DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Suriye’nin kuzeyinde ve özellikle Halep çevresinde yaşanan çatışmaların “emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikalarının bir sonucu” olduğu savunuldu. Açıklamada, bölgede yaşayan farklı etnik ve dini grupların hedef alındığı, sivillerin ağır bedeller ödediği ve çatışmaların insani bir krizi derinleştirdiği ifade edildi.

TTB’nin de imzasının bulunduğu bildiride, Rojava olarak adlandırılan bölgeye yönelik saldırıların, bölgedeki halkların birlikte ve barış içinde yaşama iradesini hedef aldığı öne sürüldü.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Suriye’de ve Ortadoğu’nun genelinde yaşanan çatışmalar, emperyalist güçlerin müdahaleleriyle derinleşmekte; halklar yoksulluğa, göçe ve ölüme mahkûm edilmektedir. Bölge halklarının kardeşçe, eşit ve özgür bir yaşam kurma hakkı saldırı altındadır.”

Bildiride ayrıca, savaş politikalarının son bulması gerektiği, demokratik çözüm yollarının desteklenmesi gerektiği ve uluslararası toplumun sivillerin korunması konusunda sorumluluk alması gerektiği vurgulandı. TTB, sağlık hakkının savaş koşullarında en çok zarar gören temel insan haklarından biri olduğuna dikkat çekerek, bölgede görev yapan sağlık emekçilerinin hedef alındığını da savundu.

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MESAFE NET DEĞİL”

Kaptan Mustafa Can, yayımlanan bu açıklamanın özellikle kullandığı dil ve kavramlar üzerinden ciddi sorunlar barındırdığını belirtti. Can, bildiride PKK/YPG ve uzantılarına açık ve net bir mesafe konulmadığını, barış ve kardeşlik söylemleriyle bu yapıların meşrulaştırılmaya çalışıldığını savundu.

Can, yaptığı değerlendirmede; “Barış ve kardeşlik kavramları elbette kıymetlidir. Ancak bu kavramların, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine silah doğrultmuş terör örgütleriyle yan yana anılması kabul edilemez. Barış kiminle yapılacak, kardeşlik kimler arasında kurulacak, bu açıklamada açıkça söylenmiyor.” İfadelerine yer verdi.

“TTB’NİN GÖREVİ SİYASİ BİLDİRİ YAYINLAMAK DEĞİL”

Açıklamasında özellikle Türk Tabipleri Birliği’ne ayrı bir parantez açan Can, TTB’nin asli görev alanının dışına çıktığını ifade etti. Türkiye’de hekimlerin yaşadığı çalışma koşulları, sağlıkta şiddet, düşük ücretler, uzun nöbet saatleri ve mesleki itibarsızlaştırma gibi ciddi sorunlar bulunduğunu hatırlatan Can, TTB’nin bu konular yerine dış politika ve güvenlik başlıklarında siyasi açıklamalar yapmasını eleştirdi.

Can, “Türk Tabipleri Birliği, öncelikle Türk hekimlerinin ve Türk sağlık sisteminin sorunlarına odaklanmalıdır. Doktorların can güvenliği tartışılırken, meslek örgütlerinin başka ajandalarla hareket etmesi toplumda ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır” dedi.

“TÜRK ADI TAŞIYAN KURUMLAR DAHA SORUMLU OLMALI”

Kaptan Mustafa Can, adında “Türk” ifadesi bulunan kurumların, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına, milli hassasiyetlerine ve toplumsal bütünlüğüne daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada kullanılan dilin, etnik ve bölgesel ayrışmaları beslediğini savunan Can, bu yaklaşımın Türkiye’nin iç barışına zarar verdiğini dile getirdi.

ATATÜRK VE ÜNİTER DEVLET VURGUSU YAPTI

Mustafa Can, değerlendirmesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözünü hatırlatarak, Türk kimliğinin kapsayıcı bir üst kimlik olduğuna dikkat çekti. Üniter devlet yapısının ve milli birlik anlayışının tartışmaya açılmasının Türkiye açısından büyük riskler barındırdığını ifade etti.

“ORTADOĞU’DAKİ KAOSTAN ÇIKIŞ MİLLİ BİRLİKTİR”

Açıklamasının sonunda Ortadoğu’da süregelen çatışmaların ve vekâlet savaşlarının altını çizen Can, Türkiye’nin bu kaosun dışında kalmasının ancak milli birlik ve güçlü devlet anlayışıyla mümkün olduğunu söyledi. “Türk adı bu coğrafyada ayrıştıran değil, birleştiren bir değerdir” diyen Can, açıklamasını “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözleriyle tamamladı.

DİSK, KESK, TMMOB VE TTB 'NİN TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMASI

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından yayımlanan ortak bildiride, Suriye’de Halep merkezli saldırıların emperyalizmin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının bir parçası olduğu savunulmuştu. Açıklamada, Rojava’ya yönelik saldırılar, bölgedeki etnik ve dini gruplara karşı uygulanan şiddet ve emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki rolü ele alınmış, barış, demokrasi ve birlikte yaşam vurgusu yapılmıştı.

G Sdg S R W I A A4 K K

Adnan Oktar suç örgütünün kilit ismi Bodrum’da yakalandı: Serdar Dayanık kimdir?
Adnan Oktar suç örgütünün kilit ismi Bodrum’da yakalandı: Serdar Dayanık kimdir?
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Haber Merkezi