“Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında yer alan varlık barışı uygulaması genişletilirken, yurt dışında yaşayan veya yatırımlarını farklı ülkelerde değerlendiren Türk vatandaşlarına yönelik dikkat çekici vergi avantajları getirildi. Düzenleme aynı zamanda vergi borçlarının yapılandırılması, nitelikli personel istihdamının desteklenmesi ve İstanbul Finans Merkezi’nin güçlendirilmesine yönelik önemli teşvikler de içeriyor.
YURT DIŞINDAN TÜRKİYE’YE DÖNENLERE 20 YILLIK VERGİ AVANTAJI
Yeni yasa kapsamında en dikkat çeken düzenlemelerden biri, yurt dışında gelir elde eden ve daha sonra Türkiye’de yerleşik hale gelen kişilere yönelik getirilen gelir vergisi istisnası oldu.
Buna göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’ye dönüşlerinden önceki son üç takvim yılında ülkede ikametgahlarının bulunmaması ve vergi mükellefi olmamaları şartıyla, yurt dışında elde ettikleri kazançlar için 20 yıl boyunca gelir vergisi ödememeleri sağlanacak.
Uzmanlar, söz konusu düzenlemenin özellikle yurt dışında çalışan Türk vatandaşları, uluslararası yatırımcılar ve farklı ülkelerde faaliyet gösteren girişimciler açısından önemli bir teşvik niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. Uygulamanın, sermayenin ve nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye dönüşünü hızlandırması bekleniyor.

VARLIK BARIŞI 2027’YE KADAR UZATILDI
Kanunla birlikte varlık barışı uygulamasının süresi de uzatıldı. Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye’ye getirmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler için yeni bir fırsat dönemi başladı.
Düzenlemeye göre, söz konusu varlıklar 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Bildirim kapsamında Türkiye’ye getirilen ya da kayıt altına alınan varlıklar nedeniyle herhangi bir vergi incelemesi yapılmayacak ve ek vergi tarhiyatı uygulanmayacak.
Ekonomi çevreleri, bu uygulamanın özellikle küresel piyasalarda değerlendirilen Türk sermayesinin yeniden ülke ekonomisine kazandırılması açısından önemli bir araç olarak görüldüğünü belirtiyor.
VERGİ BORÇLARINDA BÜYÜK KOLAYLIK
Kanun yalnızca varlık barışıyla sınırlı kalmadı. Kamuya olan vergi ve diğer borçların ödenmesini kolaylaştıracak düzenlemeler de yasalaştı.
Buna göre, kamu alacaklarının ertelenmesinde uygulanan azami taksit süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Böylece mükellefler borçlarını altı yıla kadar yayılan bir takvim içerisinde ödeme imkanına kavuşacak.
Ayrıca herhangi bir teminat göstermeden yapılabilecek tecil işlemlerindeki üst limit de yükseltildi. Daha önce daha düşük seviyelerde uygulanan teminatsız tecil sınırı 1 milyon liraya çıkarılarak özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hafifletilmesi amaçlandı.

NİTELİKLİ PERSONEL İSTİHDAMINA VERGİ DESTEĞİ
Kanunda yer alan bir diğer önemli düzenleme ise teknoloji, finans ve yüksek katma değerli hizmet sektörlerinde çalışan nitelikli personeli ilgilendiriyor.
Nitelikli hizmet merkezlerinde görev yapan çalışanların ücretlerinin, brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı için gelir vergisi istisnası uygulanacak. Böylece şirketlerin nitelikli iş gücü istihdam etmeleri teşvik edilirken, çalışanların da vergi avantajından yararlanması sağlanacak.
Hükümetin bu adımla özellikle yazılım, bilişim, finansal teknolojiler ve uluslararası hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin rekabet gücünü artırmayı hedeflediği değerlendiriliyor.
İSTANBUL FİNANS MERKEZİ’NE 2047’YE KADAR TEŞVİK
Yasayla birlikte İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik vergi avantajlarının süresi de önemli ölçüde uzatıldı.
İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren ve katılımcı belgesine sahip kuruluşlara uygulanan yüzde 100 kurumlar vergisi indirimi 2047 yılına kadar devam edecek. Böylece finans kuruluşlarının uzun vadeli yatırım planlarını daha güçlü şekilde oluşturabilmelerinin önü açılmış oldu.
Bunun yanında, finans kuruluşlarının kuruluş ve izin süreçlerinde yararlandıkları harç muafiyetlerinin süresi de beş yıldan yirmi yıla çıkarıldı. Düzenleme ile İstanbul’un uluslararası finans merkezleri arasındaki rekabet gücünün artırılması ve küresel sermayenin Türkiye’ye çekilmesi amaçlanıyor.



