Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Türkiye'nin son yıllarda hız kazanan savunma sanayisini mercek altına aldığı kapsamlı analizinde dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. "Alman silahlı kuvvetleri silahlarını Türkiye'den mi satın alacak?" başlığıyla yayımlanan analizde, Türkiye'nin yalnızca bölgesel bir üretici olmaktan çıkarak Avrupa'nın savunma planlamasında giderek daha kritik bir konuma yükseldiği ifade edildi.

Haberde, Türk savunma şirketlerinin ulaştığı üretim kapasitesi, teknolojik gelişmişlik seviyesi ve rekabetçi maliyet avantajı sayesinde Avrupa ülkelerinin dikkatini çektiği belirtilirken, NATO'nun gelecekteki savunma tedarik zincirinde Türkiye'nin daha etkin rol üstlenebileceği değerlendirildi.

TÜRKİYE'NİN HEDEFİ NATO'NUN STRATEJİK ÜRETİM ORTAĞI OLMAK

FAZ analizinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi yalnızca silah ihraç eden bir ülke olmaktan çıkararak NATO'nun savunma sanayi zincirinin vazgeçilmez üretim merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçladığı belirtildi.

Gazeteye göre Ankara, savunma sanayisindeki üretim kabiliyetini yalnızca ihracat gelirlerini artırmak amacıyla değil, NATO içerisindeki stratejik ağırlığını güçlendirecek uzun vadeli bir politika kapsamında geliştiriyor. Analizde ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile kurulan yakın diyaloğun Türkiye'nin uluslararası savunma diplomasisinde elini güçlendirdiği yorumu da yer aldı.

NATO ZİRVESİ ÖNCESİ TÜRKİYE MESAJI

Haberde, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ankara ziyareti sırasında ASELSAN tesislerini gezerek Türk savunma sanayisindeki gelişmeleri övdüğü hatırlatıldı. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı NATO zirvesiyle eş zamanlı düzenlenecek uluslararası savunma sanayi forumunun ise Ankara'nın teknoloji üretme kapasitesini ve savunma alanındaki kabiliyetlerini dünyaya göstermesi açısından önemli bir vitrin olacağı ifade edildi.

Ekran Görüntüsü 2026 07 01 221121

FAZ, söz konusu zirvenin aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avrupa ile ABD arasında güvenlik alanında üstlenmek istediği arabulucu rolünü güçlendirebileceği değerlendirmesinde bulundu.

"AMAÇ SADECE SİLAH SATMAK DEĞİL"

İstanbul merkezli düşünce kuruluşu IstanPol'dan Riccardo Gasco da değerlendirmesinde Türkiye'nin hedefinin yalnızca savunma ürünleri ihracatını artırmak olmadığını söyledi. Gasco'ya göre Ankara, NATO'nun savunma ekosistemi içerisinde kalıcı bir üretim ve teknoloji ortağı olmayı amaçlıyor. Bu kapsamda NATO zirvesi sırasında birçok ülkenin yeni savunma iş birlikleri ve ikili anlaşmalar için girişimlerde bulunabileceği öngörüsünde bulunuldu.

AVRUPA İLE SAVUNMA İŞ BİRLİKLERİ GENİŞLİYOR

Analizde Türkiye'nin küresel silah ihracatında ilk 10 ülke arasına girme hedefi hatırlatılırken, Avrupa ülkeleriyle son dönemde kurulan savunma ortaklıklarına da geniş yer verildi. Bu kapsamda İspanya'nın Hürjet eğitim uçağını tercih ettiği, Romanya'nın Türk yapımı askeri devriye botları sipariş ettiği aktarıldı. Ayrıca Polonya, Arnavutluk ve Hırvatistan'ın Türk üretimi insansız hava araçlarını envanterlerine dahil ettiği belirtildi.

Haberde, Estonya'da Türk şirketi Arca tarafından mühimmat fabrikası kurulduğu, Baykar ile İtalyan savunma şirketi Leonardo arasında ortak girişim oluşturulduğu da Avrupa ile gelişen savunma iş birliklerinin önemli örnekleri arasında gösterildi.

ALMANYA'DAN TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNE YAKIN TAKİP

FAZ, Almanya'nın da Türkiye'nin savunma sanayisine yönelik ilgisinin belirgin şekilde arttığını yazdı. Haberde, bu yıl ilk kez Alman Savunma Bakanlığı'nın üst düzey temsilcilerinin İstanbul'da düzenlenen SAHA Expo Savunma Fuarı'na resmi heyet gönderdiği bilgisine yer verildi. Fuarda 30'dan fazla Alman şirketinin yer aldığı belirtilirken, Alman-Türk Sanayi ve Ticaret Odası'nın da iki ülke arasında yeni savunma projeleri geliştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüğü ifade edildi.

Ekran Görüntüsü 2026 07 01 221208

"TÜRK ŞİRKETLERİ AVRUPA'NIN TEDARİKÇİSİ OLABİLİR"

Risk Analizi ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü Direktörü Nico Lange ise değerlendirmesinde Türkiye'nin özellikle yüksek üretim kapasitesiyle öne çıktığını söyledi. Lange'ye göre Avrupa'nın doğrudan Türk silahlarını satın almasından ziyade, Türk savunma şirketleri Avrupa'daki büyük savunma projelerinde daha fazla tedarikçi olarak görev alabilir. Özellikle sensör teknolojileri, anten sistemleri, elektronik bileşenler ve insansız hava araçlarına yönelik alt sistemlerde Türkiye'nin önemli bir üretici konumuna ulaştığı ifade edildi.

AVRUPA SAVUNMASINDA TÜRKİYE TARTIŞMASI

FAZ analizinde Türkiye'nin NATO içerisinde kritik görevler üstlenmesine rağmen Avrupa Birliği'nin ortak savunma finansman mekanizmalarına dahil edilmediği de hatırlatıldı. Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Türkiye'nin bazı Avrupa savunma projelerine katılımına mesafeli yaklaştığı belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisinde daha fazla söz sahibi olması gerektiği yönündeki açıklamalarına da yer verildi.

Haberde ayrıca Türkiye'nin Rusya ile yürüttüğü dengeli dış politikanın bazı NATO üyeleri tarafından dikkatle takip edildiği ifade edildi. S-400 hava savunma sistemi nedeniyle geçmişte yaşanan krizlerin ardından Ankara'nın Rusya ile savunma alanındaki ilişkilerini sınırladığı, buna karşılık NATO ile iş birliğini güçlendirmeye yönelik adımlar attığı aktarıldı.

ABD'nin, Türkiye'nin geliştirdiği KAAN milli savaş uçağında kullanılacak motorların satışına ilişkin yeni süreci başlatmasının da Ankara-Washington ilişkilerinde dikkat çeken gelişmelerden biri olduğu değerlendirmesi yapıldı.

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÖNEMİ DAHA DA ARTIYOR

FAZ analizinin sonunda Türkiye'nin yalnızca gelişen savunma sanayisiyle değil, Karadeniz'deki stratejik konumu, Montrö Sözleşmesi kapsamındaki yetkileri, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olması ve Avrupa'nın enerji güvenliğinde üstlendiği kritik rol nedeniyle Batı açısından öneminin giderek arttığı vurgulandı.

Gazete, özellikle Ukrayna savaşının ardından Avrupa'nın savunma politikalarının yeniden şekillendiği süreçte Türkiye'nin hem askeri üretim kapasitesi hem de jeopolitik konumu sayesinde Avrupa ve NATO açısından daha güçlü ve vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıktığı değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi