Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni görüşmek üzere toplandı.
Komisyonda, teklifin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de söz aldı. Koçyiğit’in konuşmasının son bölümünde süreçte rol aldığını belirttiği isimlere teşekkür ederken Abdullah Öcalan’ın adını da anması, komisyonda tansiyonun yükselmesine neden oldu. İYİ Parti milletvekilleri Koçyiğit’in sözlerine tepki gösterirken, İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, “Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde bebek katili eşit tutulamaz” ifadelerini kullandı.
KOÇYİĞİT: “TARİHİ BİR EŞİKTEYİZ”
Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın konuşmasının ardından kanun teklifinin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’e söz verdi. Koçyiğit, Türkiye’nin önemli bir dönemeçten geçtiğini belirterek konuşmasına şu sözlerle başladı:
“Tarihi bir eşikteyiz ve bu eşiği güçlü aşarsak yarınları güçlü kurma, yarınlara güçlü adımlarla ilerleme ve özlediğimiz eşit, özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafe katetmiş olacağız. Bu anlamıyla her bir milletvekili arkadaşımızın, her bir siyasi partinin ve bu ülkede eşitlikten, özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz”
DEM Parti olarak kanun teklifine tarihsel bir perspektifle yaklaştıklarını söyleyen Koçyiğit, farklı siyasi parti geleneklerinden gelen milletvekillerinin sürece katkı sunması gerektiğini ifade etti. Koçyiğit şöyle konuştu:
“Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil; aynı zamanda bu ülkede yaşayan insanlar, bu ülkede yaşayan milyonları temsil edenler olarak da temsil ettiğimiz halklarımıza borcumuzu onları bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamıyla bütün milletvekili arkadaşların da bu bakış açısıyla, bu bilinçle sürece katkı koymaları ve bu yasa teklifine de öyle ele almaları gerektiğine inanıyoruz”
“27 ŞUBAT ÇAĞRISI BÜYÜK BİR MANİFESTODUR”
Koçyiğit, kanun teklifinin ilk imzacılarından biri olarak komisyonda söz almasının önemine de dikkat çekti. DEM Parti Grup Başkanvekili, siyasi parti geleneklerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Biz DEM Parti olarak bizden önce kapatılan diğer bütün siyasi parti gelenekleri açısından da ifade edersek ilk defa Mecliste ve bir komisyonda bir ilk imza sahibi bir teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Bu anlamıyla bunun öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Attığımız imzalar alelade birer sadece tükenmezin mürekkebinin kağıda akması değil; aslında bugüne kadar bizi yan yana tutan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır”
Konuşmasında Orta Doğu’daki savaş ve çatışmalara da değinen Koçyiğit, bölgedeki gelişmelerin yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkardığını savundu. Koçyiğit, Filistin’de yaşananlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Savaşlar, işgaller, katliamlar ve Orta Doğu'da yaşananların her birimize öğretmesi gereken, her birimize göstermesi gereken bir gerçeklik, bir hakikat olduğunu düşünüyoruz. 2026 yılında bütün dünyanın gözleri önünde aslında çok daha önceden başlayan Filistin soykırımını, Filistin katliamını her birimiz izledik. Dünyanın gözü önünde oldu. Resmi rakamlara göre bile 70-80 bin insanın yaşamını yitirdiği bir büyük soykırıma tanıklık ettik”

Koçyiğit, konuşmasında “27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na da geniş yer verdi.
“Barış ve demokratik toplum süreci aslında halkların lehine tarihe yapılmış bir müdahaledir. Ezilen, yok sayılan; inancı, kimliği nedeniyle hiçleştirilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimler, halklar ve inançlar lehine tarihin akışına yapılmış halklar lehine bir müdahaledir. Yani büyük bir manifestodur. Halkların özneleşme çağrısıdır. Halkların kendi kaderini ellerine alma çağrısıdır ve bu anlamıyla da Orta Doğu açısından da Türkiye açısından da önemi çok büyüktür ve barışın kapısını açmaya aday büyük bir çağrıdır”
“KÜRT SORUNU HERKESİN ORTAK SORUNUDUR”
Sürecin yalnızca DEM Parti'nin ya da Kürtlerin sorumluluğunda olmadığını savunan Koçyiğit, siyasi aktörlerin tamamına sorumluluk düştüğünü söyledi. Koçyiğit, “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti'nin, sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur, muhalefetin sorunudur, iktidarın sorunudur, bütün yurttaşların ortak sorunudur” dedi.
