Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı yaklaşık 3 saat 10 dakika sürdü. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem Orta Doğu'da yaşanan gelişmelere hem de Türkiye'nin dış politika gündemine ilişkin önemli mesajlar verdi.
ABD ile İran arasında çatışmaları sona erdirmeye yönelik mutabakatın bölge açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin ilk günden itibaren diplomasi ve sağduyuyu önceleyen bir politika izlediğini söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca İsrail'in süreci sabote edebilecek girişimlerine karşı uyarıda bulundu ve kalıcı barışın korunmasının önemine işaret etti.
"TÜRKİYE'Yİ GELECEĞE TAŞIMANIN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin içinden geçtiği süreci tarihi bir dönem olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:
"Bir defa tüm vatandaşlarımız şunu bilsin: İçinde bulunduğumuz ve bölgemizin tarihi bir dönemden geçtiği bu süreçte bizim ufkumuzda sadece büyük Türkiye vardır. Bizim idealimizde Türk milletini hayalleriyle buluşturmak vardır. Bizim hedefimizde bu çağa milletimizin mührünü vurmak vardır.
Menzilinde güçlü, müreffeh, muteber ve muzaffer bir Türkiye’nin olduğu bu yolda durmadan, dinlenmeden yürüyoruz. Burada şu hususu samimiyetle ifade etmek istiyorum: Bu yolculukta elbette zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu yolculukta tabii ki engellerle, zorluklarla muhatap oluyoruz. Kimi zaman içeriden, kimi zaman dışarıdan önümüzü kesmeye, hızımızı yavaşlatmaya dönük operasyonlara maruz kalıyoruz. Ama bunlara aldırmadan ülkemize ve milletimize hizmet mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.
Yönetimde istikrar sorununu çözen sistem sayesinde bugün devletimizin tüm kurumları uyum ve koordinasyon içinde çalışıyor, Türkiye'yi geleceğe taşımanın mücadelesini veriyor."
ERDOĞAN'DAN ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ve Körfez bölgesini etkileyen son çatışmaların ardından ABD ile İran arasında varılan mutabakatın önemine dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu:
"İşte en son İran’ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi, Türkiye en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor. İsrail’in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat’ta başlayan savaşta dün gece çok önemli bir adım atıldı. Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu.
Biliyorsunuz, Türkiye olarak İran’a saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyulu, serinkanlı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk. Provokasyonlara gelmedik."
"SAVAŞA BENZİN DÖKENLERDEN OLMADIK"
Türkiye'nin kriz boyunca gerilimi artıran değil, çözüm arayan tarafta yer aldığını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine izin vermedik. İmzalar atılana kadar sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunmalıdır. Savaşa benzin dökenlerden değil, barışın sesini yükseltenlerden olduk. Kardeş ülkemiz Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan’la birlikte çok güçlü destek verdik. Eş zamanlı olarak bölgemizi daha fazla bölmeyi, kardeş halklar arasında kandan duvarlar örmeyi amaçlayan sinsi oyunlara bigâne kalmadık."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in gerilimi tırmandırabilecek girişimlerine de dikkat çekerek, bölgesel barışın korunması için tüm tarafların sağduyulu hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
"FİTNE ATEŞLERİ YAKMA GİRİŞİMLERİ BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANDI"
Bölgesel kriz sırasında toplumlar arasında yeni çatışma alanları oluşturulmak istendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Her defasında Türkiye’nin hak ve hukukunu kararlı şekilde savunduk. Neticede coğrafyamızla birlikte tüm dünyayı uçurumun eşiğine getiren bu krizde Allah’a hamdolsun tek bir vatandaşımızın dahi burnu kanamadı. Kardeşi kardeşe kırdırmak planları amacına ulaşmadı. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Elbette bölgemizde yaşanan korkunç yıkımı, okul sıralarında katledilen masum yavruların dramını, uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alınmasını hiçbir zaman unutmayacağız."
"SAVAŞ DEFTERİNİN ARTIK KAPANDIĞINA İNANIYORUZ"
ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatın kalıcı barışın önünü açmasını temenni eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Ama aralarında masum yavruların da olduğu binlerce sivilin hayatına mal olan bu anlamsız savaş defterinin artık kapandığına inanıyoruz. Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz.
