Geçmişin siyasi tecrübesini geleceğin Türkiye’sine taşımak isteyen bir isim: Mehmet Akyol.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği
Türkiye’nin siyasi tarihinde iz bırakan isimleri ve onların yol arkadaşlarını değerlendirirken, yalnızca geçmişte üstlendikleri görevlerle yetinmek doğru değildir.
Asıl önemli olan, yılların birikimini bugün hangi hedefler doğrultusunda kullandıkları, topluma ne kazandırmak istedikleri ve gelecek nesillere nasıl bir miras bırakmayı amaçladıklarıdır.
İşte gazeteci-yazar Mehmet Akyol da bu çerçevede 80'li yıllardan beri yakın tanıdığım bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi olan biri olara değerlendirilmesi gereken isimlerden biri.
Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde İl Genel Meclisleri Genel Başkanlığı Genel Başkanlığı görevini üstlenen, Özal’ın yakın çalışma çevresinde yer alan ve onun siyasi anlayışından etkilenen isimler arasında gösterilen Mehmet Akyol, bugün de Başkent Ankara’da sosyal, kültürel ve toplumsal alandaki çalışmalarını sürdürüyor.
Turgut Özal dönemi, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi hayatında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemdi. O yıllarda edinilen tecrübe, devlet yönetimini tanıma, insanlarla iletişim kurma ve toplumsal meseleleri farklı yönleriyle değerlendirme bakımından önemli bir birikim oluşturdu.
Mehmet Akyol’un bugün ortaya koyduğu çalışmaların arkasında da yıllara yayılan bu siyasi ve sosyal tecrübenin izlerini görmek mümkün.
Ankara’dan Anadolu’ya uzanan bir ideal
Mehmet Akyol’un öncülüğünde hayata geçirilen Ankara Meclisi Anadolu Birliği, dokuz sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşturulan bir yapılanma olarak dikkat çekiyor.
Bu oluşumun temel hedefi, yalnızca toplantılar düzenleyen veya belirli günlerde bir araya gelen bir sivil toplum çatısı olmak değil; Anadolu insanının birikimini harekete geçirmek, üretimi desteklemek, eğitimi yaygınlaştırmak ve ülkenin geleceğine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmek.
Bir başka ifadeyle mesele, yalnızca fikir üretmek değil, fikirleri uygulanabilir projelere dönüştürmek.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği bünyesinde oluşturulan Yüksek İstişare Kurulu, bilim, hukuk ve ilmi araştırmalar kurulları ile Tarım Akademisi, bu hedefin kurumsal ayaklarını oluşturuyor.
Eski İçişleri Bakanı ve TBMM Başkan Vekili Mehmet Gazioğlu’nun başkanlığındaki Yüksek İstişare Kurulu, farklı alanlarda deneyim sahibi isimleri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Prof. Dr. Ali Akmaz’ın başkanlığındaki Tarım Akademisi ise tarımda bilgi, üretim ve verimlilik anlayışının geliştirilmesine yönelik önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in başkanlığındaki Bilim Kurulu, Prof. Dr. Anıl Çeçen’in yer aldığı Adalet ve Hukuk Kurulu ve Hüseyin Kazan’ın başkanlığındaki İlmi Araştırmalar Kurulu da bu yapının düşünce ve araştırma boyutunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Yasemin Güney’in başkanlığındaki Bilge Kadınlar Topluluğu ise kadınların toplumsal hayatta daha etkin roller üstlenmesi düşüncesini öne çıkarıyor.
Bütün bu çalışmaların ortak noktasında, insan kaynağını geliştirmek ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek düşüncesi bulunuyor.
Üretim, eğitim ve köye dönüş…
Mehmet Akyol’un ortaya koyduğu proje
başlıkları, Anadolu’nun geleceğine ilişkin geniş bir perspektif taşıyor.
Köylerin boşalması özellikle Anadolu köylerinin boşalması Sayın akyol'un bu projesinin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.
Köylere teşvik getirilmeli en azından köyde tarlasını tapan Eken biçen köylüye sigorta veya bağ-kur desteği verilmeli gibi farklı görüşleri var Sayın Akyol'un.
