NSAN AKCİĞER HÜCRELERİNDE ÇOĞALDI

Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde Influenza D virüsü, insan akciğer hücrelerinde ve bağışlanan akciğer dokularından elde edilen kültürlerde test edildi. Sonuçlar, virüsün mevsimsel grip virüsleri kadar verimli şekilde çoğalabildiğini gösterdi.

Araştırmada ayrıca virüsün, bağışıklık sisteminin erken uyarı mekanizmalarını baskılayabildiği belirlendi. Bu durum, vücudun savunma sisteminin geç devreye girmesine ve virüsün ilk aşamada fark edilmeden çoğalmasına imkân tanıyabiliyor.

HASTANE VE HAVALİMANI ÖRNEKLERİNDE TESPİT EDİLDİ

Çalışmalarda virüsün genetik izleri hem bir hastanenin acil servis bölümünde hem de yoğun yolcu trafiğine sahip bir havalimanında tespit edildi. Kapalı ve kalabalık alanların solunum yoluyla bulaşan virüsler açısından kritik noktalar olduğu vurgulandı.

Daha önce yapılan gözetim araştırmalarında ise sığır ve domuz yetiştiricilerinde Influenza D’ye karşı antikor saptandığı bildirildi. Bu bulgu, insanların virüsle temas etmiş olabileceğini ve enfeksiyon geçirmiş olabileceklerini ortaya koydu.

2011 YILINDA İLK KEZ SAPTANDI

Influenza D virüsü ilk kez 2011 yılında tespit edildi. Bugüne kadar çoğunlukla sığır ve domuzlarda görüldüğü biliniyor. İnsanlar için ciddi bir tehdit oluşturmadığı varsayılmış olsa da, yeni araştırma virüsün insan popülasyonuna uzun süredir fark edilmeden sızıyor olabileceğini gündeme getirdi.

BELİRTİ GÖSTERMEDEN BULAŞABİLİR

Araştırmalarda, virüsün genetik materyaline hastane acil servis havasında ve yoğun havalimanlarındaki aerosol örneklerinde rastlandı. Ayrıca çiftlik çalışanlarının burun sürüntülerinde de viral materyal tespit edildi.

Uzmanlar, enfeksiyonların klasik grip belirtileri göstermeyebileceğine dikkat çekti. Yüksek ateş, kas ağrısı ya da belirgin solunum yolu semptomlarının görülmemesi, kişilerin hasta olduklarını fark etmeden virüsü başkalarına bulaştırabilmesine neden olabiliyor.

PANDEMİ RİSKİ VURGUSU

Araştırmacılar, Influenza D’nin şu an için insanlar arasında doğrulanmış yaygın bir bulaş zinciri oluşturduğuna dair kesin kanıt bulunmadığını belirtti. Ancak laboratuvar ve saha verilerinin, virüsün insan dokusuna uyum sağlama kapasitesinin beklenenden yüksek olabileceğini gösterdiği ifade edildi.

Çalışmada, Influenza D’nin yalnızca hayvancılıkta görülen önemsiz bir patojen olarak değerlendirilmemesi, yakından izlenmesi gereken bir potansiyel pandemi tehdidi olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Özellikle hayvanlarla yakın temasın bulunduğu alanlarda güçlü gözetim sistemlerinin kurulmasının ve olası genetik değişimlerin erken tespit edilmesinin kritik olduğu kaydedildi.

Editör Hakkında