Her şey öyle güzel başlamıştı ki, kocaman hayallerle “Büyükşehir oluyoruz uleyynn…” diye, 5 kızdan sonra erkek çocuk sahibi olmuş baba gibi kurumumuzdan, çalımımızdan geçilmedi.
24 saat EGO Ankara’dan buraya, buradan Ankara’ya insan taşıyacak, köyde patlıcan çapalayan çiftçi, iş donunu çıkarıp Kızılay’a akacak iki tur atıp dönecek zannettik. Büyükşehir’in parkları bahçeleri, modern ışıltılı dünyası yanı başımıza gelecek, her taraf Ankara’nın bir köşesi gibi olacaktı. “İstihdam ne demek, iş sizin itiniz olsun, öyle iş sahaları açılacak ki, daha doğmamış bebenize iş hazır olacak” denmişti. Bunları ben değil onlar söylemişti; “Hele bir büyükşehir olalım hayırlısıyla, bunca zaman küçük şehir olduğunuza yan yana bir olursunuz” diye çıtlatılmıştı.
Ama biz kanmadık. Daha önce bu kazığı yiyen ve Gölbaşı’na bağlanan yerlerin perişanlığından tecrübelenmiştik. “Yemezler, biz istemiyoruz” dedik, ama yedirdiler. Daha doğrusu soran olmadı; “Büyükşehir olmayı istiyor musunuz?” diye. Başlık parasını bastırmış aga gibi, kolumuzdan sürüye sürüye bağladılar. Evlerinin kadını çocuklarının anası oluvermiştik. Dillerinde pelesenk olmuş, vatandaşa bir soralım veya halk iradesini kimse gündeme getirmedi.
Sonra ASKİ diye bir kurum peydah oldu başımıza. Anamızdan emdiğimiz suyu burnumuzdan getirdi. Köylerimizde şarıl şarıl akan ve birçok yerde bedava olan suyu, anasının nikahı fiyata satmaya başladılar. Bunca zaman bedava kullandığımızın acısını çıkartırcasına, kol gibi faturalar gelmeye başladı. Çankaya’daki villada şezlonguna uzanıp viskisine su katan ile Sebilibağla da yoğurdu karıp ayran yapanın suyu aynı fiyattan değerlendirildi. “Niye?” diye soramadık, verilecek cevap belliydi; “İşinize gelirse” Ya işimize gelmezse? Ya seve seve, ya seve seveydi uygulama. Olmayan atık sulardan, yapılmamış kanalizasyondan “atık su bedeli” almaya başladılar. İki konteyner koydular diye çevre temizlik vergisini dayadılar.
Köylerde durum böyleyken Haymana’da her şey güllük gülistanlık mıydı? Asla. Her su faturası bir öncekini aratır olmuş, su faturaları elektrik faturaları ile yarışır, hatta burun farkıyla geçmişti bile. Bir fatura daha ödenmeden ikinci fatura dayanıyordu kapıya. 12 ay olan yılda 13 fatura ödenmeye başlanmıştı, çaktırmadan. Çakan olduysa da, bir muhatap bulamadı, meramını anlatacak. Seve seve, yahut yine seve seve uygulaması burada da karşılarına çıktı. Cebren ve hile ile tüm evlerin mutfakları zaptedilmiş, banyolarına girilmiş, tuvaletleri bilfiil işgal edilmişti. Mahçup oldukları kudret musluklarındaki asil ama bir o kadar pahalı suda mevcuttu.
Bazılarının eline kart tutuşturup, “ön ödemeli su” dediler. Önüm arkam sağım solup hep dolap terane oldu. Yılın 10 ayını dışarıda geçirmiş birisi sılaya dönüp su kartını yükletmeye kalkınca, kullanmadığı aylardaki parayı istediler. “İyi de ben burada yoktum, niye kullanma parası ödeyeyim” diyenlere cevap gayet net ve açıktı; “Gözün kör mü kullanaydın” Masallardaki Deli Dumrul Hikayesi’ni anlattılar; “Kullansan da para, kullanmasan da. Hadi bakalım pamuk eller cebe” Gurbette çalışmaktan, yorgun ve de mutlu yuvasına dönen nasırlı eller, onların gözünde pamuk ve para demekti.
Devlet daireleri bile akşam 5’e kadar mesai yaparken, ASKİ tahsilat bürosu saat 4’ten sonra “Bugün git yarın gel” diyor. Hafta sonu suyun biterse hele yandın. Kerbelaya döner, yanar kavrulursun. Bir Allah’ın kulu da sumatik koymaz, koyduramaz. Su içerken yılan bile dokunmaz derler ama, bize bu muameleyi yılan bile reva görmez, ekmek su çarpsın.
Burada bir parantez ASKİ Müdürü Yasin Bilir’e açmak ve hakkını teslim etmem lazım. Gördüğüm en çalışkan insanlardan birisi. Tanıyan, işi düşen herkeste kendisinden çok memnun. Çalışıyor, çabalıyor, elinden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyor ama adı Hıdır, elinden gelen de budur, kocaman bir teşekkürler Yasin Müdür.
Ama ASKİ’nin diğer kolları birimleri ve işleyişi dersen, Allah’a yakın, vatandaşa çook uzak olsun. Bir işin suyu ancak bu kadar çıkarılır diyeceğim ama, maalesef tüm ASKİ’likler de hep bizi mi bulur bilader.
HAFTANIN SÖZÜ: İnsanlar veremi bin yıl lanetledi ama hiçbir şey değişmedi. Çünkü çözüm aşıdaydı.
SAYGILARIMLA