Türkiye'nin günlerce konuştuğu Güllü dosyasında soruşturma aşamasının sonuna yaklaşılırken, kamuoyu merakla savcılığın hazırlayacağı iddianameyi bekliyor. Arabesk müziğin tanınan isimlerinden Güllü'nün ölümüne ilişkin yürütülen kapsamlı soruşturmada elde edilen deliller, alınan ifadeler ve hazırlanan raporlar, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi.
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürülen soruşturmada, önümüzdeki haftalarda tamamlanması beklenen iddianamede adli tıp raporları, kriminal analizler, teknik incelemeler, kamera görüntüleri ve tanık beyanlarının ayrıntılı şekilde yer alacağı öğrenildi.
GECE YARISI YAŞANAN ÖLÜM TÜRKİYE'Yİ YASA BOĞDU
Gerçek adı Gül Tut olan ve milyonlarca kişinin "Güllü" olarak tanıdığı sanatçı, 26 Eylül 2025 gecesi Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinde hayatını kaybetti. İddialara göre olay gecesi sanatçı, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve kızının arkadaşı Sultan Nur Ulu ile birlikte evde vakit geçiriyordu. Gece ilerleyen saatlerde müzik eşliğinde eğlenildiği sırada Güllü, evin kapalı teras bölümündeki pencereden aşağı düştü. İlk saatlerde olayın talihsiz bir kaza olduğu değerlendirilirken, sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter de annesinin elim bir kaza sonucu yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.
GÜVENLİK KAMERALARI SORUŞTURMANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ
Olayın ardından ev içi güvenlik kameralarına ait görüntülerin ortaya çıkması, soruşturmayı yeni bir aşamaya taşıdı. Görüntülerde Güllü'nün bir odadan çıkarak terasa yöneldiği, kısa süre sonra gelen sesler üzerine kızı ile arkadaşının panik halinde evden dışarı koştuğu görüldü.

Daha sonra kamuoyuna yansıyan görüntülerin tamamı ve olay anına ilişkin ses kayıtları, günlerce tartışıldı. Görüntülerde yer alan bazı ayrıntılar ve ses kayıtlarındaki detaylar, olayın yalnızca bir kaza olup olmadığı yönündeki şüpheleri artırdı.
"ROMAN HAVASI OYNARKEN DÜŞTÜ" SAVUNMASI
Soruşturmanın ilk aşamasında ifade veren Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin Roman havası eşliğinde oynarken dengesini kaybederek düştüğünü söyledi. Aile üyeleri de benzer yönde ifade verdi. Oğlu Tuğberk Yağız Gülter, annesinin zaman zaman denge sorunları yaşadığını, özellikle alkol aldığı dönemlerde dengesini kaybedebildiğini anlattı. Dosyaya giren bilgilere göre Güllü'nün olaydan yaklaşık bir hafta önce aynı evde düşerek tedavi gördüğü de öğrenildi.
ADLİ TIP RAPORLARI NELERİ ORTAYA KOYDU?
Soruşturmanın en kritik aşamalarından birini adli tıp incelemeleri oluşturdu. Hazırlanan raporlarda sanatçının vücudunda yüksekten düşmeye bağlı çok sayıda kırık, ağır travma, iç organ yaralanmaları ve kafa içi kanama tespit edildi. Ölüm nedeninin ise yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması olduğu kaydedildi.
Biyolojik incelemelerde Güllü dışında başka bir kişiye ait DNA profiline rastlanmadı. Özellikle tırnak örneklerinde farklı bir DNA bulunmaması, olay öncesinde bir boğuşma yaşandığı yönündeki iddiaları zayıflatan unsurlar arasında değerlendirildi. Ancak soruşturmayı derinleştiren savcılık, bilirkişi raporları doğrultusunda dengenin kendiliğinden kaybedilmediği, olayın bir dış kuvvet veya fiziksel temas sonucunda meydana gelmiş olabileceği yönünde değerlendirmelere ulaştı.

KANINDA 3,53 PROMİL ALKOL TESPİT EDİLDİ
Dosyada en çok tartışılan başlıklardan biri de toksikoloji raporu oldu. Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı rapora göre Güllü'nün kanında 3,53 promil alkol bulunduğu belirlendi. Raporda ayrıca düşük dozda reçeteli ilaç kalıntılarına rastlandığı, ancak uyuşturucu veya zehirleyici herhangi bir maddeye ilişkin bulguya ulaşılamadığı ifade edildi.
CİNAYET İDDİALARI DOSYANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ
Soruşturma uzun süre "kaza" ihtimali üzerinden ilerlerken, sanatçının eski patronu Ferdi Aydın'ın yaptığı açıklamalar yeni bir sürecin başlamasına neden oldu.
Aydın'ın savcılığa suç duyurusunda bulunması ve bazı tanıkların geçmiş yıllarda anne-kız arasında ciddi sorunlar yaşandığını, hatta ölüm tehditleri içeren mesajlar gördüklerini öne sürmesi üzerine savcılık bu iddiaları da soruşturma dosyasına dahil etti. Tanık ifadeleri ve yeni deliller, dosyanın "kasten öldürme" şüphesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
MESAJLAR DİKKAT ÇEKMİŞTİ
Soruşturma kapsamında dosyaya giren bazı mesaj içerikleri kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. "Annemi öldürmek için bir katil bulur musun" ve "Yeter artık ben kendimi öldüreceğim, annemi öldüreceğim" şeklindeki yazışmaların ortaya çıkmasının ardından ifade veren Tuğyan Ülkem Gülter, söz konusu mesajların annesiyle yaşadığı geçici bir kırgınlık dönemine ait olduğunu söyledi. Gülter, daha sonra annesiyle barıştıklarını ve olay gecesinde yaşananların tamamen bir kaza olduğunu savundu.

TANIK İFADESİ SORUŞTURMADA DÖNÜM NOKTASI OLDU
Dosyada en çok konuşulan beyanlardan biri ise tanık Bircan D.'nin savcılığa verdiği ifade oldu. Tanık, cenazenin ardından Tuğyan'ın kendisine, "Abla iyi ki o zaman beni durdurmuşsun, keşke bu defa da engel olabilseydin, ben yaptım ama çok pişmanım abla" dediğini öne sürdü.
YURT DIŞINA ÇIKMA HAZIRLIĞI İDDİASI
Soruşturma kapsamında fiziki ve teknik takibe alınan Tuğyan Ülkem Gülter'in, arkadaşı Sultan Nur Ulu ve beraberindeki iki kişiyle birlikte valizlerini hazırlayarak yurt dışına çıkmaya hazırlandığı iddia edildi. Bunun üzerine 11 Aralık 2025'te İstanbul'da düzenlenen operasyonla gözaltına alınan Gülter ve beraberindekiler hakkında yeni bir süreç başladı.
Sultan Nur Ulu, ifadesinde Tuğyan'ın annesini kalçasının altından bacaklarına sarılarak hafifçe yukarı kaldırdığını ve ardından aşağı ittiğini öne sürdü. Bu beyanın, tutuklama kararında önemli rol oynadığı değerlendirildi.
Tuğyan Ülkem Gülter, 13 Aralık 2025 tarihinde "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanırken, Sultan Nur Ulu hakkında ev hapsi tedbiri uygulandı. Öte yandan Gülter'in eski nişanlısı Kervan Eminoğlu da "kasten öldürmeye azmettirme" şüphesiyle gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.




