Küratörlüğünü Pelin Kılıç ve Büşra Bozdemir’in yaptığı sergide; Bengi Aktar, Büşra Bozdemir, Büşra Yesir, Ceyda Sude Tunalı, Dilan Yıldırım, Eda Er, Eda Nur Sevindioğlu, Ezgi Üner, Ezo Semiz, Gülra Karabıyık, İrem Hacıoğlu, Maral Sözmen, Melda Atıcı, Naz Yıldırım, Özlem Çelik, Pelin Kılıç, Selma Zülal Sivri, Tulya Çavuşoğlu’nun eserlerine yer veriliyor.
Serginin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor:
"THIS IS WHAT LOUD LOOKS LIKE"
Bu ifade yalnızca bir slogan değil.
1990'ların başında Bikini Kill'in solisti Kathleen Hanna'nın konserlerde kadınlara seslenerek "Girls to the front!" demesiyle doğan bu çağrı, erkek egemen sahnelerde kadınların ve queer bireylerin görünürlük ve alan talep etme iradesini simgeliyordu.
Bugün Ankara'da bu sözü, vizörün arkasındaki kadın ve queer fotoğrafçılar için yeniden söylüyoruz.
This Is What Loud Looks Like, Ankara müzik sahnesine dair bugüne kadar kayda geçmemiş ya da görmezden gelinmiş bir hikâyeyi birlikte yazma çabasıdır.
Konserlerden provalara, sokak müzisyenlerinden loş barlara uzanan bu kolektif üretimler; yalnızca müziği değil, o müziğin etrafında kurulan dayanışmayı, kırılganlığı, öfkeyi ve direnci de görünür kılar.
Bu sergi bir arşiv değil.
Bu sergi, birlikte kurduğumuz canlı bir hafızadır.

BİZ KİMİZ?
Girls to the Front, Ankara'daki müzik sahnesini kadın fotoğrafçıların gözünden görünür kılmak için yola çıkan kolektif bir proje ve sergileme sürecidir.
Adını, punk grubu Bikini Kill'in konserlerinde kullandığı ve 1990'larda Riot Grrrl hareketinin simgelerinden biri haline gelen "Girls to the Front" sloganından alır. Bu slogan, o dönemde kadın izleyicileri sahnenin ön sırasına davet ederek güvenli bir alan yaratmayı amaçlıyordu. Bizim içinse bu çağrı, yalnızca izleyiciler için değil; vizörün arkasındaki kadın fotoğrafçılar için de alan açmanın güçlü bir sembolüdür.
Girls to the Front, kadınların müzik sahnesindeki varlığını görünür kılmak, üretimlerini çoğaltmak ve bu üretimleri kolektif bir hafızaya dönüştürmek için var. Çünkü biliyoruz ki; sahnenin önü kadar arkası da, ışıklar kadar vizörler de, kadınların varlığıyla çoğalıyor.
Amacımız; kadın fotoğrafçıların deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları, ürettikleri imgeleri ve kurdukları dayanışmayı görünür kılmak. Müzik sahnesini kadınların gözünden yeniden

NE YAPIYORUZ?
Konserlerden sokaklara, provalardan küçük barlara kadar müzik sahnesinde kadın fotoğrafçıların ürettiklerini görünür kılıyor; bugüne dek çoğunlukla görünmez bırakılan deneyimleri kolektif bir hafızaya dönüştürüyoruz. Açtığımız bu sergiyle, birikimi paylaşırken, aynı zamanda bir sergiden daha fazlasını; dayanışmayı, eşitliği ve kadınların müzik sahnesindeki varlığını güçlendiren bir topluluğu ortaya koyuyoruz.”