hem sahibi oldukları Ankara Konağı’nın tanıtımı hem de ellerinde bulunan radyoları değerlendirmek için Radyo ve İletişim Müzesini kurduklarını belirten Mehmet Emin Ayaz, “Bir kısım objeleri de kuruluşa karar verdikten sonra satın aldık. Ankara’da bir radyo nostaljisi yaşatmak için böyle bir çalışma başlattık. Bugün itibariyle kuruluşumuzun birinci yıldönümünü kutluyoruz.” dedi.

Radyo’nun bir hasret ve insanları birbirini kavuşturan bir obje olduğunu dile getiren Ayaz, “İnsanlar şarkı dinleyerek birbirine selam söylerdi eskiden. Çok kullanılan, ilgi gören bir objeydi radyolar. Haberleri bile dört gözle bekleyen insanlarımız vardı. Ama bugün her şeyi cep telefonuna sığdırdıkları için bu tür objeler yok olmaya başladı. Biz de elimizden geldiğince onları yaşatmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.






