Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Ali Haydar Haksal, 28 Ağustos 2026’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Haksal için bugün Üsküdar’daki Şakirin Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ile Haksal’ın ailesi, yakınları ve edebiyat, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı. Cenaze namazını Prof. Dr. Mehmet Görmez kıldırdı. Duaların ardından Haksal’ın naaşı Karacaahmet Mezarlığı’na götürülerek toprağa verildi.

Haksal’ın kardeşi ve yazar Mustakim Haksal, cenaze töreni öncesinde yaptığı açıklamada ağabeyinin özellikle genç edebiyatçılar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Mustakim Haksal, “Ağabeyim kimseyi incitmeyen, kırmayan, hep okuyan çok okuyan biriydi. Hastalık döneminde de başucundan kitaplar hiç eksilmedi. Derginin son sayılarını hastane köşelerinde çıkardı. Gençler üzerinde çok büyük emeği olan biriydi. Yedi İklim'in zaten özelliği de bu, kucaklayan, herkese kapısı açık olan bir mekan.” ifadelerini kullandı.

MUHAMMET ENES KALA’DAN “MEKTEP İNSANI” VURGUSU

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Muhammet Enes Kala, Haksal’ın vefatının ardından TYB’nin internet sitesinde “Edebiyatımıza Dokunan Asil Kalem ve Mektep İnsan: Ali Haydar Haksal’ın Ardından” başlıklı bir yazı yayımladı. Kala, Haksal’ın yalnızca eserleri üzerinden değerlendirilemeyecek bir isim olduğunu belirterek onun edebiyat dünyasındaki birikimine ve genç kuşaklara aktardığı mirasa dikkat çekti. Kala yazısında Haksal’ın edebiyat anlayışını şu sözlerle anlattı:

“Ali Haydar Haksal’ın Türk edebiyatındaki ve irfân ufkumuzdaki müstesnâ duruşunu kaleme aldığı hikâyelerin, romanların yahut fikrî metinlerin dar parantezine hapsedersek kendisine haksızlık etmiş olabiliriz. Zîrâ o, alelâde bir kelime işçisi olmanın fersah fersah ötesinde, Mehmet Âkif’ten Necip Fazıl’a, Sezai Karakoç’tan Nuri Pakdil’e, Cahit Zarifoğlu’ndan Rasim Özdenören’e uzanan ulu düşünce havzasının canlı tecelligâhlarından, hâfızayı istikbâle taşımaya çalışan bir mektep insandı.”

Kala, Haksal’ın kendisinden önceki edebiyat ve düşünce birikimini yalnızca takip eden değil, bunu kendi insan ve şehir tecrübesiyle yeniden yorumlayan bir anlayış ortaya koyduğunu ifade etti.

YEDİ İKLİM, HAKSAL’IN EDEBİYAT HAYATINDA ÖNEMLİ BİR YER TUTTU

Ali Haydar Haksal’ın edebiyat serüveninde Yedi İklim dergisi özel bir konuma sahipti. Haksal, Osman Bayraktar, Mustafa Çelik ve Alim Kahraman ile birlikte derginin kurucuları arasında yer aldı. Mart 1987’de yayımlanmaya başlayan Yedi İklim’in sahipliğini ve yazı işleri müdürlüğünü üstlenen Haksal, derginin uzun yıllar yayın hayatını sürdürmesinde belirleyici rol oynadı.

Ekran Görüntüsü 2026 08 29 212436

1989 yılında yayınına ara veren dergi, 1992’de yeniden okurla buluştu. Yedi İklim, sonraki yıllarda şiir, öykü, deneme ve düşünce yazılarıyla edebiyat dünyasının süreli yayınları arasında yer almaya devam etti. Muhammet Enes Kala da yazısında Haksal’ın dergicilik faaliyetinin yalnızca yayıncılıkla sınırlı olmadığını vurguladı. Kala, Haksal’ın Yedi İklim aracılığıyla farklı kuşaklardan yazar ve şairlere alan açtığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu yaklaşımın kamusal alandaki ve basın hayâtındaki en köklü tezâhürü ise şüphesiz, otuz yılı aşan Millî Gazete müktesebâtında saklı görünür. 1980'lerin sonundan îtibâren gazetedeki köşesini bir tefekkür ve irfân mevzîsine dönüştüren Haksal, bugün de aradığımız, gündeliğin sığ dalgaları arasında medeniyet şuurunu diri tutan, sanatı ve düşünceyi cemiyetin kalbine taşıyan zihniyetin inşâsına büyük ehemmiyet vermiştir.”

EDEBİYATINDA YALNIZLIK VE YABANCILAŞMA ÖNE ÇIKTI

Haksal, öykü başta olmak üzere roman, deneme, inceleme, biyografi ve şiir türlerinde eserler verdi. Yazı hayatına lise yıllarında başlayan Haksal’ın ilk öyküsü “Tıkırtı”, 1975 yılında Millî Gazete’de yayımlandı. İlk öykü kitabı Evdeki Yabancı ise 1986’da okurla buluştu.

