Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Ankara tarafından düzenlenen "Ekonomi Buluşması" etkinliğinde Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Enflasyonla mücadele, kira fiyatları, enerji maliyetleri, gıda fiyatları ve finansal piyasalardaki gelişmeler hakkında açıklamalar yapan Karahan, özellikle kira enflasyonunda yaşanan gerilemeye dikkat çekti. Geçen yıl yüzde 66 düzeyinde bulunan kira enflasyonunun ekim ayında yüzde 40'ın altına indiğini belirten Karahan, mevcut göstergelerin bu düşüşün önümüzdeki dönemde de devam edebileceğine işaret ettiğini söyledi.

Enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin sürdüğünü ifade eden Karahan, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerinden oluşturduğu baskının ise dezenflasyon sürecini yavaşlattığını kaydetti.

KİRA ENFLASYONU YÜZDE 66'DAN YÜZDE 40'IN ALTINA GERİLEDİ

Fatih Karahan'ın sunumunda öne çıkan başlıklardan biri kira enflasyonu oldu. Geçmiş dönemde fiyat artışlarının uzun süre yüksek seyrettiği kira grubunda belirgin bir yavaşlama yaşandığını belirten Karahan, bu gelişmenin hizmet enflasyonundaki gerilemeye katkı sağladığını ifade etti. Karahan, kira enflasyonundaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi:

"Kira enflasyonu bir önceki sene yüzde 66 düzeyinden bu sene ekim ayında yüzde 40'ın altına geriledi. Katılığın önemli bir etken olduğu bir başka kalem olan eğitim hizmetleri de gerilemeye devam etti. Diğer yandan artan enerji fiyatlarının dolaylı etkileriyle ulaştırma hizmetlerinde yıllık enflasyon yüzde 42,5 oldu. Böylece ulaştırma hizmetleri enflasyonu hem geçen yılki seviyesini hem de bu seneki genel hizmet enflasyonunun üzerinde gerçekleşti. Haberleşme hizmetleri enflasyonu da geçen yıla kıyasla 20 puan artarak yüzde 43 seviyesinde gerçekleşti ve hizmet enflasyonunu yukarı çeken bir kalem oldu. Hizmet enflasyonundaki gerilemede kira enflasyonunun yavaşlaması öne çıkıyor. Mevcut görünüm kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor."

EKİM AYINDA YILLIK ENFLASYON YÜZDE 29,77 OLDU

Enflasyonun genel görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, yıllıklandırılmış enflasyonun ana eğiliminin ekim ayı itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine gerilediğini bildirdi. Bu oranın mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında olduğunu belirten Karahan, sıkı para politikasının iç talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

TCMB'nin 4 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı Ekim Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda da tüketici fiyatlarının ekimde yüzde 2,58 arttığı, yıllık enflasyonun ise yüzde 29,77 olarak gerçekleştiği belirtildi. Aynı dönemde yıllık kira enflasyonu yüzde 39,71 seviyesinde ölçüldü. Karahan, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye rağmen enerji fiyatlarından kaynaklanan maliyet baskılarının devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bu görünüm altında enflasyonun ana eğilimi son dönemde geriledi. Ekonomik gelişmeleri geniş bir veri setiyle yakından izliyoruz. Enflasyonun ana eğilimini, talep koşullarını ve beklentileri birlikte değerlendirerek orta vadeli enflasyon görünümüne odaklanıyoruz. Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruyoruz. Fiyat istikrarı sağlanana kadar dezenflasyonun gerektirdiği parasal sıkılığı kararlılıkla sürdüreceğiz."

Enflasyon 1 2

ENERJİ FİYATLARI ENFLASYON ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR

Karahan, enflasyonla mücadelede karşılaşılan önemli sorunlardan birinin enerji maliyetlerindeki yükseliş olduğunu söyledi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan hareketliliğin hem doğrudan enerji fiyatlarını hem de üretim ve ulaşım maliyetlerini etkilediğini belirtti.

18 milyon emekliye ek zamda dikkat çeken gelişme: Masadaki iki formül ortaya çıktı!
18 milyon emekliye ek zamda dikkat çeken gelişme: Masadaki iki formül ortaya çıktı!
İçeriği Görüntüle

Yılın başında varil başına yaklaşık 70 dolar seviyesinde bulunan petrol fiyatlarının jeopolitik gelişmelerle yükseldiğini, daha sonra bir miktar gerilemesine rağmen savaş öncesi seviyelerin üzerinde kaldığını aktaran Karahan, rafineri marjlarındaki artışın da özellikle motorin fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Doğal gaz fiyatlarının son dönemde yeniden yükseldiğini ve savaş öncesindeki seviyesinin yaklaşık üç katına çıktığını belirten Karahan, enerji maliyetlerindeki artışın ulaştırma hizmetleri gibi farklı sektörlere de yansıdığını ifade etti.

Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin tüketici fiyatlarına yansımasını sınırlayan uygulamalardan birinin eşel mobil sistemi olduğunu belirten Karahan, bu sistemin özellikle savaşın ilk dönemindeki sert fiyat artışlarının yurt içindeki etkisini hafiflettiğini söyledi.

DEZENFLASYON SÜRECİ DEVAM EDECEK Mİ?

Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonun yıllık düşüş hızını yavaşlattığını belirten Karahan, buna rağmen enerji ve işlenmemiş gıda gibi oynak kalemler dışarıda bırakıldığında enflasyon göstergelerindeki iyileşmenin devam ettiğini söyledi.

Savaşın başlamasının ardından mart ayının başında sıkı para politikasını destekleyen tedbirlerin devreye alındığını anlatan Karahan, bu adımlarla fiyatlama davranışlarında oluşabilecek ikincil etkilerin sınırlandırılmasının hedeflendiğini belirtti. Karahan, dezenflasyon sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Bu gelişmeyi sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz."

Ekim ayında yıllık enerji enflasyonunun yüzde 51,4'e yükseldiğini ve geçen yılın yaklaşık 17 puan üzerinde gerçekleştiğini kaydeden Karahan, enerji dışındaki ana harcama gruplarında yıllık enflasyonun geçen yılın altında seyrettiğini bildirdi.

GIDA FİYATLARINDA YENİDEN ARTIŞ YAŞANABİLİR

Gıda fiyatlarındaki hareketliliğin enflasyon üzerindeki etkisine de değinen Karahan, özellikle taze meyve ve sebze fiyatlarının tüketici enflasyonunun seyrinde belirleyici olduğunu söyledi. Yılın ilk aylarında yüksek seyreden gıda enflasyonunun, geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimin toparlanmasıyla birlikte gerilediğini belirten Karahan, buna rağmen iklim koşullarının fiyatlar üzerindeki etkisinin devam edebileceğini ifade etti. Karahan, gıda fiyatlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yılın ilk aylarında yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda enflasyonu geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanmayla birlikte geriledi. Ancak gıda fiyatları taze meyve ve sebze kaynaklı olarak oynak bir seyir izliyor. Nitekim ekim ayında tüketici enflasyonunun seyrinde taze meyve ve sebze fiyatlarının etkisi öne çıktı. Önümüzdeki dönemde de iklim koşullarına bağlı olarak gıda fiyatlarında oynaklık devam edebilir."

Temel mal fiyatlarındaki artışın ise nisan ayından sonra yavaşladığını belirten Karahan, tüketim talebindeki zayıflama ve Türk lirasındaki ılımlı seyrin fiyat artışlarını sınırlayan unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

SIKI PARA POLİTİKASI BEKLENTİLERİ NASIL ETKİLEDİ?

Enflasyon beklentilerinin fiyatlama davranışları açısından önem taşıdığını vurgulayan Karahan, sıkı para politikasının beklentilerdeki bozulmayı sınırladığını ifade etti. Yılın ilk yarısına ilişkin milli gelir verileri ile yakın dönemdeki ekonomik göstergelerin iç talepte zayıf bir görünüme işaret ettiğini belirten Karahan, ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışlardaki büyümenin yavaşladığını söyledi.

Altın hariç kart harcamalarının da üçüncü çeyrekte yataya yakın seyrettiğini aktaran Karahan, iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyon sürecine katkı sağladığını dile getirdi. Hanehalkının enflasyon beklentilerinin yılın ilk aylarında yükseldikten sonra gerilediğini belirten Karahan, buna rağmen beklentilerde hedeflenen iyileşmenin henüz gerçekleşmediğini kaydetti. Karahan, bu durumun enflasyonla mücadelede ihtiyatlı yaklaşımın sürdürülmesini gerektirdiğini ifade etti.

