Başkent Ankara, bu kez siyasi gündemle değil, geçmişin izlerini bugüne taşıyan anlamlı bir kültür etkinliğiyle gündemde. Arkeoloji ve Tarih Araştırmaları Derneği (ATAD) tarafından hazırlanan “Sessiz Tanıklar Konuşuyor: Ankara’nın Kaybolan Kültürel Mirası” sergisi, Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde sanatseverlerle bir araya geldi. Sergi, kentin zaman içinde kaybolmuş, yıkılmış ya da unutulmuş kültürel ve mimari mirasını görünür kılmayı amaçlıyor.
BAŞKENTİN DERİN KÜLTÜREL KATMANLARI
Sergi, Ankara’nın sadece Türkiye’nin idari merkezi olmadığını; aynı zamanda köklü bir tarih ve kültür birikimine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Roma’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş tarihsel arka planı içinde Ankara’nın barındırdığı ancak günümüze ulaşamayan birçok değer, bu çalışmayla yeniden hatırlatılıyor.
Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde açılan sergi, özellikle kentin geçmişine ilgi duyan tarih meraklıları için önemli bir kaynak niteliğinde. Belgeler, görseller ve anlatımlarla desteklenen içerik, ziyaretçileri adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor.
“BU BİR AHDE VEFA ÇALIŞMASI”
Serginin küratörlüğünü üstlenen tarihçi ve arkeolog Fahreddin Osmanca, etkinliğin amacını “ahde vefa” olarak tanımladı. Osmanca, dernek olarak ilk sergilerini “Deprem ve Miras” temasıyla gerçekleştirdiklerini hatırlatarak kültürel değerlerin korunmasının önemine dikkat çekti. Osmanca, “Yaşadığımız şehre, ülkemize, vefamızı göstermek için hem unsurlarını hem kültürel miraslarımızın kıymetini göstermek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sergilerin tarih, kültür ve sanatla ilgilenen kesimleri bir araya getiren önemli buluşma noktaları olduğuna işaret eden Osmanca, Ankara’da artık var olmayan ancak kültürel hafıza açısından büyük değer taşıyan eserleri tanıtmayı amaçladıklarını vurguladı.
KRONOLOJİK ANLATIMLA KAYBOLAN ESERLER
Sergi, ziyaretçilerine kronolojik bir çerçeve sunuyor. “Ankara Tasvirleri”, “Ankara Çeşmeleri” ve “Ankara Camileri” başlıkları altında toplanan içerikler, bugün fiziki olarak varlığını sürdüremeyen yapıları ve sanat eserlerini ortaya çıkarıyor. Kentin belleğinde silikleşmiş birçok mimari unsur, belgeler ve görseller aracılığıyla yeniden görünür hale geliyor.
Sergilenen yaklaşım, sadece geçmişi hatırlatmakla kalmıyor; aynı zamanda kültürel mirasın korunmasının gerekliliğine dair güçlü bir mesaj da veriyor. Kent kimliğinin, sadece ayakta kalan yapılarla değil, kaybolmuş değerlerin hatırlanmasıyla da şekillendiği vurgulanıyor.
SERGİDEN OKULLARA UZANAN KÜLTÜR KÖPRÜSÜ
Fahreddin Osmanca, sergide yer alan eserlerin etkinlik tamamlandıktan sonra okullara ulaştırılacağını belirtti. Böylece genç kuşakların da Ankara’nın kültürel geçmişi hakkında bilinçlenmesi amaçlanıyor. Bu yönüyle sergi, yalnızca bir kültür etkinliği olmanın ötesinde, eğitsel bir misyon da taşıyor.
18 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek olan sergi, Başkent’in geçmişine ışık tutmak isteyen herkese açık.




