Amaç, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yürütülen mevcut emeklilik sistemini ikinci bir basamakla desteklemek, hem yurt içi tasarruf oranlarını artırmak hem de emeklilik döneminde gelir kaybını sınırlamak olarak ifade edilmişti.
Uzmanlara göre sistemin düşük getiri algısının arkasında fon çeşitliliğinin sınırlı olması ve çalışanların fon tercihinde yeterince söz sahibi olmaması yatıyor.
Mevcut uygulamada OKS’ye yeni işe başlayan çalışanlar otomatik olarak dahil ediliyor ancak belirli süre içinde sistemden ayrılma hakkı bulunuyor. Çalışanların prime esas kazançlarının yüzde 3’ü oranında kesinti uygulanıyor.
Taslak çalışmalarda ise TES modelinin 45 yaş ve altındaki tüm çalışanlar için zorunlu hale gelebileceği, ayrıca işveren katkısının da sisteme dahil edileceği gündemdeydi.
Bu da hem çalışanların maaşlarından zorunlu kesinti yapılması hem de işverenlere ek maliyet getirilmesi nedeniyle tartışmalara yol açtı.
İşçi konfederasyonları TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK, özellikle kıdem tazminatı konusunda mevcut hakların korunması gerektiğini aktarıyor.
Daha önce gündeme gelen bazı taslaklarda kıdem tazminatının yerine TES benzeri bir modelin konuşulması sendikaların sert tepkisine neden olmuştu.
Son açıklamalarda kıdem tazminatına dokunulmayacağı belirtilse de, zorunlu kesinti ihtimali çalışan kesimde kaygı doğuruyor.
İşveren tarafında ise sisteme zorunlu katkı yapılması ihtimali maliyet baskısı nedeniyle eleştiriliyor. Özellikle rekabetin yoğun olduğu bir ekonomik ortamda yeni yüklerin işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceği dile getiriliyor.
Tartışmalar devam ederken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 8 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da yaptığı değerlendirme sürecin seyrine ilişkin önemli bir mesaj verdi.
Yılmaz, tamamlayıcı emeklilik sistemine ilişkin henüz olgunlaşmış bir çalışma bulunmadığını belirterek, bu tür adımların kapsamlı etki analizi ve hazırlık süreci gerektirdiğini söyledi.
Yılmaz ayrıca, işletmeler üzerinde ilave yük oluşturacak düzenlemelere mevcut ekonomik koşullar altında sıcak bakmadıklarını ifade ederek, rekabet baskısına dikkat çekti.
Tamamlayıcı model tartışılmaya devam ederken mevcut Otomatik Katılım Sistemi (OKS)’nin performansı da yeniden değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre sistemin düşük getiri algısının arkasında fon çeşitliliğinin sınırlı olması ve çalışanların fon tercihinde yeterince söz sahibi olmaması yatıyor.
2026 yılı programında OKS’de fon çeşitliliğinin artırılacağı ve farklı risk profillerine uygun seçeneklerin genişletileceği aktarılıyor.
Öte yandan gönüllülük esasına dayanan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) son yıllarda daha fazla tercih ediliyor.
Devlet katkı oranındaki değişiklikler tartışmalara neden olsa da, bazı fonların yatırım performanslarının dikkat çekici seviyelerde olduğu değerlendiriliyor.
Takvim yaklaşmasına rağmen ekonomi yönetiminden gelen temkinli mesaj, TES’in planlanan sürede devreye girip girmeyeceğine dair soru işaretlerini çoğalttı.
Çalışanların maaş kesintisi, işveren katkısı ve kıdem tazminatı hassasiyeti gibi başlıklar çözülmeden sistemin yürürlüğe girmesinin zor olduğu söyleniyor.