ABD’nin Türkiye’de yaşayan vatandaşlarına yönelik deprem uyarısının ardından gelen açıklamalarda Bektaş, paylaşımlarında İstanbul’un jeolojik yapısının belirli bölgelerde deprem enerjisini sönümlenmesine katkı sağlayabileceğini ileri sürdü.
Bektaş, Marmara Bölgesi’ndeki çukurların ve fay segmentlerinin, deprem enerjisinin yayılmasını doğrudan etkilediğini ifade etti.
Jeolojik özellikler nedeniyle çukurların, enerjiyi kısmen yutma ve kırılmanın doğrudan İstanbul’a ulaşmasını engelleme işlevi görebileceğini açıklayan Bektaş’a göre, bu durum bazı sismik dalgaların ilerleyişini kesintiye uğratıyor. Bektaş'ın iddiası, İstanbul’daki son büyük deprem dalgalarının kent merkezine ulaşmamasına dair bilimsel tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, bölgede yoğun olarak hissedilmişti. Yaşanan sarsıntı, Marmara Denizi’ndeki fay hattı boyunca kaydedilen önemli bir kırılma olarak bilim insanlarının dikkatini çekmişti.
Bektaş’a göre, çukurlar ve fay segmentleri arasında gerçekleşen sürünme (creep) gibi mekanizmalar, depremin enerjisini doğrudan İstanbul’a yönlendirmeyerek kırılmayı kısmen eritiyor. Bu da bazı bölgelerde hissedilen sarsıntının beklenen büyüklüğe ulaşmamasını açıklıyor.
Profesör Bektaş, ABD Büyükelçiliği’nin deprem uyarısına ilişkin değerlendirmelerinde bu tür uyarıların tamamen tesadüfi olmadığını ifade etti.
Bektaş, uluslararası bilim çevrelerinde İstanbul’un deprem riskine ilişkin yapılan çalışmaların ve yayımlanan makalelerin, diplomatik düzeyde risk algısının yükselmesine yol açtığını belirtti. Ancak bu uyarıların “kesin bir deprem beklentisi” anlamına gelmediğini, daha çok olası risklere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.
Deprem uzmanları arasında, Marmara Denizi’ndeki fayların davranışına dair farklı görüşler yer alıyor. Bazı bilim insanları tek büyük kırılma beklerken, Bektaş gibi diğer uzmanlar çok parçalı kırılma modellerinin de olası olduğunu ifade ediyor.
Bu yaklaşımda, fay hatlarının birbirine tamamen kilitlenmeden “kısmen sürünme” davranışı gösterdiği belirtilerek enerjinin ani büyük sarsıntı yerine daha küçük olaylarla boşalabileceği öne sürülüyor.