Yozgat'ın tarihi Tol Çarşı'sı 250 yıllık geçmişiyle dikkat çekiyor
Kültür Sanat Muhabirleri Derneği tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın destekleriyle düzenlenen Medya, Kültür, Sanat ve Turizm Buluşmaları kapsamında gazeteciler, Yozgat'ın tarihi Tol Çarşı'sını yerinde inceleyerek bölgenin kültürel mirasına ilişkin bilgi aldı. Program kapsamında Yozgat Belediyesi Kültür ve Turizm Birimi'nde görev yapan Serap Akgül, Tol Çarşı'nın tarihi, mimari özellikleri ve vakıf sistemi hakkında gazetecilere ayrıntılı bilgiler verdi.
Tol Çarşı'nın temelleri 18. yüzyılda atıldı
Akgül, Tol Çarşı'nın, Çapanoğlu Camii'nin doğu cephesi ile çevresinde konumlandığını belirterek çarşının, Kapıcıbaşı Çapanoğlu Mustafa Bey, Süleyman Bey ve Abdülfettah Bey tarafından 1780-1798 yılları arasında inşa ettirildiğini söyledi. Çarşının gelişiminin, Çapanoğlu ailesinin oluşturduğu vakıf sistemiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Akgül, camiye gelir sağlamak amacıyla çok sayıda dükkânın vakfedildiğini aktardı. Serap Akgül'ün verdiği bilgilere göre, 28 Aralık 1780 tarihli Mustafa Bey Vakfiyesi'nde cami yanında 80 dükkân ve bunlara bitişik bir han bulunuyor. 30 Eylül 1793 tarihli Süleyman Bey Vakfiyesi'nde ise mektep çevresi, eski hamam caddesi, cami karşısı ve farklı noktalarda toplam 51 dükkân kayıt altına alınıyor. 7 Ocak 1798 tarihli Abdülfettah Bey Vakfiyesi'nde de 32 dükkân ile çeşitli taşınmazlar vakfediliyor. Böylece üç vakfiyede yer alan toplam 163 dükkân, Çapanoğlu Camii'nin önemli vakıf gelirlerine sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Yaklaşık 200 dükkândan yalnızca 40-50'si ayakta kaldı
Akgül, geçmişte Tol Çarşı'da yaklaşık 200 dükkânın bulunduğunu belirterek, günümüzde bunlardan yalnızca 40 ila 50 kadarının ayakta kalabildiğini söyledi. Bugün korunabilen tarihî dükkânların büyük bölümü Tol Çarşı ile Tenekeciler Sokağı üzerinde yer alıyor. Akgül, çarşıdaki dükkânların sarı kesme taştan inşa edildiğini belirterek yapıların kareye yakın dikdörtgen veya dikdörtgen planlı olduğunu ifade etti. Beşik tonoz örtü sistemine sahip dükkânların dışa açılan bölümlerinde dikdörtgen kapılar veya yuvarlak kemerli girişlerin kullanıldığını dile getiren Akgül, günümüze ulaşamayan bazı yapıların ise üçgen alınlıklı mimari özellik taşıdığını kaydetti.







