Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin (SUBÜ) düzenlediği SUBÜ Konuşmaları programının 126’ncı bölümünde, yapay zekânın geleceği ve çalışma hayatına etkileri masaya yatırıldı. Programa konuk olan SUBÜ Yapay Zeka ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAZEM) Müdürü Doç. Dr. Ali Furkan Kamanlı, yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmelerin mesleklerin yapısını değiştireceğini söyledi.
İnternet üzerinden canlı yayınlanan programda Kamanlı, Araştırma Görevlisi Nur Bağrı Polat’ın sorularını yanıtladı. Söyleşide yapay zekânın gelişim süreci, fiziksel yapay zekâ, Yapay Genel Zekâ (AGI), süper zekâ, eğitim hayatı ve üniversitelerin değişen rolü gibi başlıklar değerlendirildi.
“YAPAY ZEKAYI KULLANAN BİRİ İŞİNİZİ ELİNİZDEN ALACAK”
Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisinin yalnızca iş kayıpları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kamanlı, mesleklerin görev ve sorumluluklarının zaman içinde değişeceğine işaret etti. Kamanlı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zeka işinizi elinizden almayacak, yapay zekayı kullanan biri işinizi elinizden alacak. Yapay zeka da yeni meslekler getirecek. Gelecekte en küçük kuru temizlemecinin, restoranın veya eğitim firmasının bile yapay zeka entegrasyonuna ve bu alanda uzmanlaşmış insanlara ihtiyacı olacak. Araştırmalara göre önümüzdeki 15 yılda mesleklerin yüzde 60'ı kaybolacak ama bir o kadar yeni meslek türeyecek ve mevcut mesleklerin tamamı şekil değiştirecek. Siz bir inşaat mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi veya sağlık çalışanı olabilirsiniz. Yapay zekayı alanınızda kullandığınız an yanınıza bir sıfır eklemiş olursunuz. Yapay zekayı bir beyin fırtınası arkadaşı veya istişare meclisi gibi kullanmalıyız. Ancak yapay zekanın sunduğu her şeyi sorgulamadan doğru kabul etmek, sert yiyecekler yemediğimizde çene kaslarımızın zayıflaması gibi insanın düşünme kabiliyetini zayıflatabilir."

Kamanlı’nın mesleklerin geleceğine ilişkin değerlendirmesi, uluslararası araştırmalarda ortaya çıkan işlerin ve becerilerin dönüşümü tartışmasıyla da örtüşüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2025 tarihli çalışmasına göre dünya genelinde çalışanların yaklaşık dörtte biri üretken yapay zekâya belirli düzeylerde maruz kalan mesleklerde bulunuyor. Araştırma, yapay zekânın mevcut işlerin tamamen ortadan kalkmasından ziyade görevlerin ve çalışma biçimlerinin dönüşümüne yol açmasının daha olası olduğunu ortaya koyuyor.
“YAPAY ZEKA HENÜZ GELİŞİM EVRESİNDE”
Yapay zekâ teknolojilerinin henüz gelişiminin ilk aşamalarında olduğunu belirten Kamanlı, teknolojinin akademiden iş dünyasına, tasarımdan yazılım geliştirmeye kadar geniş bir alanda alışkanlıkları değiştirdiğini söyledi. Kamanlı, bu dönüşümü şöyle anlattı:
"Şu an henüz işin başlangıcındayız. Yapay zeka dönüşümü bir süreçtir. Bebeklikten çocukluğa geçiş, yavaş yavaş gençlik ve büyütme evrelerini de göreceğiz. ChatGPT bizim için farklı bir milat oldu. Sonraki aşamalarda bunun sahaya, akademik hayata ve öğrencilerin alışkanlıklarına yansımasının dünyayı değiştirdiğini gördük. Tasarım, kod yazma ve proje geliştirme alışkanlıklarımızın tamamı dönüşüyor."
