Ortadoğu’da tansiyon giderek yükselirken, bölgedeki gelişmeler uluslararası kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Bu kritik süreçte açıklamalarda bulunan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahim Dusak, Türkiye’nin dış politikadaki yaklaşımını net ifadelerle ortaya koydu. Dusak, Türkiye’nin en başından itibaren savaşın karşısında, diyalog ve çözümün yanında yer aldığını belirtti.
İran’da bulunduğu dönemde olayların başlangıcına tanıklık ettiğini dile getiren Dusak, Türkiye’nin tavrını uluslararası platformlarda da açık şekilde ifade ettiğini söyledi. Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel ölçekte istikrarı önceleyen bir politika izlediğini vurgulayan Dusak, bu yaklaşımın sadece söylemde değil sahada da karşılık bulduğunu ifade etti.
"GÖRÜNENDEN FAZLASI VAR"
Bölgede yaşanan gelişmelerin yalnızca yüzeyde görünen nedenlerle açıklanamayacağını belirten Dusak, İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilimin çok daha derin bir arka plana sahip olduğunu söyledi. Nükleer tartışmaların öne çıkarıldığını ancak asıl meselenin Ortadoğu’daki güç dengelerinin yeniden şekillendirilmesi olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte gerilimi düşürmek adına önemli bir rol üstlendiğini dile getiren Dusak, özellikle çatışmaların büyümesini engellemek adına diplomatik kanalların aktif şekilde kullanıldığını belirtti. Dusak'a göre, bu tür krizlerde askeri müdahaleler yerine diyalog mekanizmalarının işletilmesi hayati önem taşıyor.
“İNSANLIK DIŞI BİR TABLO”
Açıklamalarında Gazze’de yaşanan dramı geniş şekilde ele alan Dusak, bölgedeki durumun artık sıradan bir çatışma olarak tanımlanamayacağını söyledi. Gazze’nin adeta bir açık hava hapishanesine dönüştüğünü ifade eden Dusak, sivillerin doğrudan hedef alındığını ve temel yaşam koşullarının ortadan kalktığını vurguladı.
Sağlık sisteminin çöktüğünü, hastanelerin saldırı altında olduğunu ve insanların en basit ihtiyaçlara bile ulaşmakta zorlandığını belirten Dusak, yaşananların uluslararası hukuk açısından da ciddi ihlaller içerdiğini dile getirdi. Bunun artık bölgesel bir kriz olmanın yanı sıra küresel bir vicdan meselesi haline geldiğini söyledi.
ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI
Ortadoğu’daki gelişmelerin uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dusak, mevcut tabloda ciddi bir çifte standart bulunduğunu savundu. Kuralların bazı aktörler için geçerli olmadığını belirten Dusak, bu durumun küresel adalet sistemine olan güveni sarstığını dile getirdi. Uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir ortamda kalıcı barışın mümkün olmayacağını ifade eden Dusak, bu nedenle daha güçlü ve tutarlı bir uluslararası duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi.
MESCİD-İ AKSA VE KİMLİK MESELESİ
Dusak, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının sadece dini değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir anlam taşıdığını belirtti. Bunun, bölgedeki egemenlik ve kimlik tartışmalarının bir yansıması olduğunu ifade etti. İbadetin engellenmesinin, bir toplumun varlığının ve kimliğinin sorgulanması anlamına geldiğini vurgulayan Dusak, yaşanan gelişmenin İslam dünyasında derin bir yankı uyandırdığını söyledi.
KÜRESEL KRİZ DERİNLEŞİYOR
Ortadoğu’daki gerilimin artık bölgesel sınırları aştığını belirten Dusak, yaşananların küresel ekonomiyi doğrudan etkilediğini ifade etti. Özellikle enerji hatlarının risk altına girmesiyle birlikte petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Hürmüz Boğazı gibi kritik noktaların bu süreçte daha da önemli hale geldiğini vurgulayan Dusak, enerji akışında yaşanacak herhangi bir aksamanın tüm dünyayı etkileyeceğini belirtti. Bu nedenle krizlerin sadece askeri değil ekonomik sonuçlarının da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ROLÜ
Türkiye’nin coğrafi konumu sayesinde stratejik bir avantaja sahip olduğunu belirten Dusak, ülkenin enerji koridorları açısından kritik bir merkez olma yolunda ilerlediğini söyledi. Körfez’den Avrupa’ya uzanan enerji hatlarının Türkiye üzerinden geçmesinin planlandığını ifade eden Dusak, projelerin sadece ekonomik değil jeopolitik açıdan da büyük önem taşıdığını dile getirdi. Türkiye’nin dış politikada yalnızca kendi çıkarlarını değil, aynı zamanda küresel istikrarı gözeten bir yaklaşım benimsediğini vurgulayan Dusak, bu yönüyle ülkenin dengeleyici bir aktör olduğunu söyledi.