Bir milletvekili adı Yeliz. Daha doğrusu sosyal medyadaki takma adı Yeliz. Doğduğunda kulağına ezan okunarak konulmuş bir ad değil. Sonradan kendisi benimsemiş ve bu takma adla mecliste yayınlar yapmış.

Bu Yeliz ablamız, pardon abimiz geçenlerde bir laf sarf etti ki, hakikaten tam bir laf sarfiyatıydı. Dedi ki; “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” babında bir şeyler salladı.

Önce cihat öğretilecekmiş. Sivilceleri yeni peydah olmuş ergen evladınıza; “Lan bırak metamatiği, astronomi, ilimi fenni, hele şu kaleşnikofu bir al da önce bir cihat öğren. Matematiği öğrenip uzayda fink atacağına, roketatarı bir salla düşmanlara fink attır.”

Zihniyet veya anlatılmak istenen üç aşağı beş yukarı bu. Birkaçı direk savunmaya geçip; “aslında öyle demedi de falan da filanda” diyecektir.

Velev ki öyle demedi de biz öyle anladık. O zaman hem tarihe, hem de mevcut duruma bakalım.

Zamanın ünlü matematik, tıp astronomi ve bilim adamları var. Ali Kuşçu, Buruni, Uluğ Bey, İbn-i Sina, Farabi, Mimar Sinan vs. gibi. İslam’a bu alanda altın çağını yaşatmış kişiler. Her biri zamanın dehası.

Şimdi de günümüze bakalım, hatta Yeliz’lerin dönemine küçük bir bakış atalım. Fen alanında 54 ülke içinde 47. Sıradayız. Matematikte 72 ülke arasında 50. Sıradayız. Son yıllarda küme düşe düşe, amatör lige inmiş, golü kalemizde hem de doksandan yemişiz, anlayacağınız. Yeliz ve avanesi hala cihat çağrısı yapadursun.

Sadece biz değil, İslam alemi son yıllarda toptan çuvallamış. Elalem Mars’ta su ararken, bizimkiler “Aç kalırsanız baldızınızı yiyebilirsiniz” demiş. Dudak büktüğümüz avuç kadar ülkeler, matematikte tavan yaparken, bizimkiler cennette kaç huri verileceğinin parmak hesabına düşmüş.

Elalem geometrik açılarla meşgulken, bir taraf cenah küçük kız çocuklarının etek açıklığının hesabındalar. İşlerine gelen her hadise zıplayıp sarılanlar, Hz. Muhammed’in şu hadislerine kör, sağır ve dilsizleşirler; “İlim Çin de bile olsa gidiniz. Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir. Kim ilim talep ederse, geçmişteki günahlarına kefaret olur.”

Aslında bilirlerde, işlerine gelmez. Onlar ister ki, sormasınlar, araştırmasınlar, sorgulamasınlar, körü körüne bağlansınlar. İçlerinden birisi zamanında; “Eğitim seviyesi arttıkça, oylarımız düşüyor” cevherini yumurtlamadı mı? Yumurtaya can veren Allah, bunu diyene de sürpriz yumurta kadar sevimlilik vereydi keşke.

Suç ne dinde, ne de dinini iyi bilenlerde. Suç, dini kendi kişisel çıkarları için eğip bükerek, kendi anlayışına uygun hale getirip, bunu da bazı sallama hadislerle soslayarak amacına uygun kalıba sokanlarda.

İlk emri “Oku” olan bir dinin bu kadar kör-cahil bir cemaati nasıl olabilir? Öğretmekten ziyade inandırmaktan geçiyorsa tüm kavşaklar, bal gibi olur. İstediğine inandırır, işine geldiğine müptela eder, çıkarına göre bir sınır çizer. Sen de öğrenmeye anlamaya çalışmazsan, kolaycılığa kaçıp kör biatla bağlanırsan, labirentteki fare gibi döner durursun. Ne kadar peynir verirlerse, o kadar kölesisindir artık.

Deve sidiği, ahiret ateşine dayanıklı kefen, peygamberin saçını yıkadığı paketlenmiş su, hem dünyalığına trilyonlar, hem de kefenine ekstra cep dahil eden bir cemaat lideri ve ona bağlanan milyonlarca kişi varken, az bile demiş Yeliz. Onun adı Yeliz, ama ya diğerlerine ne demeli, bunlara para verenlere dense dense anca denir keriz.

Bunca yıldır cihat yapılıyordu da, 8 milyon İsrail ile bir buçuk milyarlık İslam alemi neden hala başa çıkamadı? Demek ki ilim ve zeka her daim kılıçtan keskindir ve en büyük cihat cehalete karşı yapılandır.

HAFTANIN HABERİ:Süne için çiftçilere muska yazan tarlasız H.A(82), 500 dönüm yer eken O.K(32) den daha fazla para kazandı.

HAFTANIN SÖZÜ: Senin ismini hatırlayan son kişide öldüğünde, aslında hiç doğmamış olacaksın.

SAYGILARIMLA