PAB genel kurulu İstanbul’da sona eriyor: gözler “İstanbul Deklarasyonu”nda
PAB genel kurulu İstanbul’da sona eriyor: gözler “İstanbul Deklarasyonu”nda
İçeriği Görüntüle

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 13 Nisan’da başlattığı operasyonla Basra Körfezi’nin stratejik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nı tamamen kontrol altına aldığını duyurdu. "Deniz ablukası" olarak nitelendirilen bu askeri hamle, İran’ın deniz yoluyla gerçekleştirdiği ticari trafiği bıçak gibi kesti. USS Pinckney ve USS Rushmore gibi ağır silahlarla donatılmış dev savaş gemilerinin başrolde olduğu operasyon, Tahran yönetimini ekonomik bir çıkmazın içine sürüklerken, Washington’un bölgedeki askeri baskısını en üst seviyeye çıkardı.

MİLYARLARCA DOLARLIK SİSTEMLER ÜRDÜN’E TAŞINDI

Rus istihbarat kaynakları ve uydu görüntülerinden geldi. ABD’nin, İran’ın olası balistik füze misillemesinden çekinerek bölgedeki milyarlarca dolarlık gelişmiş hava savunma sistemlerini gizlice Ürdün’e naklettiği öne sürüldü. Tespit edilen görüntülerde, yüksek teknolojiye sahip bataryaların ve radar sistemlerinin mevzilerinden sökülerek Ürdün sınırları içerisindeki güvenli bölgelere taşındığı görülüyor. Bu hamle, ABD’nin sadece bir kuşatma başlatmakla kalmadığı, aynı zamanda ciddi bir "karşı saldırı" beklentisi içinde olduğunu kanıtlıyor. Bu kritik sevkiyatın ardından CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, yeni savunma planlamasını koordine etmek üzere İsrail’e acil bir ziyaret gerçekleştireceği bilgisi diplomatik kaynaklara yansıdı.

Iran-32

30 NİSAN NEDEN KRİTİK?

Askeri stratejistler ve küresel piyasa analistleri, bölgedeki tüm aktörlerin 30 Nisan tarihine odaklandığını vurguluyor. İran tarafı, deniz ablukasının kaldırılmaması halinde Hürmüz Boğazı’nı süresiz olarak kapatacağını ve misilleme hakkını kullanacağını defalarca yineledi. Analistler, İran’ın 30 Nisan’a kadar İsrail ve müttefik hedeflerine yönelik geniş çaplı bir saldırı düzenleme olasılığının piyasalar tarafından "yüzde 100" olarak fiyatlandığını belirtiyor.

Abd Iran-6

KÜRESEL SİSTEM ALARMDA

ABD’nin denizdeki kuşatması ve karadaki gizli tahliye operasyonu, Orta Doğu’da taşların yeniden dizildiğini gösteriyor. 30 Nisan’a doğru geri sayım sürerken, Tahran’ın vereceği askeri yanıtın sadece bölgesel bir çatışmaya mı yoksa küresel bir ekonomik krize mi yol açacağı merak konusu. Uluslararası kamuoyu, diplomasi trafiğinin sonuç vermesini beklese de sahadaki askeri tahkimat, sıcak çatışma ihtimalinin hiç olmadığı kadar yakın olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: Haber Merkezi