Yapay zekânın çalışma hayatındaki etkisi yalnızca belirli teknoloji meslekleriyle sınırlı kalmıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 tarihli araştırmasında işverenler, 2030’a kadar çalışanların mevcut temel becerilerinin yüzde 39’unun değişeceğini öngörüyor. Raporda yapay zekâ ve büyük veri, en hızlı yükselmesi beklenen beceri alanları arasında gösterilirken; analitik düşünme, yaratıcı düşünme, esneklik ve yaşam boyu öğrenme gibi insani becerilerin de önemini koruyacağı belirtiliyor.
“KENDİ VERİLERİMİZLE ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ”
Programda yapay zekânın geleceğine ilişkin tartışmaların önemli başlıklarından olan Yapay Genel Zekâ (AGI) ve süper zekâ kavramlarına da değinen Kamanlı, Türkiye’nin kendi veri ve bilgi birikimini yapay zekâ sistemlerine aktarmasının önemine dikkat çekti. Kamanlı, Türkiye’de yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılması ve nitelikli insan kaynağının artırılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Türkiye'de şu an aktif yapay zeka kullanan sayısı 85 milyonda 6-7 milyon civarında. Cumhurbaşkanlığımızın Eylem Planı ile 5 milyon vatandaşımıza eğitim verilmesi ve 10 bin nitelikli mühendisin yetiştirilmesi hedefleniyor. Yapay zekanın taraflı olmaması için kendi verilerimizle çalışmak zorundayız. Örneğin Cezeri'yi yapay zekaya biz öğretmezsek, robotiği sorduğumuzda Cezeri cevabını alamayız. O yüzden kendi dokümanlarımızı ve birikimimizi bu modellere tanıtmalı ve biz üretmeliyiz."

Türkiye’de yapay zekâ kullanımına ilişkin daha güncel ölçümler de teknolojinin bireyler ve işletmeler arasında giderek yaygınlaştığını gösteriyor. TÜİK’in 2025 Yapay Zeka İstatistikleri’ne göre, 10 ve daha fazla çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 7,5’i herhangi bir yapay zekâ teknolojisi kullandığını beyan etti. Bu oran büyük ölçekli işletmelerde yüzde 24,1’e kadar yükseldi. Bireylerde ise üretken yapay zekâ kullanım oranı yüzde 19,2 olarak ölçüldü.
TÜİK verilerinde özellikle gençlerin yapay zekâ kullanımının daha yüksek olması dikkat çekti. 16-24 yaş grubundaki bireylerde üretken yapay zekâ kullanım oranı yüzde 39,4 olarak kaydedildi. Yapay zekâ kullanan bireylerin yüzde 33,8’i teknolojiden mesleki amaçlarla yararlandığını belirtti.
“ÖNEMLİ OLAN ALGORİTMANIN MANTIĞINI ÇÖZMEK”
Yapay zekâ araçlarının kod üretebilmesinin temel yazılım ve algoritma bilgisinin önemini ortadan kaldırmadığını ifade eden Kamanlı, özellikle öğrencilerin teknolojinin sunduğu kolaylıkların arkasındaki sistemi anlaması gerektiğini vurguladı. Kamanlı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Siz sistemi, algoritmayı ve mimariyi bilmezseniz yüzlerce kişinin kullanacağı bir projede kontrolü kaybedersiniz. Kod yazarken noktalı virgül koymak önemsizleşmiş olabilir ama algoritmayı kurmak ve mantığı yürütmek tamamen insana aittir. Bu yüzden öğrencilerimiz kolaylığa kaçmadan işin mantığını ve algoritmasını öğrenmek zorundadır."
Yapay zekânın yazılım geliştirme süreçlerinde daha fazla kullanılmasıyla birlikte teknik becerilerin niteliği de tartışılıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporunda yapay zekâ, büyük veri, ağlar ve siber güvenlik ile teknoloji okuryazarlığı önümüzdeki yıllarda talebi en hızlı artması beklenen beceriler arasında yer alıyor. Raporda bunun yanında yaratıcı düşünme, dayanıklılık, esneklik ve yaşam boyu öğrenme gibi becerilerin de iş dünyasında önemini sürdüreceği belirtiliyor.



