Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın aktardığı bilgilere göre, kararın konusu Türkmenistan’da yaklaşık 6 yıl boyunca çalışan bir işçinin açtığı dava oldu. İşçi, iş sözleşmesinin tehdit ve baskı altında istifa ettirilerek sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulundu. İşveren ise işçinin tamamen ailevi nedenlerle istifa ettiğini savunarak tazminat hakkı bulunmadığını ileri sürdü.
YEREL MAHKEMELER İŞÇİYİ HAKLI BULMUŞTU
Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi, uzun süreli çalışması bulunan bir işçinin herhangi bir hak talep etmeden istifa etmesini hayatın olağan akışına aykırı buldu. Bu gerekçeyle işçinin baskı altında istifa ettiği kanaatine varan mahkemeler, tazminat taleplerinin kabulüne karar verdi.
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI BOZDU
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise farklı bir değerlendirmede bulundu. Daire, somut olayda işçinin iradesinin fesada uğradığını kanıtlayacak yeterli delil sunamadığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiğine hükmetti.
İSTİFADA TAZMİNAT ŞARTI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 9. Hukuk Dairesi’nin görüşünü benimseyerek, istifa halinde kural olarak işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını vurguladı. Genel Kurul, baskı veya tehdit iddiasının ispatlanamaması halinde tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vererek yerel mahkeme kararını bozdu.
Bu emsal karar, istifa davalarında ispat yükünün kimde olduğu konusunda yargı uygulamasına yön verecek nitelikte değerlendirilirken, benzer uyuşmazlıklarda işçiler açısından önemli bir içtihat olarak öne çıkıyor.




