ABD ve İsrail’in saldırılarıyla derinleşen bölgesel kriz ve İran’ın dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması, küresel ekonomide ciddi bir baskı oluşturdu. Petrol türevlerinin inşaat malzemelerinde yoğun şekilde kullanılması, maliyetleri hızla yukarı çekerken özellikle dış cephe mantolama gibi kalemlerde bu artışın daha belirgin hissedildiği ifade ediliyor. Artan maliyetlerin nakliye fiyatlarını da yükseltmesi, enflasyon üzerindeki baskıyı artırabilecek önemli bir risk olarak öne çıkıyor.
“2026’DA KÜÇÜK METREKARELİ KONUTLAR ÖNE ÇIKACAK”
Özkan Aydemir, 2025 yılında gayrimenkul sektörünün yaklaşık 1 milyon 690 bin satışla tarihi bir zirveye ulaştığını hatırlatarak, bu hareketliliğin 2026’da da devam edeceğini söyledi. Ancak yeni dönemde tüketici tercihlerinin değiştiğine dikkat çeken Aydemir, büyük metrekareli konutlar yerine daha küçük ve kullanışlı 1+1 ve 2+1 dairelere yönelimin arttığını vurguladı.
İnşaat maliyetlerinin oda başına 1,5 ila 2 milyon lira seviyesine ulaşmasının ve alım gücündeki değişimin bu tercihte belirleyici olduğunu ifade eden Aydemir, ihtiyaç odaklı alımların ön planda kalmaya devam edeceğini dile getirdi.

AİDAT YÜKÜ VATANDAŞI ŞEHİR DIŞINA İTİYOR
Konut tercihlerinde dikkat çeken bir diğer değişim ise yüksek site aidatları oldu. Aydemir, 5 bin liradan başlayıp 30 bin liraya kadar çıkan aidatların vatandaşları alternatif arayışlara yönelttiğini belirtti. Bu durumun, daha sakin, doğayla iç içe ve şehir merkezine 30-40 dakika mesafedeki müstakil yaşam alanlarına ilgiyi artırdığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu eğilim önümüzdeki yıllarda daha da güçlenebilir ve şehir çeperlerinde yeni yerleşim alanlarının hızla büyümesine yol açabilir.

“ÖNÜMÜZDEKİ 3-4 AY KRİTİK”
Sektör temsilcileri, 2026 yılının konut piyasasında daha hareketli geçeceği görüşünde birleşiyor. Ancak yeni konut üretiminin yeterli seviyeye ulaşamaması, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Aydemir, konut almayı planlayan vatandaşlara kritik bir uyarıda bulunarak önümüzdeki 3-4 aylık sürecin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut piyasa koşullarında pazarlık imkanlarının daha yüksek olduğunu belirten Aydemir, talebin artmasıyla birlikte fiyatların yeniden yükselişe geçebileceğine dikkat çekti.

FAİZLER DÜŞERSE FİYATLAR YÜKSELEBİLİR
Konut kredi faiz oranlarının yüzde 2,30 – 2,40 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Aydemir, faizlerin daha da düşmesi halinde konut fiyatlarında yeni bir artış dalgası yaşanabileceğini ifade etti. Bu süreçte kamu otoritelerinin denetimlerinin arttığına işaret edilirken, özellikle elektronik ilan doğrulama sistemi ile fiyat manipülasyonlarının önüne geçilmesinin hedeflendiği kaydedildi.

YATIRIMCI DAVRANIŞI DEĞİŞTİ
Geçmiş dönemde uygulanan yüzde 25 kira artış sınırının piyasa üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu belirten Aydemir, bazı yatırımcıların bu süreçte gayrimenkullerini elden çıkardığını söyledi. Bu durumun piyasadaki dengeleri değiştirdiği ve arz-talep dengesini yeniden şekillendirdiği ifade ediliyor.

KİRACI ORANI YÜZDE 50’YE DAYANDI
Türkiye’de kiracı oranının yüzde 50 seviyelerine yaklaştığına dikkat çeken Aydemir, artan kira fiyatlarının vatandaşlar üzerindeki yükünü de gözler önüne serdi. Geçmişte 2-3 bin lira seviyesinde olan kiraların bugün 25 bin liraya kadar yükseldiğini belirten Aydemir, özellikle dar gelirli vatandaşlar için barınmanın ciddi bir sorun haline geldiğini vurguladı.
Uzmanlara göre konut arzının artırılması ve yatırımcının yeniden teşvik edilmesi, hem kira fiyatlarının dengelenmesi hem de piyasanın sağlıklı bir yapıya kavuşması açısından kritik önem taşıyor.

PİYASADA DENGELER YENİDEN KURULUYOR
Tüm bu gelişmeler ışığında konut piyasasında dengelerin yeniden şekillendiği görülüyor. Artan maliyetler, değişen tüketici tercihleri ve küresel ekonomik gelişmeler, sektörde yeni bir dönemin başladığını ortaya koyarken, uzmanlar özellikle kısa vadede doğru hamle yapanların avantaj sağlayabileceğine dikkat çekiyor.



