Yıllardır kamuoyunun gündeminde yer alan Gülistan Doku dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. 2020 yılından bu yana kayıp olan genç kadına ilişkin soruşturma yeniden ele alınırken, Tunceli merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında aralarında Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu’nun da bulunduğu toplam 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Gulistan Doku Sorusturmasinda 19747107 9022 2 M

KAYIP DOSYASI CİNAYET VE ÖRTBAS ŞÜPHESİNE DÖNÜŞTÜ

Başlangıçta kayıp olarak değerlendirilen dosya, yeni elde edilen delillerle birlikte farklı bir boyuta taşındı. Soruşturma kapsamında artık yalnızca kaybolma ihtimali değil; cinayet, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması gibi ciddi suçlamalar mercek altına alındı.

Savcılık kaynakları, dosyanın çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü ve organize bir örtbas ihtimalinin de araştırıldığını belirtiyor.

Gülistan Doku cinayetinde flaş gelişme: 13 gözaltı
Gülistan Doku cinayetinde flaş gelişme: 13 gözaltı
İçeriği Görüntüle

SON GÖRÜLDÜĞÜ NOKTA VE İLK BULGULAR

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolduğu, son olarak erkek arkadaşıyla görüştüğü ve ardından Munzur Üniversitesi istikametine giden minibüse bindiği tespit edildi.

Yapılan ilk incelemelerde, genç kadının telefon sinyalinin Sarı Saltuk Viyadüğü ile Dinar Köprüsü hattında kesildiği belirlendi. Uzunçayır Barajı’nda uzun süreli arama çalışmaları yapılmasına rağmen herhangi bir iz bulunamadı.

Gulistan Doku Sorusturmasinda 19747107 6560 1 M

DOSYADA DİKKAT ÇEKEN İSİM: VALİ OĞLU

Soruşturmanın seyrini değiştiren önemli gelişmelerden biri, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adının dosyada yer alması oldu.

Aile avukatına bırakılan isimsiz notta bu ismin geçmesi sonrası yapılan teknik incelemelerde, şüphelinin olay günü ve gecesine ilişkin hareketlerinin olağan akışla örtüşmediği değerlendirildi.

DİJİTAL DELİLLER VE SİLİNEN İZLER DOSYAYI DERİNLEŞTİRDİ

Soruşturmanın en kritik başlıklarından biri dijital veriler oldu. Gülistan Doku’ya ait telefon kayıtları, sosyal medya hareketleri ve para transferleri detaylı şekilde incelendi.

Özellikle bazı yazışmaların silinmiş olması ve dijital izlerdeki tutarsızlıklar, dosyanın yeniden yapılandırılmasına neden oldu.

GİZLİ TANIK VE ÇELİŞKİLİ BEYANLAR

Dosyaya giren gizli tanık beyanları soruşturmanın yönünü belirleyen unsurlar arasında yer aldı. Bu beyanların teknik verilerle desteklenmesi üzerine savcılık, soruşturmayı genişletti.

Ayrıca bazı şüphelilerin olay günü ve sonrasına ilişkin çelişkili ifadeler verdiği, bazı kamera kayıtlarının eksik olduğu ya da hiç alınmadığı tespit edildi.

700 SAATLİK MOBESE KAYDI YENİDEN İNCELENDİ

Soruşturma kapsamında daha önce detaylı incelenmeyen 700 saatlik MOBESE görüntüsü yeniden analiz edildi. JASAT ve uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalarda olay günü adım adım yeniden kurgulandı.

Yeni teknik raporlar ve daraltılmış baz analizleriyle birlikte daha önce gözden kaçan birçok detayın ortaya çıkarıldığı ifade ediliyor.

AİLE ÜZERİNDEKİ BASKI İDDİALARI

Dosyada dikkat çeken bir diğer başlık ise aileye yönelik iddialar oldu. Tanık anlatımlarına göre, olay sonrası aile çevresinde kamu görevlilerinin bulunduğu ve iletişimlerinin kontrol altına alındığı öne sürüldü.

Sim kartın aileden alındığı ancak resmi süreçte bunun farklı yansıtıldığı yönündeki iddialar da soruşturma kapsamında değerlendiriliyor.

BAKAN GÜRLEK’TEN NET TALİMAT: “UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Güçlüye dokunulmuyor algısını yıkacağız” ve “Dosyayı yürütün, ucu nereye giderse gitsin” talimatı sonrası operasyonun başlatıldığı ifade ediliyor.

Ankara kulislerinde, kamu görevlilerinin de soruşturmaya dahil edilmesi yönündeki yaklaşımın dosyada yeni bir dönemi başlattığı değerlendiriliyor.

NE OLMUŞTU?

Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından ailesi 6 Ocak 2020’de kayıp başvurusunda bulundu. Yapılan arama çalışmaları kapsamında Uzunçayır Barajı’nda 187 gün boyunca yoğun aramalar gerçekleştirildi ancak sonuç alınamadı.

Daha sonra barajın bir kısmı boşaltılarak yeniden arama yapıldı, fakat bu girişimler de sonuçsuz kaldı. Aradan geçen 6 yıla rağmen Doku’nun akıbeti belirlenemedi.

Son operasyonla birlikte dosya, Türkiye’de adaletin kamu gücü ve nüfuz ilişkileri karşısındaki duruşunu test eden kritik bir soruşturmaya dönüştü.

Kaynak: Haber Merkezi