Yakında AKP’de kongre var. “Bir heyecan, bir telaş..” diyemiyeceğim. Çünkü son dakikada tek adayla girilecek ve halkın istediği değil de, genel merkezin işaret ettiği yeni ilçe başkanı olacak. “Allah Allah sürprize bak, nasıl oldu bu iş.” durumları olmayacak, hiç şaşırmayacağız.
Yeni ilçe başkanı kim olursa olsun, AKP kendisine bir hareket alanı çizecek ve o alandan dışarı çıkmayacak. Hele bir çıkmaya görsün, “beş kardeş geliyor haa..” minvalinde ayar verecek.
Hangi iktidar partisinden olursa olsun, eskiden ilçe başkanlarından beklenti bugünler kadar yüksek olmazdı. Şimdilerde “AKP ilçe başkanıysan, ağasın, paşasın, tuttuğunu koparır, enginlere sığmaz taşarsın” gazlamalarının zirvesini yaşıyor.
Düz mantıkla baktığımızda, neresinden baksan sadece bir ilçe başkanlığı. Görevi de ilçedeki parti içi koordinasyonu, disiplini sağlamak, görevleri dağıtmak, seçim çalışmalarına yön vermek falan filan.
Ama bizde ilçe başkanından Süpermen olup, ilçeyi kurtarması beklenir. Hele AKP ilçe başkanıysan bırak ilçeyi dünya senin parmaklarında dönmelidir. Beklenti bu, dinamiklerin de bu şekilde olması bekleniyor.
AKP ilçe başkanıysan yerine göre kaymakamsın, duruma göre belediye başkanı, oluruna göre milli eğitim müdürü, tapu sorumlusu, vergi tahsildarı, emekli, dul ve yetimin bacanağı gibi misyonlar yüklenir ki, ölümlü bir faninin cüssesini ve dimağını kat be kat aşan işlerdir.
İktidarın ilçe başkanıysan iş ve işçi bulma kurumu gibi çalışmak zorundasın. Her kim, hangi kuruma işe girecekse, ister üst düzey yönetici, isterse çaycı olsun, illaki senin önünden geçmeli, kesinlikle partiye üye olmalı, seçimlerde oyunu kullanıp cep telefonu ile mührü AKP’ye bastığını ispatlamalıdır. Yoksa bırak çaycı olmayı, çay süzgecini bile tutturmazlar adama.
Liyakatmiş, bu işin şartları, eğitimi, yeteneği, olması gereken özellikleri, falan filan hep hikaye. Ne kadar sadık bir partiliysen, “İş senin aslanım” dır. O nedenle müdür olması gerekenler süpürgeci, bahçıvan bile olamayacaklar yönetici oluverirler. Sonra da nasırına basılmış gibi zıplarız, “Haymana neden bu hale geldi?” diye.
Adında “Adalet” varsa partinin her konuda adil olması gerekir. İşi ehline vermek gibi, hem Allah hem kul katında sorumluluğu, vebali vardır. Adında “Kalkınma” varsa ilçeyi kalkındırmak için yapmalıdır her şeyi. “Benden olmayan babamın oğlu olsa, mevki makamı ne olursa olsun, tanımam.” mantığı güdülmemelidir. Zamanında ne lüzumsuz tayinler gördü garip memleket. Hak etmeyenlerin de ne makamlara geldiğini, ne atamalara şahit oldu. Minderde bile oturamayanlar, birilerinin sayesinde babasının malı gibi pofuduk koltuklara gömüldüler. Elini vicdanına götürüp bastıranlar biliyor, anlıyor ne demek istediklerimi.
Diyeceksiniz ki, “Peki iktidar CHP veya MHP, ya da başka parti olsa bunu yapmaz mıydı?” Yapardı belki. Hatta dönem dönem belki de daha fazlasını yapmıştır. Gelinim sana söylüyorum, görümcem, kayınçom, eltim.. hepinize bu lafım. Siyasi ahlak, liyakat ve görevin hak edene verilmesi gereken önemedir kelamım. Yoksa ismi, cismi, siyasi görüşü ne olursa olsun, herkesin ortak ve bir o kadar kronikleşmiş hatasıdır, bu durum. İktidarda şimdi AKP varsa, onun üzerinden örnekleyerek herkese paye veriyorsam, “zamanlama manidar” diye, moda bir söylemle süsleyeyim istedim.
İşte dostlar, yarenler, ahbaplar, kankalar…durum bu. Özetlemek gerekirse, siyaseti sadece içinde bırakmayıp, her kuruma, kişiye, oluşuma bandırmaya kalkıp, sağcı-solcu, senden-benden, o köyden, öteki, beri taraftan diyerek ayırıyoruz ya, başta ilçenin sonra memleketin altına dinamiti o zaman döşüyoruz. Sonra da gerine, şişine, ne diyoruz, “Bizden, bu ilçeden bir şey olmaz.” Dedirtmeyin canım kardeşim, bizde demeyelim.
HAFTANIN HABERİ: Hacca gidip Arabistan’da şifalı deve sidiğini menbağından içmeye kalkan C.P.(58) devenin tepmesi sonucu bitkisel hayata girdi.
HAFTANIN SÖZÜ: 50 kuruşa aldığın suyu, 1 TL’ye işeten sisteme kapitalizm denir.
SAYGILARIMLA