Eserlerinde modern insanın yalnızlığı, yabancılaşması, benlik arayışı, kent hayatı, gelenek, inanç ve insanın iç dünyasındaki çatışmalar üzerinde duran Haksal, modern anlatım tekniklerini geleneksel ve tasavvufi unsurlarla bir araya getirdi.

Haksal’ın öykücülüğünün yanı sıra Türk edebiyatının önemli isimleri üzerine yaptığı çalışmalar da dikkat çekti. Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu ve Akif İnan üzerine inceleme ve biyografik çalışmalar kaleme aldı.

“SESİM BANA YETMİYOR” İLE ÖDÜL ALDI

Ali Haydar Haksal’ın edebiyat çalışmalarındaki önemli dönüm noktalarından biri de Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı oldu. Haksal, bu eserle 1987 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü’nü kazandı. Yazar ayrıca Yitik Yaşamın Güncesi romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışması’nda ikincilik ödülüne layık görüldü. 2017 yılında ise Bingöl Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verildi.

Haksal’ın yayımlanan eserleri arasında Evdeki Yabancı, Sesim Bana Yetmiyor, Sarıldığım Soğuk Bir Ceset, Sokağın Adı Issız, Ay Işığında Vav’ın Odası, Zamanların Öyküsü, Yalnızlık Sarkacı, Ruh Denizi, Güneşe Koşan Adam gibi öykü kitaplarının yanı sıra Yitik Yaşamın Güncesi, İki Ateş Arasında, Anzelha ile İbrahim ve Hüzün adlı romanları bulunuyor.

Ekran Görüntüsü 2026 08 29 212244

“EDEBİYAT, HATIRLAMA SANATINA DÖNÜŞTÜ”

Muhammet Enes Kala, Haksal’ın edebi üretimini yalnızca kurmaca metinleri üzerinden değil, geçmişle gelecek arasında kurduğu bağ üzerinden de değerlendirdi. Kala yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Onun biyografik çalışmaları ve coğrafî medeniyet ufku da aynı büyük tefekkür haritasının cüzleri mesâbesindedir. Necip Fâzıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören üzerine kaleme aldığı metinlerle vefâ gösteren, hâfıza inşâsını önemseyen duruşuyla yazar; Kudüs’ten Endülüs’e, İspanya’dan Fransa metinlerine uzanan Doğu Işığı ve Belkıs ile Süleyman gibi eserleriyle Doğu’nun ve hakîkatin izlerini küresel ölçekte sürebilmenin imkânlarını gösterir.”

Kala, Haksal’ın edebiyat anlayışını insanı kendi hakikatine yönelten bir alan olarak nitelendirirken, yazarın eserleriyle geçmişin birikimini gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştığını belirtti.

“BİR MEDENİYET NÖBETÇİSİNİ KAYBETTİK”

Haksal’ın ardından kaleme aldığı yazının son bölümünde vefatın ardından oluşan boşluğa değinen Muhammet Enes Kala, usta yazarı genç kuşaklara yol gösteren bir isim olarak tanımladı. Kala şu ifadeleri kullandı:

“Büyüğümüz, fânî dünyâ sürgününü tamamladı, göçünü topladı. Onun fânî âlemden bâkî âleme irtihâliyle ardında bıraktığı boşluk, kendisinin irfân ocağında yetişen ve kelâmına sığınan her rûhu derin bir hüznün ve özlemin koynuna itmiştir. Bir medeniyet nöbetçisini, genç zihinlere babacan şefkâtle yol gösteren usta bir kılavuzu kaybetmiş olmanın acısı, kuşkusuz kelimelerin dahi taşımakta büküldüğü ağır bir yüktür.”

Kala, yazısının sonunda Haksal’ın geride bıraktığı edebi ve düşünsel mirasa dikkat çekerek şu sözlerle veda etti:

“O, aramızdan çekilirken dünün sesini yarınlara taşıyan canlı bir medeniyet hâfızasını ve kelimenin haysiyetini savunan mektebini de yetim bırakmıştır. Tesellimiz, gönüllere ektiği fikrî ve irfânî tohumlarla, Yedi İklim’in tütsülenmiş sayfalarında görüldüğü üzere hakîkate adanmış ömrün lekesiz mîrâsını tevârüs edecek bir nesli yetiştirmiş olmasıdır. Şimdi bize düşen, azîz rûhuna rahmet dilemek ve gökkubbemizde bıraktığı hoş sadâya vefâ gösterebilmektir. Mekânı cennet, makâmı âlî olsun.”

Akşemsettin Mahallesi modern bir cazibe merkezine dönüşüyor
Akşemsettin Mahallesi modern bir cazibe merkezine dönüşüyor
İçeriği Görüntüle

EDEBİYAT DÜNYASINDAN HAKSAL’A VEDA

Ali Haydar Haksal’ın vefatı, edebiyat ve düşünce dünyasında da geniş yankı buldu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Haksal’ın vefatı dolayısıyla yayımladığı mesajda kendisini “Türk edebiyatının kıymetli kalemlerinden” olarak nitelendirerek ailesine, sevenlerine ve edebiyat camiasına başsağlığı diledi.

Kaynak: Hacer Koca