Bir restoranda müdür olarak görev yapan çalışanın, iş arkadaşlarına ve kadın müşterilere yönelik kullandığı iddia edilen “canım”, “balım”, “aşkım” gibi ifadeler ile bazı uygunsuz söylemleri nedeniyle iş sözleşmesi feshedildi. İş mahkemesinin işvereni haklı bulduğu karar, Yargıtay tarafından da onandı.
Kararla birlikte, çalışma ortamında huzuru bozan ve iş ilişkisinde güven unsurunu zedeleyen davranışların kıdem ve ihbar tazminatı hakkını ortadan kaldırabileceği yönünde önemli bir hukuki değerlendirme ortaya çıktı.
RESTORAN MÜDÜRÜNÜN SÖZLERİ TARTIŞMA KONUSU OLDU
Olay, bir restoranda müdür olarak çalışan S.M. hakkında yapılan şikâyetlerle başladı. İddiaya göre restoran müdürü, hem çalışma arkadaşlarına hem de bazı kadın müşterilere karşı “canım”, “balım” gibi ifadeler kullanıyor, bazı konuşmalarıyla çalışanları ve müşterileri rahatsız ediyordu.
İşveren, işyerindeki huzurun bozulduğunu belirterek müdürün iş sözleşmesini feshetti.
Bunun üzerine S.M., İş Mahkemesi’ne başvurarak işten çıkarılma gerekçesinin haksız olduğunu savundu. Davacı, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini, söz konusu ifadelerin müşteri ilişkisi kapsamında gerçekleşmediğini ve çalışanlar arasında geçen sohbetlerin yanlış yorumlandığını ileri sürdü.
Ayrıca yazılı savunmasının alınmadığını iddia eden S.M., Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen işten çıkış kodunun değiştirilmesini talep etti.
İŞVEREN: “İŞ ORTAMININ DÜZENİ BOZULDU”
Davalı işveren ise mahkemeye sunduğu savunmada, davacının restoran müdürü olarak görev yaptığını ve yöneticilik pozisyonu nedeniyle işyeri düzenine uygun davranması gerektiğini belirtti.
İşveren, çalışanlardan gelen bildirimlerde müdürün bazı kişilere “aşkım”, “canım” gibi hitaplarda bulunduğunun, bazı durumlarda fiziksel temasta bulunduğunun ve müşteriler hakkında rahatsız edici ifadeler kullandığının tespit edildiğini aktardı.
Savunmada ayrıca, bazı çalışanların yakınları hakkında “bekar mı?”, “bana ayarlar mısın?” şeklinde ifadeler kullandığı, uyarılmasına rağmen davranışlarını sürdürdüğü iddia edildi.
İşveren tarafı, bu davranışların işyerinde güven ilişkisini zedelediğini ve çalışanların şikâyetlerinin tutanak altına alındığını belirterek fesih işleminin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi kapsamında haklı nedene dayandığını savundu.
MAHKEME İŞVERENİ HAKLI BULDU
Davayı inceleyen İş Mahkemesi, tanık beyanları ve dosyadaki deliller doğrultusunda karar verdi.
Mahkeme, işveren tarafından bildirilen fesih nedenlerinin haklı olduğuna kanaat getirerek davanın reddine hükmetti. Buna göre çalışanın iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirildi.
Karara itiraz edilse de Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararı yerinde buldu.
SON SÖZÜ YARGITAY SÖYLEDİ
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine konu Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi.
Yargıtay yaptığı incelemede, yerel mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına karar verdi.
Yüksek Mahkeme kararında, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan belgeler, hukuki değerlendirme ve delil durumu birlikte ele alınarak ilk derece mahkemesi kararının onanmasına hükmedildiği belirtildi.
Kararın oy birliğiyle alındığı açıklandı.
TAZMİNAT BEKLENTİSİ SONA ERDİ
Yargıtay’ın onama kararıyla birlikte restoran müdürünün işe iade veya tazminat yönündeki talebi kabul edilmedi. Böylece işverenin fesih işlemi geçerli sayıldı.
Karar, işyerlerinde çalışanların kullandığı dilin, davranış biçiminin ve özellikle yönetici pozisyonundaki kişilerin tutumlarının iş hukukunda önemli sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyan emsal kararlar arasında yer aldı.