Kanun teklifinin mevcut haliyle eksikleri bulunduğunu da ifade eden Koçyiğit, buna rağmen düzenlemenin tarihsel öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti:
“Biz de en temelde bu yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. O anlamıyla bunun için kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz. Elbette önümüze gelen metinde bizim de tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu, bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor”
“DEMOKRATİK CUMHURİYET 86 MİLYONUN ORTAK GELECEĞİDİR”
Koçyiğit, teklifin yalnızca belirli bir sorunun çözümüne yönelik yasal düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bunu demokratik dönüşümün başlangıcı olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Koçyiğit, “Bizler DEM Parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun ve zorlu demokratik bir dönüşüm yolculuğunun ilk adımını oluşturuyor ve çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkanını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır. Mesele bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir” ifadelerini kullandı. “Demokratik Cumhuriyet” vurgusunu sürdüren Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Bizim ifade ettiğimiz Demokratik Cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi, Cumhuriyet'in toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil; bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır”
“BARIŞ EKONOMİK REFAHIN DA KAPISINI AÇACAK”
DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, çözüm sürecinin ekonomik boyutuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, kaynakların güvenlik politikalarından sosyal alanlara yönlendirilmesinin ekonomik ve toplumsal refah açısından önemli sonuçlar doğuracağını savundu.
“Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır. Kaynakların silahlanmaya ve güvenlikçi politikalara değil; barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır. Barış; ekmeğin büyümesi, sofraların bereketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır”
KOÇYİĞİT'İN ÖCALAN'A TEŞEKKÜRÜ KOMİSYONU GERDİ
Koçyiğit’in konuşmasının son bölümü ise komisyondaki tartışmanın fitilini ateşledi. DEM Parti Grup Başkanvekili, süreçte rol aldığını belirttiği isimlere teşekkür ederken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı ve kanun teklifine imza atan milletvekillerinin yanı sıra Abdullah Öcalan’a da teşekkür etti.
Bu sözler üzerine İYİ Parti sıralarından art arda tepkiler yükseldi. Komisyonda “Söyleyemezsin”, “Neyi anıyorsun burada?”, “Anayasayı ihlal ediyorsunuz”, “Neden uyarmıyorsunuz?”, “Türkiye Cumhuriyeti Meclisi'nde bebek katili eşit tutulamaz”, “Yazıklar olsun” ve “Siz de uyaracaksınız” şeklinde ifadeler kullanıldı.
Koçyiğit, gelen tepkilere rağmen konuşmasını sürdürmeye çalıştı. Muhalefet partilerinin genel başkanlarına, TBMM Başkanı’na ve kanun teklifine imza atan milletvekillerine de teşekkür ettiğini belirtti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz ise “Bebek katilinin neyine teşekkür ediyorsunuz?” diyerek tepki gösterdi. Karşılıklı bağrışmaların devam ettiği sırada Koçyiğit konuşmasını tamamladı.

AKÇAY: “BU TEKLİF BİR AF DÜZENLEMESİ DEĞİLDİR”
Koçyiğit’in ardından Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, kanun teklifinin ilk imzacılarından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’a söz verdi. Akçay, düzenlemenin geçici bir siyasi metin olmadığını savunarak teklifin amaçlarını anlattı.
“Bu teklif aynı zamanda mevcut kazanımları kalıcılaştırmayı, sonuca ulaştırmayı, kamu güvenliğini güçlendirmeyi, toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı desteklemeyi, silahlı terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesini ve milyonlarca vatandaşımızın 50 yıllık huzur beklentisini hukuk düzeni içerisinde yönetmeyi amaçlayan özel, koşullu ve denetime açık bir yasal çerçevedir”
Teklifin yalnızca hukuki bir metin olmadığını söyleyen Akçay, “Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadele tecrübesinden süzülüp gelen, güvenlik ve hukuk çatılarını aynı potaya koyan özgün bir Türkiye modelidir” dedi. Kamuoyunda teklifin niteliği konusunda bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışıldığını savunan Akçay, düzenlemenin af olmadığını özellikle vurguladı:
“Burada en başta şu özetin altını net bir şekilde çizmek gerekir: Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Mahkümiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Ceza sorumluluğunu silmemektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalarla kesinleşmiş mahkümiyet hükümlerinin hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Teklifin özü şudur: Belirli ağır şartların gerçekleşmesi halinde, belirli suçlar bakımından, belirli sürelerle ve yargısal karar mekanizmaları içinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesidir.”
Akçay, düzenlemenin hukuk devleti ilkesine, kamu düzeninin korunmasına, ceza adalet sisteminin amaçlarına ve devletin stratejik aklına uygun olduğunu söyledi.
