İsrail istihbarat servisi Mossad’ın, yıllar boyunca Tahran’daki trafik kamerası ağına sızarak üst düzey İranlı yetkilileri adım adım izlediği iddiası uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre bu sistematik izleme ağı, İran dini lideri Ali Hamaney’in yerinin tespit edilmesinde kritik rol oynadı.

Kamera2

Ortaya çıkan detaylar yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, şehirlerin “akıllı ulaşım” altyapılarının ulusal güvenlik açısından taşıdığı riskleri de yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’de ise tartışma, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçmişte imzaladığı bir proje üzerinden farklı bir boyut kazandı.

TAHRAN’IN KAMERALARI TEL AVİV’E AKMIŞ

Financial Times’a konuşan kaynaklara göre Mossad ajanları, yıllar öncesinden Tahran’daki trafik kamerası sistemine sızarak şehrin neredeyse tüm görüntü akışına erişim sağladı. Bu sayede üst düzey korumaların hareketleri, adresleri, görev planları ve korudukları isimler detaylı biçimde analiz edildi.

Tahran yeniden vuruldu: İsrail ve ABD kritik binayı hedef aldı
Tahran yeniden vuruldu: İsrail ve ABD kritik binayı hedef aldı
İçeriği Görüntüle

Özellikle Tahran’ın merkezindeki Pastör Caddesi’nde bulunan yerleşkeye giriş-çıkış yapan korumaların park düzeni ve rutinleri, istihbarat operasyonunun kilit parçalarından biri oldu. Görüntülerin Tel Aviv’e ve İsrail’in güneyine aktarıldığı, burada yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle işlendiği ifade edildi.

Hamaney-4

Operasyonun son aşamasında ise iletişim altyapısına müdahale edildi. İddialara göre hedef alınan bölgedeki cep telefonu kuleleri devre dışı bırakılarak güvenlik birimlerinin olası uyarıları almasının önüne geçildi. Bir İsrailli yetkili, “Tahran’ı, Kudüs’ü bildiğimiz gibi biliyorduk” sözleriyle operasyonun kapsamını özetledi.

YAPAY ZEKÂ VE BÜYÜK VERİ BOYUTU

Haberde, yalnızca saha ajanlarının değil, ABD istihbaratının da devreye girdiği ve insan kaynaklı istihbarat sağladığı öne sürüldü. Toplanan devasa veri setleri, yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edildi. Trafik kameraları, hacklenen iletişim ağları ve saha kaynaklarının birleşimi, hedefin yerinin doğrulanmasını sağladı.

Bu tablo, modern şehir altyapılarının yalnızca ulaşım düzenlemesi için değil, aynı zamanda geniş çaplı gözetim ve askeri operasyonlarda kullanılabilecek stratejik bir araç haline geldiğini gösterdi.

İSTANBUL’DAKİ PROJE YENİDEN GÜNDEMDE

Tahran’daki gelişmeler Türkiye’de sosyal medyada farklı bir tartışmayı da beraberinde getirdi. 22 Eylül 2020’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ABD arasında imzalanan “İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi Projesi” yeniden gündeme taşındı.

Söz konusu anlaşma, Ekrem İmamoğlu ile dönemin ABD Ankara Büyükelçisi David Satterfield arasında imzalanmıştı. Proje, ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ve yazılım şirketi SAS Türkiye’nin desteğiyle yaklaşık 5 milyon dolarlık hibe kapsamında hayata geçirilmişti.

H Ch N4K S X0 A Alj Fk

Projenin amacı İstanbul trafiğini rahatlatmak, toplu taşıma güzergâhlarını optimize etmek ve yapay zekâ ile büyük veri analizine dayalı akıllı ulaşım çözümleri geliştirmek olarak açıklanmıştı. İmza töreni İBB’nin Saraçhane’deki merkez binasında gerçekleştirilmişti.

“AKILLI ŞEHİR” ALTYAPILARI GÜVENLİ Mİ?

İsrail’in Tahran’daki trafik ağını kullanarak yürüttüğü iddia edilen operasyon sonrası, sosyal medyada bazı kullanıcılar İstanbul’daki benzer teknolojik altyapı projelerine dikkat çekti. Özellikle şehir genelindeki kamera sistemleri ve veri merkezlerinin güvenliği konusunda endişe dile getirildi.

Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen casusluk soruşturması da bu tartışmaların yeniden alevlenmesine neden oldu.

Tahran örneği, modern kentlerin dijital damarlarının aynı zamanda stratejik bir zafiyet alanına dönüşebileceğini ortaya koyarken, Türkiye’deki benzer projeler açısından da “veri egemenliği” ve siber güvenlik tartışmasını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.

Kaynak: Haber Merkezi