Köşe yazıları ilçe başkanlarından devam ederken AKP İlçe Başkanı İsmail Can’a da bir bakış atalım.

Zamanın “Vali”si, bugünün Başgan’ı oluverdi. Oysa kendi deyimiyle “siyaseti tam da bıraktıydım, görev verilince devam ettim” diyor.

Bu AKP’nin son zamanlardaki en büyük hatalarından birisi yeni yüzlerle seçmenin karşısına çıkamamak. Binali Yıldırım misal... nerede hangi makam boşalsa başka kimse yokmuş gibi Binali oraya gönderilir. Ama bunun en son İstanbul Belediye Başkanlığında tutmadığı görüldü ve hem AKP hem de Binali Bey golü 90’dan yedi.

Haymana’da da durum bu. İsmail Can siyasetteki en tecrübeli isimlerden birisi. İyidir, hoştur, sevilir de aynı zamanda. Ama İlçe Başkanlığı için en azından bugün için “doğru kişi” mi işte orası tartışılır.

Son yıllarda Haymana’da heyecanını kaybetmiş veya kaybetmek üzere olan bir AKP var. Bakmayın siz bizden rekor oy aldığına. Mansur Başkan’ın Ankara Belediyesini alması ile artık Haymana siyaseti bambaşka mecralara akmaya başladı. “Reis meydana iner, ne derse çılgınca alkışlanır, sonra sandıklar dolar taşar” ezberi bozuldu. Çünkü başta Erdoğan olmak üzere hiçbir AKP’li siyasetçinin söyleyecek yeni bir sözü, yeni bir siyasi manevrası yok. Artık “dış mihraklar, eski Türkiye hikayeleri, kuyruklar, CeHaPe..” söylemleri insanları eskisi kadar heyecanlandırmıyor, safların sıklaşmasını sağlamıyor. Ortaya yeni isimler, yeni siyasi aktörlerde çıkarmayınca insanlar “Değişim” demeye bugün içten, yarın tüm gücüyle bağırmaya başlayabilirler.

O nedenle bir yerde eskimiş, yerine göre yıpranmış, duruma göre heyecansız, haline göre yorulmuş bir İsmail Can İlçe Başkanlığı için doğru kişi değildir. Hem yaş, hem de misyon ve vizyon itibariyle.

“18 yıllık siyasetimde bazı akrablarımı işe aldım veya aldırdım” demesi aslında “çok normal(!)” görünsede, hiçte öyle değil. İnsanların kafasındaki “Önce Can, sonra canan” kurdu devamlı kemirmeye başlar. “Ne yani” derler “işe girmek için illa soyadımızın Can olması mı lazım?” diye kurar da kurarlar.

İsmail Can “Hayalim cezaevini getirmek” deyince akabinde yorumlar yağdı; “Haymana’ya cezaevi getirmek gibi bir hayal olur mu? Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir söylemdir” diye.

Elbette kendi pencerelerinden haklılar. Cezaevinin hem yüzü, hem de anlamı soğuktur. Ama Haymana öyle bir zamana geldi dayandı ki, valla denize düşmüşüz ve cezaevi yılanına sarılacak kadar biçareyiz.

Elimizde birçok seçenek vardır ve biz cezaevini başa oturtur ve diğerleri yerine onu tercih edersek, hayatımızın hatasıdır. Ama bugün için “cezaevi gelecekse, başım gözüm üstüne” demekten başka alternatifimiz yok gibi.

Hem boncuktan kuş yaparız fena mı? Çünkü yıllardır avucumuzdaki birçok kuşu kaçıralı, keçileri de kaçırmak üzereyiz.