“KANUN YÜRÜRLÜĞE GİRER GİRMEZ OTOMATİK SONUÇ DOĞURMAYACAK”
Teklifin genel veya özel af niteliğinde olmadığını yineleyen Akçay, düzenlemenin şarta bağlı bir erteleme rejimi öngördüğünü belirtti. Akçay şöyle konuştu:
“Genel afta kamu davası ve ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Özel afta ise ceza ortadan kaldırılır, azaltılır veya başka bir cezaya çevrilir. Oysa bu teklif; suçun varlığını, mahkümiyet kararını, ceza sorumluluğunu ve hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Buradaki getirilen düzenleme şarta bağlı erteleme rejimidir”
Akçay, kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte herkes açısından otomatik bir sonuç doğmayacağını, düzenlemenin resen uygulanmayacağını ve başvuru yapan kişiler bakımından değerlendirme yapılacağını belirtti. Başvurunun tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Akçay, karar mekanizmalarını şöyle açıkladı:
“Kararlar; Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya infaz hakimi tarafından verilecektir. Kararlara karşı itiraz ve kanun yolu imkanı bulunmaktadır. Erteleme süresi içinde terör suçu işlenirse erteleme kaldırılacaktır. Süre suç işlenmeksizin geçirilirse soruşturma veya kovuşturma bakımından kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilecek, infaz bakımından ceza infaz edilmiş sayılacaktır”
Akçay, teklifin hukuki sonuçlarını da şu sözlerle değerlendirdi:
“Dolayısıyla teklif; hukuki sonuçları bakımından mutlak, sınırsız ve koşulsuz bir bağışlama değil; kamu güvenliği amacıyla düzenlenmiş şartlı, takip edilebilir ve denetlenebilir bir ceza adalet uyum mekanizmasıdır”
“SİLAHLAR TAMAMEN TESLİM EDİLMEDEN TEK BİR HÜKÜM İŞLEMEYECEK”
Teklifin birinci maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçay, düzenlemenin uygulanabilmesi için öngörülen ön şartı da açıkladı. Akçay’a göre sistemin devreye girebilmesi için Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ve mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin ise Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Resmi Gazete’de yayımlanması öngörülüyor. Akçay, bu konudaki devlet otoritesine vurgu yaparak şöyle konuştu:
“İnisiyatif mutlak surette devletin güvenlik kurumlarının ve MGK'nın elindedir. Silahlar tamamen teslim edilmeden, örgüt lağvedilmeden bu kanunun tek bir hükmü işlemeyecektir”
Teklifin ikinci maddesinin kapsamına da değinen Akçay, bazı suçların düzenlemenin dışında tutulduğunu belirtti:
“Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarıyla 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bu kanunun kapsamı dışındadır. Devlete, cana kasteden eylemleri bu erteleme mekanizmasının dışında tutarak adalet terazisinin dengesini ve millet vicdanını koruma altına almıştır”
“DEVLET KİMSEYİ AFFETMEMEKTEDİR”
Akçay, teklifin üçüncü ve altıncı maddelerinde soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenme yöntemlerinin düzenlendiğini söyledi. Cezası 15 yıla kadar olanlar için 5 yıl, 15 yıldan fazla veya müebbet hapis cezalarında ise 10 yıllık erteleme ve denetim süresi öngörüldüğünü belirten Akçay, düzenlemenin af olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu:
“Cezası 15 yıla kadar olanlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla veya müebbet olanlarda ise 10 yıllık bir erteleme ve denetim süresi öngörülmektedir. Buradaki hukuki incelik şudur: Devlet kimseyi affetmemektedir, devlet kişiyi bir denetim sürecine tabi tutmaktadır”
Erteleme süresi içerisinde yeniden terör suçu işlenmesi durumunda mekanizmanın sona ereceğini belirten Akçay, bu durumda yargılama ve infazın devam edeceğini söyledi:
“Madde açıkça hükmediyor: Eğer bu erteleme süresi içinde kişi yeniden bir terör suçu işlerse erteleme derhal iptal edilecek, yargılama ve infaz kaldığı yerden en ağır haliyle devam edecektir. Üstelik bu yenisi için bir daha erteleme hakkı da verilmeyecektir. Bu, devletin şefkat elini uzatırken kudret kılıcını da hazır beklettiğinin en hukuki ispatıdır”
BAŞVURU İÇİN 6 AYLIK SÜRE
Teklifin dokuzuncu maddesine de değinen Akçay, sürecin kendiliğinden başlamayacağını belirtti. Akçay, kişilerin MGK tarafından alınan kararın ardından 6 ay içerisinde yazılı olarak başvuru yapmasının öngörüldüğünü söyledi.
“Kişilerin MGK tarafından alınan karardan itibaren 6 ay içinde bizzat yazılı olarak devlete başvurması gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yani kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin adli makamlarına iradesini teslim edecek, devletin otoritesini tanıyarak bu mekanizmaya dahil olacaktır”
Akçay ayrıca teklifin 10. maddesiyle süreçte görev alacak kamu görevlileri ve komisyon üyelerinin hukuki, idari ve cezai sorumluluktan muaf tutulmasının öngörüldüğünü ifade etti. Konuşmasının sonunda teklifin genel amacına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapan Akçay, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kanun teklifi, Türkiye Cumhuriyeti'nin muazzam mücadelesinin hukuk içerisinde bir toplumsal barışa dönüştürme projesidir. Bu metinde zafiyet yoktur, devletin sarsılmaz iradesi vardır. Bu metinde taviz yoktur, MGK'nın ve bağımsız yargının denetimi vardır. Bu metinde unutkanlık yoktur, kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakan bir vefa ve adalet vardır. Bu metinde iç cephesi kenetlenmiş güçlü Türkiye'nin kararlılığı vardır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasını ve milletimizin ebedi kardeşliğini tesis edecek bu hukuki mimarinin altına imzamızı atmaktan büyük onur duyuyoruz. Bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok büyük bir uzlaşmayla çıkacağına inanıyorum.”
GÖRÜŞMELER DEVAM ETTİ
Erkan Akçay’ın konuşmasının ardından Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, kanun teklifinin ilk imza sahiplerinden CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’e söz verdi.