MERKEZ BANKASI FON PİYASASI İÇİN EK TEDBİRLERİ DEVREYE ALDI

Karahan'ın konuşmasında finansal piyasalardaki gelişmeler de önemli yer tuttu. Özellikle yatırım fonlarından yaşanan çıkışların bankacılık sistemi ve diğer finansal piyasalarla etkileşimini yakından takip ettiklerini belirten Karahan, likidite koşullarını desteklemek amacıyla çeşitli düzenlemeler yaptıklarını açıkladı.

Fon Sorusturmasinda Yeni Gelisme Bulent Uygun Ve Nihat Kirmizi Dahil 20 Supheli Adliy 3361051 20260923131536

Bu kapsamda haftalık repo ihaleleriyle sağlanan fonlama miktarının artırıldığını, bankaların bankalararası para piyasasındaki borçlanma limitlerinin güncellendiğini ve teminat iskonto oranlarının düşürüldüğünü bildirdi.

Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının azaltıldığını da belirten Karahan, bankaların likidite yönetiminde daha fazla esneklik kazanmasının hedeflendiğini söyledi. Ayrıca KOBİ kredilerinde kredi büyüme sınırlarının yükseltildiğini aktardı.

Özel sektör tahvil piyasasında yaşanabilecek likidite sorunlarına karşı da önlem alındığını belirten Karahan, özel sektör tahvillerinin itfasına yönelik kredilerin büyüme sınırından muaf tutulduğunu açıkladı. Karahan, alınabilecek yeni tedbirlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bundan sonra da finansal istikrar ve likidite koşullarını yakından takip etmeye devam ederek gerek görülmesi halinde her türlü ek tedbiri proaktif bir şekilde alacağız."

TÜRK LİRASI MEVDUATININ PAYI YÜZDE 61'İ AŞTI

Finansal piyasalardaki gelişmelerin mevduat tercihlerine yansımasını da değerlendiren Karahan, Türk lirası mevduatın güçlü şekilde artmaya devam ettiğini söyledi. Yabancı para mevduatlarında ise dalgalı bir seyirle birlikte tüzel kişiler tarafında sınırlı artış yaşandığını belirten Karahan, özellikle ikinci çeyrekten itibaren Türk lirası mevduata geçişlerin hızlandığını ifade etti.

Para piyasası fonlarından çıkan kaynakların büyük bölümünün Türk lirası mevduata yöneldiğini aktaran Karahan, Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 61'in üzerinde kalmayı sürdürdüğünü bildirdi. Bu gelişmenin finansal sisteme ve Türk lirasına duyulan güvenin devam ettiğini gösteren unsurlardan biri olduğunu belirtti.

MERKEZ BANKASI REZERVLERİNDE 52 MİLYAR DOLARLIK GERİLEME

Karahan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının brüt rezervlerindeki değişime ilişkin de bilgi verdi. 27 Şubat'ta 210 milyar dolar seviyesinde bulunan brüt rezervlerin 30 Ekim itibarıyla 158 milyar dolara gerilediğini belirten Karahan, bu düşüşün 30 milyar dolarlık bölümünün altın fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığını söyledi.

Böylece söz konusu tarihler arasında brüt rezervlerde toplam 52 milyar dolarlık azalış yaşandığına işaret eden Karahan, rezervlerdeki değişimin değerlendirilmesinde altın fiyatlarındaki hareketliliğin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koydu.

2026 CARİ AÇIK BEKLENTİSİNİ AÇIKLADI

Türkiye'nin cari dengesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Karahan, enerji fiyatlarındaki yükselişin dış ticaret dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ancak iç talepteki yavaşlama, turizm gelirleri ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşmenin cari dengeyi desteklediğini söyledi.

Altın ve enerji hariç dış ticaret açığının daha ılımlı seyrettiğini belirten Karahan, mevcut gelişmeler doğrultusunda 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

FİYAT İSTİKRARI SAĞLANANA KADAR SIKI POLİTİKA SÜRECEK

Konuşmasının sonunda fiyat istikrarının sürdürülebilir ekonomik büyüme, yatırım ve üretim ortamı açısından önemini vurgulayan Karahan, enflasyonun ana eğiliminde görülen gerilemenin devam etmesi için para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını belirtti.

Jeopolitik gelişmelerin enerji ve emtia fiyatları üzerinden enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Karahan, Merkez Bankasının ekonomik göstergeleri yakından izlemeyi sürdüreceğini söyledi. Karahan, enflasyonla mücadelede izlenecek politikaya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu nedenle dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak istiyorum."

Kaynak: Haber Merkezi