Mutabakatın bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz. Aylar sonra bölgemize ve tüm dünyaya rahat bir nefes aldıran bu önemli mutabakata ulaşılmasında emeği geçen, başta Amerikan ve İran liderliği olmak üzere herkesi gönülden tebrik ediyorum."
MUHALEFETE SERT ELEŞTİRİ: "GÖLGE ETMEYİN, BU BİZE YETER"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının bir bölümünde muhalefete de sert eleştiriler yöneltti:
"Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır. Mutabakatın hayırlı olmasını diliyor, Rabbim ülkemizi ve bölgemizi bu tür gerilimlerden muhafaza eylesin diyorum. İran krizinin ilk gününden itibaren hükümetimizin politikalarına destek vermek yerine köstek olmaya çalışanları ise bugün bir kez daha Allah'a ve aziz milletimizin tertemiz vicdanına havale ediyorum. Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki biz, sizin Türkiye'ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik.
Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren, bilgi birikimi gerektiren, omurga gerektiren, yerli ve milli duruş gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin. Bunun yerine gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz. Gölge etmeyin, bu bize yeter."
TÜRKİYE 2026 NATO LİDERLER ZİRVESİ'NE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 2026 yılında önemli uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapacağını belirterek, bunların başında Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Toplantısı'nın geldiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin NATO içindeki konumuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"2026 yılında Türkiye olarak birbirinden önemli uluslararası zirvelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Hiç şüphesiz bunların en başında, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Toplantısı vardır.
Bildiğiniz üzere Türkiye, 1952 yılında Demokrat Parti iktidarında katıldığı NATO İttifakı'nın en önemli aktörlerinden biridir. Geçmişte bazı görüş ayrılıkları yaşansa da on yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği büyük ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Biz de ittifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda gerektiğinde elini taşın altına koyan bir müttefik olduk.
Hâlihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. Dünyanın muhtelif yerlerinde NATO'nun barış misyonlarına en güçlü desteği veren ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Ülkemizin savunma yeteneklerini geliştirirken, ittifakın caydırıcılığına da katkıda bulunuyoruz."
"ANKARA ZİRVESİ'NE YÖNELİK BEKLENTİLER ARTIYOR"
Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Toplantısı için hazırlıkların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dünya barışı ve istikrarına önemli katkılar yapan NATO'nun gelecekte de bu misyonunu sağlıklı bir zeminde devam ettirmesinde fayda görüyoruz. Bunun yolu ise NATO'nun üzerine inşa edildiği müttefiklik ruhunun muhafaza edilmesinden geçmektedir. Esasen güçlü bir ittifak ancak güçlü bir dayanışma ve iş birliği zemininde yükselebilir.
Berlin Duvarı'nın yıkılışından beri ittifakın geleceğine dair yazılan kötümser senaryoların hiçbiri gerçeğe dönüşmemiştir. NATO, değişen şartlara ve terörizm gibi asimetrik tehditlere adapte olarak varlığını tahkim etmiştir. Ülke olarak biz de kapsamlı askerî yeteneklerimiz, son derece dinamik savunma sanayimiz, stratejik önemimiz, jeopolitiğimiz, tarihî ve kültürel derinliğimiz ile ittifakta başat rol oynamaya devam edeceğiz.
Gerek Türkiye'nin ittifak bünyesindeki konumunun gerekse bölgemizde cereyan eden hadiselerin Ankara Zirvesi'ne yönelik ilgiyi ve beklentileri artırdığını görüyoruz. Bu beklentilerin idrakiyle zirvenin, NATO güvenlik mimarisinin yarınlarına yön verecek bir eşik olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Misafirperverlik konusunda zaten tüm dünyada parmakla gösterilen bir ülkeyiz. Özellikle ev sahipliğinde düzenlenen 2015 yılındaki G20 Antalya Zirvesi, bugün hâlâ standartları belirleyen bir referans teşkil ediyor.
Zirve vesilesiyle Ankara'ya gelecek devlet ve hükümet başkanlarını en güzel şekilde ağırlamak için kapsamlı bir hazırlık içindeyiz. Bugün hem NATO Zirvesi'nde hem de daha sonra gerçekleştirilecek resmî ziyaretlerde kullanılacak Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarını açtık."






