Türkiye’de edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmesi hedeflenen “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri” programı, ilk etkinliğiyle kapılarını açtı. Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen serinin açılış konuğu ise kendine özgü anlatımı ve derinlikli öyküleriyle tanınan Ali Necip Erdoğan oldu.
KLASİKTEN MODERNE UZANAN YOLCULUK
2 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 15.00’te gerçekleştirilen programın moderatörlüğünü Dilek Göktaşoğlu üstlendi. “Klasik Hikâyeden Modern Öyküye” başlığıyla düzenlenen söyleşide Erdoğan, yazarlık serüveninin farklı evrelerini samimi bir dille anlattı. Edebiyatın klasik damarından modern anlatıya uzanan çizgiyi kendi deneyimleri üzerinden değerlendiren yazar, mitolojiden felsefeye kadar geniş bir perspektifte düşüncelerini paylaştı.

ÇOCUKLUK ANISIYLA BAŞLAYAN YAZARLIK TUTKUSU
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise çocukluk yıllarına dair anlattığı anı oldu. Babasının kütüphanesindeki ciltli kitaplara isim yazdırma geleneğinin kendisinde farklı bir algı oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, bu durumu şu sözlerle anlattı: “Okuma yazma bilen herkesin kitap yazması gerektiğini sanıyordum.” Bu “tatlı yanlış anlama”nın yazarlık serüveninin başlangıcı olduğunu belirten Erdoğan, ilk şiirini babasına yazdığını ve o günden sonra kalemle bağının hiç kopmadığını dile getirdi.

İSTANBUL YILLARI VE EDEBİYATLA DERİNLEŞEN BAĞ
Üniversite eğitimi için gittiği İstanbul’da önemli isimlerle tanışma fırsatı yakaladığını belirten Erdoğan, özellikle Cengiz Aytmatov gibi edebiyat dünyasının güçlü kalemlerinden etkilenerek kültürel birikimini geliştirdiğini söyledi. Ancak yoğun iş temposu nedeniyle bir süre yazmaya ara verdiğini de ifade eden yazar, edebiyata dönüşünün 2016 yılında gerçekleştiğini vurguladı.
“KİTAPLAR TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMİŞ BİR HAYAT”
2020 yılından itibaren üretimini hızlandıran Erdoğan, bugüne kadar dört kitap yayımladı. Yaşamını, Kağıt Ev eserine atıfla “kitaplar tarafından ele geçirilmiş bir hayat” olarak tanımlayan yazar, kütüphanelerle olan bağını da “Kütüphanenizi kaybedebilirsiniz ama içindeki kitaplardan asla kurtulamazsınız” sözleriyle özetledi. Yozgat’tan İstanbul’a, oradan Ankara’ya uzanan yaşam yolculuğunda geride bırakmak zorunda kaldığı kütüphanelerin kendisi için sadece fiziksel değil, duygusal bir anlam taşıdığını dile getirdi.

Yoğun ilgi gören program, katılımcılarla çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri” serisinin önümüzdeki haftalarda farklı yazarları ağırlayarak devam edeceği bildirildi.