Okumayı yaygınlaştırma projesinin sonuçlandırılmış olması, üretim ve verimliliğin artırılması hedefi, her bölgede bir Anadolu Eğitim Enstitüsü kurulması düşüncesi ve şehirden köye dönüş projesi, üzerinde durulması gereken çalışmalar arasında yer alıyor.
Özellikle şehirden köye dönüş fikri, günümüz Türkiye’sinin önemli meselelerinden biriyle doğrudan bağlantılı.
Köylerin boşalması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, genç nüfusun kırsalda kalması ve Anadolu’nun ekonomik bakımdan güçlendirilmesi, yalnızca tarım politikalarıyla çözülebilecek meseleler değil. Eğitimden istihdama, teknolojiden sosyal imkânlara kadar pek çok alanda yeni bir anlayışa ihtiyaç var.
Eğer köyde yaşayan insanımıza yeterli ekonomik imkân, eğitim desteği, modern üretim yöntemleri ve pazara erişim sağlanabilirse şehirden köye dönüş bir temenniden çıkar, gerçekçi bir kalkınma projesine dönüşebilir.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği’nin üretim, verimlilik ve eğitim başlıklarını aynı çatı altında değerlendirmesi bu açıdan anlamlıdır.
Elbette bu projelerin asıl başarısı, düşünce aşamasından çıkarak sahada ne ölçüde uygulanabildiğiyle ölçülecektir.
Ancak toplumsal bir ihtiyacı tespit etmek ve bu ihtiyaca yönelik çözüm arayışına girmek de önemli bir başlangıçtır.

Devlet tecrübesi ile sivil toplumun buluşması
Mehmet Akyol’un üzerinde durduğu konulardan biri de devlet kurumları, hükümet yetkilileri ve yerel yönetimlerle iş birliği yapılması.
Bu yaklaşımın arkasında pratik bir gerçek bulunuyor: Büyük ölçekli toplumsal projelerin önemli bir bölümü, kamu kurumlarıyla koordinasyon sağlanmadan sürdürülebilir sonuçlara ulaşmakta zorlanabilir.
Ancak burada hassas bir denge de var.
Sivil toplumun kamu kurumlarıyla iş birliği yapması kadar, kendi bağımsız düşüncesini, toplumsal sorumluluğunu ve gerektiğinde eleştirel yaklaşımını koruması da önemlidir.
Başarılı bir sivil toplum hareketi, yalnızca çevresindeki insanları bir araya getirmekle yetinmez; farklı düşünceleri buluşturur, ortak faydayı gözetir ve ortaya koyduğu projelerle toplumda güven oluşturur.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği’nin hedeflediği kadro yapılanması da bu açıdan değerlendirilmeli.
Kadınlar ve gençler geleceğin merkezinde olmalı
Mehmet Akyol’un metninde özellikle kadınlara ve gençlere ayrı bir yer ayrılması dikkat çekiyor.
Bir ülkenin geleceğini yalnızca bugünün yöneticileriyle inşa edemezsiniz.
Gençlerin yetişmesi, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer bulması, bilim ve kültür insanlarının desteklenmesi ve toplumun farklı kesimlerinden yetenekli insanların önünün açılması gerekir.
Bu nedenle kadınların ve gençlerin yalnızca toplantılara davet edilen katılımcılar olarak değil, proje geliştiren, sorumluluk üstlenen ve karar süreçlerine yön veren kişiler olarak görülmesi büyük önem taşıyor.
Anadolu’nun yeniden imarı, inşası ve ihyası düşüncesi de ancak insan yetiştirmeyi merkeze alan bir anlayışla kalıcı hâle gelebilir.
Çünkü binalar yapılabilir, yollar açılabilir, kurumlar kurulabilir. Fakat bütün bunları yaşatacak olan, yetişmiş ve sorumluluk sahibi insanlardır.
