Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, bölgesel güvenlik başlığında yeni bir işbirliği zemini oluştururken İran’dan anlaşmaya ilişkin sert bir değerlendirme geldi.
İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, anlaşmanın özellikle Suudi Arabistan açısından beklenen güvenlik garantisini sağlamayacağını ileri sürdü. Rızai, Riyad yönetiminin güvenlik politikalarını ve dış ilişkilerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini savundu.
Rızai açıklamasında, Türkiye ve Pakistan ile imzalanan anlaşmanın tek başına Suudi Arabistan’a güvenlik getirmeyeceğini belirterek, “Suudiler, Türkiye ve Pakistan ile yapılan kâğıt üzerindeki bir anlaşmanın kendilerine güvenlik getirmeyeceğini bilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“BAŞKALARINDAN GÜVENLİK DİLENMEK ZORUNDA KALMAYIN”
İranlı yetkili, açıklamasında Suudi Arabistan’ın geçmişte Amerika Birleşik Devletleri ile yürüttüğü ilişkileri de gündeme getirdi. Riyad’ın uzun yıllar boyunca Washington ile kurduğu ilişkiler üzerinden güvenlik sağlamaya çalıştığını öne süren Rızai, Suudi Arabistan’ın dış politikasında değişikliğe gitmesi gerektiğini savundu.
Rızai, “Tıpkı yıllarca Amerikalılara tek taraflı kaynak aktarmanın, sağmal inek muamelesi görmenin güvenlik getirmediği gibi. Başkalarından güvenlik dilenmek zorunda kalmamak için politikalarınızı düzeltin.” dedi.

MEKKE ANLAŞMASI NELERİ ÖNGÖRÜYOR?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, tarafların ortak güvenlik anlayışı çerçevesinde işbirliğini geliştirmesini hedefleyen savunma odaklı bir mutabakat olarak tanımlanıyor. Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi doğrudan hedef almadığı, temel amacın üç ülke arasındaki güvenlik işbirliğini güçlendirmek ve bölgesel istikrar ile barışa katkı sağlamak olduğu belirtiliyor.
Mutabakatın öne çıkan başlıklarından biri ise kolektif caydırıcılık anlayışı. Buna göre üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının, diğer tarafları da ilgilendiren ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesi öngörülüyor.
SAVUNMA SANAYİSİ VE ASKERİ İŞBİRLİĞİ DE GÜNDEMDE
Mekke Anlaşması yalnızca karşılıklı güvenlik taahhütleriyle sınırlı olmayan bir işbirliği çerçevesi olarak değerlendiriliyor. Anlaşmanın taraf ülkeler arasındaki savunma sanayisi işbirliğinin geliştirilmesini ve askeri alanda birlikte çalışabilirliğin artırılmasını hedeflediği ifade ediliyor. Bu kapsamda üç ülkenin savunma kapasitesinin geliştirilmesi, güvenlik alanındaki koordinasyonun artırılması ve ortak hareket kabiliyetinin güçlendirilmesi anlaşmanın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.
Anlaşmanın mevcut ittifak ve müttefiklik ilişkilerinden kopuş anlamına gelmediği, aksine mevcut ilişkileri tamamlayan ve bölgesel güvenlik mekanizmalarını destekleyen bir işbirliği zemini oluşturmasının amaçlandığı belirtiliyor.

BÖLGESEL GÜVENLİKTE YENİ İŞBİRLİĞİ ZEMİNİ
Üç ülke arasındaki anlaşmanın bir diğer dikkat çeken yönü ise bölgesel sahiplenme anlayışına vurgu yapması. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak hareket etme kapasitesini geliştirmeyi hedeflerken, anlaşmanın ilerleyen süreçte başka bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturabileceği ifade ediliyor. Bu yönüyle mutabakatın yalnızca üç ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, daha geniş bölgesel güvenlik dengeleri bakımından da önem taşıdığı değerlendiriliyor.
İRAN’IN TEPKİSİ BÖLGESEL DENGELERİ YENİDEN GÜNDEME GETİRDİ
İran tarafından yapılan açıklama ise anlaşmanın bölgesel etkilerine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. İbrahim Rızai’nin açıklamalarında özellikle Suudi Arabistan’ın güvenlik politikası hedef alınırken, Riyad’ın başka ülkelerle yaptığı savunma anlaşmalarının kalıcı güvenlik sağlayamayacağı görüşü öne çıkarıldı.
İranlı yetkilinin sözleri, Tahran’ın Riyad yönetiminin bölgesel güvenlik politikalarına yönelik eleştirisinin bir yansıması olarak dikkat çekti. Öte yandan Mekke Anlaşması, taraf ülkelerin kendi güvenliklerini destekleme taahhütlerinin yanı sıra bölgesel ve küresel ölçekte barış, istikrar ve refaha katkı sağlama hedefi taşıyan bir düzenleme olarak sunuluyor.
ÜÇ ÜLKE ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİNİN KAPSAMI GENİŞLİYOR
Anlaşmanın temelinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki mevcut ilişkilerin savunma ve güvenlik alanında daha kurumsal bir çerçeveye taşınması bulunuyor. Tarafların birbirlerinin güvenliğini desteklemesi, savunma sanayisi alanında işbirliğini geliştirmesi ve askeri birlikte çalışabilirlik kapasitesini artırması hedefleniyor. Bu çerçevede Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki tarihi ve kardeşlik bağlarını güvenlik alanındaki işbirliğiyle destekleyen bir düzenleme olarak öne çıkıyor.



