Türkiye gazetesi yazarı ve sosyal güvenlik uzmanı İsa Karakaş, yıllardır yaptığı uyarıları bir kez daha hatırlatarak emeklilikte derinleşen krize dikkat çekti. “Defalarca uyardım, bu son fırsat” sözleriyle seslenen Karakaş, geçici zamlar ve taban maaş uygulamalarıyla sistemin ayakta tutulamayacağını vurguladı.
Karakaş’a göre bugün gelinen noktada sosyal güvenlik sistemi, asli işlevinden uzaklaşarak adalet duygusunu zedeleyen bir yapıya dönüştü. Kalıcı ve köklü bir reform yapılmadığı takdirde emeklilikte yaşanan sorunların daha da ağırlaşacağı görüşü hâkim.
İsa Karakaş, emekliliğin yalnızca çalışan kesimi değil, toplumun tamamını ilgilendiren temel bir güvence olduğunu hatırlatıyor. Ancak Türkiye’de emeklilik sisteminin son 80 yılda yapılan çok sayıda müdahaleyle karmaşık ve sürdürülemez bir hale geldiğini ifade ediyor.
Özellikle seçim dönemlerinde ekonomik ve matematiksel gerçekler yerine siyasi vaatlerin ön plana çıkmasının, sistemin aktüeryal dengesini ciddi biçimde sarstığına dikkat çekiliyor.
Karakaş’a göre emekli maaşlarındaki düşüşün temel nedeni, 1999 ve 2008 yıllarında yapılan sosyal güvenlik reformları. Bu düzenlemelerle aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, emekli gelirlerinde belirgin bir gerilemeye yol açtı.
2008’deki reformda ise emekli maaşı hesaplamalarında milli gelir artışının yalnızca yüzde 30’unun dikkate alınması, özellikle düşük maaş alan emekliler için ciddi bir gelir kaybı yarattı. Bu durum, zamanla emeklilerin alım gücünde kalıcı bir erimeye neden oldu.
Yüksek enflasyonun yanı sıra artan kira ve gıda fiyatları, emeklilerin geçim koşullarını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Karakaş, bu tablo karşısında köklü çözümler yerine Hazine destekleriyle uygulanan “en düşük emekli maaşı” politikasının tercih edilmesini sert bir dille eleştiriyor.
Bu yaklaşımın sosyal sigorta tekniğiyle bağdaşmadığını belirten Karakaş, sistemin giderek bir sosyal yardım mekanizmasına dönüştüğünü savunuyor. Geçici desteklerle ayakta tutulmaya çalışılan yapının, uzun vadede sürdürülebilir olmadığı görüşü öne çıkıyor.
2019 yılında yaklaşık 800 bin emekliyi kapsayan taban maaş destekleri, bugün 5 milyon kişiye ulaşmış durumda. Bu süreçte “kök aylık” kavramının sisteme dahil edilmesi, maaş adaletsizliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Mevcut tabloda, asgari ücret üzerinden 3.600 gün prim ödeyen bir SSK’lı ile 9.000 gün prim ödeyen bir Bağ-Kur’lunun aynı taban maaşı alması, sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Karakaş’a göre bu eşitleme, sadece adalet duygusunu zedelemekle kalmıyor; çalışma hayatını da olumsuz etkiliyor. Uzun süre çalışmanın ve yüksek prim ödemenin anlamını yitirmesi, sigortalı çalışmaya olan ilgiyi azaltıyor.
“Nasıl olsa aynı maaşı alacağım” algısının yayılması, kayıt dışı istihdam riskini artırırken, sistemde nimet ve külfet dengesinin tamamen bozulmasına yol açıyor.
Sosyal güvenlik alanında uzun yıllar görev yaptığını hatırlatan İsa Karakaş, seçimsiz geçecek bu dönemin reform için son fırsat olduğunun altını çiziyor. Karakaş, geçici ve seyyanen zamlar yerine prim günü ve bildirilen kazançla orantılı, adil bir maaş sistemine dönülmesi gerektiğini savunuyor.
Ayrıca emekli maaşlarının hesaplanmasında milli gelir artışlarının daha güçlü biçimde dikkate alınması ve siyasetten uzak, matematiksel temellere dayanan bir aktüeryal dengenin kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Karakaş, son değerlendirmesinde emeklilik sisteminin temel felsefesini şu sözlerle özetliyor:
“SGK emeklilik sistemi bir sosyal sigorta sistemidir. Sosyal yardım sandığı değildir. Ödenen emeğin ve alın terinin matematiksel karşılığı olmalıdır.”
En düşük maaş uygulamasından vazgeçilmesinin gündemde olduğunu hatırlatan Karakaş, kurulacak yeni komisyonun gerçekten kalıcı ve adil çözümler üretip üretemeyeceğinin ise önümüzdeki süreçte netleşeceğini ifade ediyor.