Bir teşkilatın gücü, kadrosunun niteliğidir
Mehmet Akyol’un teşkilat anlayışında dürüstlük, sadakat, sabır, dayanışma, hoşgörü ve sorumluluk gibi kavramlar öne çıkıyor.
“Önce ailem, sonra devletim-milletim ve teşkilatım” anlayışıyla tarif ettiği yaklaşım, kişisel çıkarların önüne ortak sorumluluğu koyma iddiasını taşıyor.
Çalmamak, çaldırmamak, rüşvetten uzak durmak, sözünün arkasında durmak ve arkadaşlarını küçük bahanelerle yarı yolda bırakmamak gibi vurgular da bu anlayışın ahlaki çerçevesini oluşturuyor.
Bununla birlikte gerçek bir kadro hareketinin başarısı, yalnızca mensuplarından beklenen özelliklerle değil, bu ilkelerin günlük çalışmalarda ne ölçüde hayata geçirildiğiyle ortaya çıkar.
Bir teşkilatın büyüklüğü, sadece kaç kişiyi bünyesinde topladığıyla değil; yetiştirdiği insanlarla, gerçekleştirdiği projelerle ve toplumda oluşturduğu güvenle ölçülür.
İki kişiyi üç, üç kişiyi dört, dört kişiyi beş yapabilmek şeklindeki yaklaşım da aslında bu anlayışın bir ifadesi: İnsan kazanmak, insan yetiştirmek ve ortak hedefler etrafında yeni bir sinerji oluşturmak.
Geçmişin tecrübesi, geleceğin hedefleri
Mehmet Akyol’un Turgut Özal döneminden bugüne uzanan siyasi ve sosyal birikimini değerlendirirken, geçmişteki görevlerini bir hatıra olarak görmekle yetinmemek gerekir.
Yanındaki beraberindeki isimler kelli felli insanlar rahmetli Özal döneminde anap döneminde bu ülkeyi yönetmiş bakanlar başbakan yardımcıları.
Ancak bu isimler sadece görüntü vermenin dışında Sayın Akyol'a farklı alanlarda destek maalesef olmuyorlar.
Akyol Türkiye genelinde olduğu gibi Anadolu'da ve Ankara çevresinde sözü sohbeti dinlenen bir isim.
Asıl mesele, o birikimin bugünün Türkiye’sinde hangi sorunlara çözüm üretebileceğidir.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği çatısı altında ortaya konulan projeler, bu soruya cevap arama çabasının bir parçası olarak görülebilir.
Şimdi önlerinde önemli bir sorumluluk bulunuyor: Birlik bünyesinde oluşturulan kurulların çalışmalarını somutlaştırmak, projeler için uygulanabilir takvimler hazırlamak, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle iş birliğini geliştirmek ve elde edilen sonuçları kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmak.
Bunlar gerçekleştirildiği ölçüde, ortaya konulan vizyonun toplumsal karşılığı da güçlenecektir.
Son söz…
Anadolu’nun yeniden imar, inşa ve ihyası, kulağa hoş gelen bir sloganın ötesinde, uzun soluklu bir emek ve kararlılık gerektiriyor.
Mehmet Akyol’un Ankara’da sürdürdüğü çalışmaların temel iddiası da bu büyük hedef etrafında insanları, fikirleri ve projeleri bir araya getirmek.
Turgut Özal döneminin siyasi tecrübesinden beslenen bir isim olarak bugün sivil toplum alanında yeni bir hareket oluşturma arayışında olması, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurma çabası şeklinde değerlendirilebilir.
Bundan sonraki süreçte belirleyici olacak unsur ise ortaya konulan hedeflerin ne kadarının hayata geçirileceği olacak.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca büyük düşünen insanlardan ibaret değil; büyük düşüncelerini milletin yararına dönüştürebilen, üreten, yetiştiren ve eser bırakan kadrolardır.
Mehmet Akyol ve Ankara Meclisi Anadolu Birliği için asıl sınav da burada başlıyor.
Anadolu insanına sahip çıkmak, üretimi artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakmak…
Bu hedefler, sözden eyleme taşındığı ölçüde anlam kazanacaktır.