İKNA Düşünce Kuruluşu Başkanı Abdulkadir Ünal, “Doğru Analiz” programında Gazeteci-Yazar Aydın Tufan’ın sorularını yanıtladı. Programda dünya sisteminde yaşanan değişim, küresel güç dengelerinin geleceği ve yeni dünya düzenine ilişkin gelişmeler ele alındı.
Dünya sisteminin tarih boyunca belirli dönemlerde önemli dönüşümler yaşadığını savunan Ünal; İstanbul’un fethinden Avrupa’daki Protestan Reformu’na, Vestfalya Antlaşması’ndan Sanayi Devrimi ve dünya savaşlarına uzanan süreç üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
Ünal, şunları söyledi:
"Hemen hemen her yüzyılda bir dünya sistemi değişir. Bunun böyle kısa bir kronolojisine bakarsak eğer, 1400'lerde İstanbul feth edildi, bu fetihten sonra başka bir sistematik... Ardından Avrupa'da protestan reformu oldu, kilisenin gücü azaldı, kilisenin hakimiyeti sorgulanmaya başlandı. Ardından Vestfalya Antlaşması oldu, artık ulus devletler meselesi ortaya çıktı. Onun ardından Osmanlı'da ne yazık ki bu akıma girdi ve 2. Mahmut'un reformları gerçekleşti. Ardından sanayi devrimi, ardından yer gelişmeleri ve 1. Dünya Savaşı ile birlikte bu yüzyılın sistematiğinin altına oluşturuldu. 2. Dünya Savaşı ile birlikte Amerika sahneye çıkarıldı ve atom bombası attırılarak dünyanın yegane hakimi olarak piyasaya sunuldu."
2008 KRİZİNDEN GÜNÜMÜZE KÜRESEL SİSTEMİ DEĞERLENDİRDİ
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin küresel sistemdeki konumuna ve petrodolar düzenine değinen Ünal, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 11 Eylül saldırılarının ardından dünyanın farklı bir sürece girdiği görüşünü dile getirdi.
Ünal, 2008 küresel finans krizi ve Covid-19 salgınının yanı sıra günümüzdeki savaş ve gerilimleri de dünya sistemindeki dönüşüm çerçevesinde değerlendirdi.
Ünal şöyle konuştu:
"Ardından Amerika'nın ana para birimi, Petrodolar Sistemi üzerine şekillendirildi. Ve bu Petrodolar Sistemi dünyaya hakim oldu ve bugün geldiğimiz noktada Sovyetlerin yıkılması ve ardından 11 Eylül ile birlikte dünya başka bir noktaya evrildi. Yani bu olaylar silsilesine bakıldığında artık 2008 krizi ile birlikte esasında batılı devletlerin bu siyonist finans sistematiğinin kendilerini soyduğunu anladılar. Covid ile birlikte dünyaya bir sistematik dayatıldı. Şimdi Ukrayna-Rusya Savaşı olsun, İran-ABD-İsrail Savaşı olsun, Çin-ABD gerilimi olsun, ABD'nin kendi coğrafyasına yapmış olduğu Venezuela olsun, diğer ülkelere karşı olan meseleler olsun."
“DÜNYA BİR KIRILMA DÖNEMİNDE”
Ünal, uluslararası alanda yaşanan savaşların ve ülkeler arasındaki gerilimlerin yeni küresel sistem arayışının yansımaları olduğunu savundu. Bu süreçte ülkelerin daha güçlü bir pozisyon elde etmek ve kendi tezlerinin uluslararası alanda daha fazla karşılık bulmasını sağlamak için mücadele ettiğini belirtti.
Türkiye’nin de değişen uluslararası konjonktürden etkilendiğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:
" Bunların hepsi esasında bu yeni sistem arayışında kim daha güçlü pozisyon alacak, kimin tezleri daha fazla sahada karşılık bulacak bunun bir yansıması. Burada temel mesele şu, dünya bir kırılma döneminde. Bu kırılma döneminde de Allah'ın lütfu, konjonktür bizim arkamızdan rüzgarı estiriyor."
“DÜNYA 5’TEN BÜYÜK OLDU”
Ünal, İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen Birleşmiş Milletler merkezli uluslararası sistemi de değerlendirdi. Mevcut yapının günümüzde yaşanan gelişmelere cevap vermediğini savunan Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” söylemine atıfta bulundu.
Söz konusu söylem, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin sahip olduğu konuma yönelik eleştiri ve Konsey’in daha geniş temsile dayalı biçimde reforme edilmesi çağrısıyla kullanılıyor.
Ünal şöyle konuştu:
" İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya sistematiğini, düzenini inşa eden, yürüten, denetleyen yapı Birleşmiş Milletler'di. Ama bugün gelinen noktada artık bu cevap vermiyor çünkü Sayın Cumhurbaşkanı dediği gibi dünya 5'ten büyük oldu. İkinci Dünya Savaşı'yla birlikte dünya 5'ti. Ondan sonra işte G7'sidir, G20'sidir vesaire gibi sistemlerle bir düzeni oturttular. Herkes G7'ye çalıştı. G20'deki de G7'ye çalıştı. Diğer ülkelerde G20'nin adlı oldu. Böyle bir dünya hiyerarşisi oluştu."
TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ KONUMUNA DİKKAT ÇEKTİ
Mevcut küresel sistemin eskisi gibi işlemediğini öne süren Ünal, teknolojide yaşanan gelişmelerin ülkelerin imkanlarını ve küresel güç dengelerini değiştirdiğini ifade etti.
Afrika ülkeleriyle ilişkilerden Balkanlar’daki yapay zeka çalışmalarına kadar farklı örnekler veren Ünal, Türkiye’nin de özellikle savunma sanayisi başta olmak üzere çeşitli alanlarda Batı’dan bağımsız çalışmalar yapabildiğini savundu.
Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
"Bugün gelinen noktada bu artık çalışmıyor. Çünkü çalışmaması nedeni kendi işlerindeki bozulmalar olsun, gelişen teknoloji olsun, yaptıkları zulümlerin artık kılıfa sığmıyor oluşu olsun. Türkiye savunma sanayi başlığı olmak üzere birçok alanda batıdan bağımsız çok ciddi işler yapabiliyor."