Ankara Kalesi’nde uzun yıllardır “Anadolu’nun Kayıp Kahveleri” konseptiyle Türk kahvesi kültürünü yaşatan Kültür Elçisi Muhammed Mücahit Çelebi, birikimini kalıcı bir mirasa dönüştürdü. Çelebi’nin yıllardır üzerinde çalıştığı proje, 2025 yılı itibarıyla hayata geçirilerek başkentin ilk Kahve Müzesi olarak kapılarını açtı. Türk kahvesini sadece bir içecek olarak değil; tarih, ritüel ve toplumsal hafıza olarak ele alan müze, Ankara Kalesi’nin tarihi dokusu içinde ziyaretçilerini geçmişe uzanan çok katmanlı bir yolculuğa çıkarıyor.

Kahve Müzesi6

MÜZE FİKRİ YILLAR İÇİNDE OLGUNLAŞTI

Geçen yıl yaptığı açıklamalarda müzenin ortaya çıkış sürecini anlatan Çelebi, bu fikrin bir anda doğmadığını vurgulamıştı. Ankara Kalesi’ndeki işletmesinde ağırladığı ziyaretçilerin merakı, soruları ve yoğun ilgisinin zamanla bu düşünceyi beslediğini ifade eden Çelebi, özellikle geleneksel kahvelere odaklanmasının kendisini farklı bir noktaya taşıdığını söylemişti.

Kahve Müzesi

Yeni nesil kahvelerin popüler olduğu bir dönemde geleneksel kahve kültürüne yönelmenin başta yalnız bir yolculuk gibi göründüğünü belirten Çelebi, gastronomi öğrencilerinden ve akademik çevrelerden gelen ilginin bu alandaki motivasyonunu artırdığını söylemişti. Üniversitelerden ve çeşitli kurumlardan aldığı davetler, kahve kültürünü daha sistemli bir yapıda aktarma fikrini kuvvetli hale getirdi.

ANADOLU’DAN OSMANLI’YA UZANAN ZENGİN KOLEKSİYON

Tam adıyla Türk Kahvesi ve Kültürü Müzesi, 16’ncı yüzyıla uzanan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Müzede, Osmanlı döneminden günümüze kadar kullanılan kavurma tavaları, el değirmenleri, farklı coğrafyalara ait cezveler ve kahve sunumuna eşlik eden geleneksel unsurlar bulunuyor. Abdülmecid dönemine ait gümüş işlemeli fincanlar, kahve yancıları, şerbet ve lokum kültürü, nargile ve tütün geleneği gibi pek çok unsur, kahvenin etrafında şekillenen sosyal hayatın anlatıcılığını üstleniyor. Her bir parça, yalnızca bir eşya olarak değil, ardındaki hikâyesiyle birlikte sergileniyor.

Ruki Çingene Boksör sahnede: Sessiz kalan çoğunluğa sert bir yüzleşme
Ruki Çingene Boksör sahnede: Sessiz kalan çoğunluğa sert bir yüzleşme
İçeriği Görüntüle

Kahve Müzesi2

YASAKLI DÖNEMLERDEN FAL GELENEĞİNE

Müze, kahvenin tarih boyunca yalnızca keyifli bir içecek olmadığını da hatırlatıyor. Bir dönem yasaklanan, kahvehaneleri kapatılan ve fetvalarla tartışma konusu olan kahve, müzede özel bir bölümde ele alınıyor. Hapishane konseptiyle tasarlanan bu alanda, kahvenin yasaklandığı dönemlere dair belgeler ve anlatımlar bulunuyor. Fal geleneği de müzenin önemli başlıklarından biri. Falın tarihsel kökeni, kültürel anlamı ve toplumsal hafızadaki yeri, ziyaretçilere detaylı bir anlatımla sunuluyor.

Kahve Müzesii

KAHVE VE MÜZİĞİN BULUŞTUĞU “NAMELERİN TELVESİ”

Müzenin dikkat çeken bölümlerinden biri olan “Namelerin Telvesi” odası, kahve kültürü ile Anadolu müziğini bir araya getiriyor. Yaklaşık 100 plaklık arşivden oluşan özel alanda, kahve üzerine yakılmış türküler ve ezgiler dinlenebiliyor. Ziyaretçiler, özel bir sistemle plakları kendileri seçerek kahve temalı şarkılar eşliğinde nostaljik bir yolculuğa çıkıyor. Bu bölüm, kahvenin kültürel bellekteki yerini müzik aracılığıyla hissettirmeyi hedefliyor.

Kahve Müzesi1

TAHMİZHANE’DE UYGULAMALI KAHVE DENEYİMİ

Kahve Müzesi, yalnızca izlenen değil, deneyimlenen bir alan olma özelliği taşıyor. “Tahmizhane” bölümünde ziyaretçiler, önlüklerini giyerek geleneksel yöntemlerle kahve kavurma, öğütme ve pişirme süreçlerine birebir katılabiliyor. El değirmenleri, dibekler ve kavurma tavalarıyla donatılan bu alanda, kahvenin çiğ halinden fincana uzanan yolculuğu uygulamalı olarak deneyimlemek de mümkün.

“ÖZÜ MÜZE”DE 40 YILLIK HATIR

Müzenin son durağı olan “Özü Müze” bölümü ise ziyaretçilerin dinlenip içsel bir yolculuğa çıkabileceği özel bir alan olarak tasarlandı. Sessiz ve dingin atmosferiyle öne çıkan bu bölüm, müze gezisinin ardından ziyaretçilere farklı bir deneyim sunuyor. Gezinin sonunda ise Türk kültürünün simgesi olan bir fincan kahve ikram ediliyor. Böylece ziyaret, “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözünü yaşatan geleneksel bir ritüelle tamamlanıyor.

Kahve Müzesi4-1

ANKARA KALESİ’NİN KALBİNDE YAŞIYOR

Çelebi’nin özellikle Ankara Kalesi’ni tercih etmesi, bölgenin tarihi ve kültürel dokusuyla doğrudan ilişkili. Ankara’nın ilk yerleşim alanlarından biri olan kale çevresi, müzelerle iç içe geçmiş yapısıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun dikkatini çekiyor. Kahve Müzesi, tarihi atmosfer içinde Türk kahvesinin yüzyıllara yayılan hikâyesini canlı bir deneyime dönüştürerek Ankara Kalesi’ne yeni bir kültürel soluk kazandırıyor.

Kaynak: Haber Merkezi