Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada hem küresel ekonomik sisteme yönelik değerlendirmelerde bulundu hem de İslam ekonomisinin önemine dikkat çekti. Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda katılımcının yer aldığı zirvede konuşan Erdoğan, daha adil bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu belirterek İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel sorunların çözümünde önemli bir alternatif oluşturabileceğini ifade etti.
Konuşmasında mevcut finansal sistemin ciddi sorunlar ürettiğini vurgulayan Erdoğan, ekonomik krizlerin temelinde borç ve faiz merkezli yapının bulunduğunu söyledi. Daha adil paylaşımı, üretimi ve ahlaki değerleri merkeze alan yeni bir ekonomik anlayışın gerekliliğine işaret etti.
“İSLAM EKONOMİSİNİ NE KADAR SAHİPLENİRSEK HEDEFLERİMİZE O KADAR ÇABUK ULAŞIRIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sorunların çözümsüz olmadığını belirterek İslam dünyasının ekonomik alanda daha fazla iş birliği yapması gerektiğini dile getirdi. Erdoğan, “Daha adil bir dünya mümkün derken, insanlık ailesi olarak gerek ekonomide gerekse uluslararası ilişkilerde çözümsüz değiliz. Daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız” ifadelerini kullandı.
Zirvede sermayenin İslam ekonomisindeki yeri, dijital dönüşüm, uluslararası yatırımlar ve yapay zekâ uygulamaları gibi birçok başlığın ele alınacağını belirten Erdoğan, bu tartışmaların İslam dünyası ve küresel ekonomi açısından faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
“1 LİRALIK KAZANÇ, 2 LİRALIK KAZANÇTAN ÜSTÜNDÜR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken bölümlerden biri ise faiz ve bereket kavramına ilişkin değerlendirmeleri oldu. Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın ekonomi anlayışına atıfta bulunan Erdoğan, ekonomik faaliyetlerde yalnızca kâr odaklı bir yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Bizde bereket diye bir kavram vardır. Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi; 1 liralık kazanç, 2 liralık kazançtan üstündür. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kâr düşüncesinin olduğu yerde bereket kendisine yer bulamaz.”
Ayrıca konuşmasının ilerleyen bölümünde de aynı vurguyu yineleyen Erdoğan, mevcut küresel finans sisteminin revize edilmesi gerektiğini belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün olduğu yerde bereket bulunmaz. Mevcut sistemi tamir ve revize etmek hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır” dedi.
İSLAM DÜNYASININ KARŞI KARŞIYA OLDUĞU KRİZLERE DİKKAT ÇEKTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında İslam coğrafyasında yaşanan çatışmalar ve bölgesel krizlere de geniş yer verdi. Son yıllarda İslam dünyasının aynı anda birçok farklı sorunla mücadele etmek zorunda kaldığını ifade eden Erdoğan, özellikle Filistin, Lübnan ve Körfez bölgesindeki gelişmelere dikkat çekti. Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez’deki kardeş ülkelerimizi değil tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor.”
“KÜRESEL BORÇLULUK 350 TRİLYON DOLARA ULAŞTI”
Konuşmasının ekonomi bölümünde dünya genelindeki borç yüküne dikkat çeken Erdoğan, Uluslararası Finans Enstitüsü’nün verilerine işaret ederek küresel finans sisteminin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamayı yaptı:
“Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Bakınız burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor; küresel borçluluğun 2026’nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.”
“2008 KRİZİNİN NEDENLERİ ORTADAN KALDIRILMADI”
Mevcut küresel finans mimarisini eleştiren Erdoğan, 2008 küresel finans krizinin ardından kalıcı çözümler yerine geçici önlemler tercih edildiğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Cari küresel sistem geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz: Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız.”
KATILIM FİNANS SEKTÖRÜNDE YENİ DÖNEM
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’de katılım finans sektörünü güçlendirecek yeni adımları da kamuoyuyla paylaştı. Bu kapsamda Emlak Katılım Bankası’nın halka arz edilmesinin planlandığını açıklayan Erdoğan, kamu katılım bankaları arasında yeni bir yapılanmaya gidileceğini duyurdu.
Erdoğan, “Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi planlıyoruz. Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi olacaktır. Bu 3 katılım bankasının güçlerini birleştirmesiyle ortaya güçlü bir sinerji ortaya çıkacak. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” dedi.





